Akşamın yorgunluğu çöktüğünde koltuğa uzanıp televizyonu açmak, günün telaşından uzaklaşmanın en kolay yollarından biri gibi geliyor. Ekranın ışığı odayı doldururken zihnimiz de birkaç saatliğine gündelik hayatın gürültüsünden uzaklaşıyor. Oysa bazen dinlenmek için seçtiğimiz bu küçük alışkanlıklar, yıllar içinde sağlığımız üzerinde düşündüğümüzden daha büyük izler bırakabiliyor.
Geçtiğimiz aylarda Alzheimer's and Dementia dergisinde yayımlanan ve yaklaşık bin 700 yetişkinin 24 yıla yakın süre izlendiği bir araştırma da tam olarak bu noktaya dikkat çekiyor ve araştırma sonuçları gerçekten oldukça ilginç. Çünkü araştırmada orta yaşlarda sıklıkla televizyon izleyen erkeklerin beyin hacimlerinde küçülme tespit edildi. Söz konusu küçülmenin, Alzheimer hastalığına karşı hassas olan beyin bölgelerinde gerçekleştiği de belirlendi. Elbette ki bu sonuca bakıp, "Televizyon izlemek Alzheimer'a neden olur" gibi kesin bir sonuç çıkaramayız. Çünkü gözlemsel nitelikte olan araştırma, sadece televizyon izleme alışkanlığı ile beyin yapısındaki değişiklikler arasında bir ilişki ortaya koyuyor, doğrudan neden-sonuç ilişkisini kanıtlamıyor. Ancak bulgular, Alzheimer ve demans türleri açısından üzerinde durulması gereken başka bir gerçeği hatırlatıyor. O da beyin sağlığının yalnızca ileri yaşlarda düşünülmesi gereken bir konu olmadığı...
Haberin DevamıOTURMAK DEĞİL NASIL ZAMAN GEÇİRDİĞİMİZ ÖNEMLİ
Araştırmanın belki de en dikkat çekici verilerinden biri "oturmak" ile "televizyon karşısında pasif biçimde zaman geçirmek" arasındaki farkı ortaya koyması. Çünkü çalışmada iş nedeniyle uzun süre oturan ancak bu sırada okuyan, yazan, planlama yapan, e-posta yanıtlayan veya problem çözen kişilerin beyin yapılarında televizyon izleyenlerdeki benzer değişiklikler görülmedi. Ancak sık televizyon izleyen grubun beyin hacimlerinde küçülme tespit edildi. Elbette kısa aralıklarla televizyon izlemek tek başına demans nedeni değil. Fakat saatler süren pasif ekran alışkanlığının hareket etmekten, okumaktan, sohbet etmekten, üretmekten ve yeni şeyler öğrenmekten çalınan zaman anlamına geldiğini de unutmamak gerekiyor.
Haberin DevamıBEYNİMİZİ KORUMAK İÇİN NELER YAPABİLİRİZ
Tüm bu veriler ister istemez aynı soruyu akla getiriyor; "Peki beynimizi korumak için günlük hayatımızda neleri değiştirebiliriz" Aslında cevap, hayatımızı baştan aşağı değiştirmemizi gerektirecek kadar karmaşık değil. Gün içinde ne kadar hareket ettiğimizden nasıl beslendiğimize, zihnimizi ne kadar aktif tuttuğumuzdan sosyal ilişkilerimize kadar pek çok küçük alışkanlık bu konuda rol oynuyor. Üstelik bu alışkanlıkları kazanmak için ileri yaşları beklemek gerekmiyor, genç yaşlardan itibaren atılacak her adım, beynimizin sağlıklı yaşlanması açısından değer taşıyor. Bu noktada işe, günlük hayatın en temel parçalarından biri olan beslenme şeklinize bakarak başlayabilirsiniz. Çünkü beynimiz, vücudumuzdaki diğer organlar gibi düzenli ve kaliteli besinlere ihtiyaç duyuyor. Özellikle sebze ve meyvelerde bulunan antioksidan bileşikler, hücreleri oksidatif stresin neden olabileceği hasara karşı korumaya yardımcı oluyor. Bu nedenle sofrada farklı renklerde sebze ve meyvelere yer vermek, ceviz ve diğer kuruyemişleri ölçülü miktarlarda tüketmek, baklagilleri ve tam tahılları beslenme düzenine eklemek iyi bir başlangıç olabilir. Ayrıca balık ve zeytinyağının öne çıktığı Akdeniz tipi beslenme de beyin sağlığı açısından araştırılan beslenme modelleri arasında yer alıyor.
Haberin DevamıYAŞAM TARZINI TAMAMEN DEĞİŞTİRMEYE GEREK YOK
Beyin sağlığı söz konusu olduğunda en büyük yanılgılardan biri, korunmak için çok karmaşık bir programa ihtiyaç olduğunu düşünmek. Oysa yapılabilecekler, günlük hayatın içine küçük adımlarla yerleştirilebilir. Mesela televizyon karşısında geçirilen uzun ve kesintisiz saatleri kısaltmak, program arasında ayağa kalkıp hareket etmek, her gün yürüyüşe zaman ayırmak, kitap okumak, yeni bir beceri öğrenmek, bulmaca veya zihinsel uğraşlarla meşgul olmak ve arkadaşlarla yüz yüze vakit geçirmek bunların en ulaşılabilir olanları. Ayrıca sigara kullanmamak, aşırı alkolden kaçınmak, yeterli uyumak, işitme ve görme sorunlarını ihmal etmemek ve düzenli sağlık kontrollerini yaptırmak da bu bütünün parçaları.

9