Zulmü şampanyayla kutlamak!
Nazi Almanya'nın Nürnberg yasaları ile İsrail Meclisi'nin idam yasasını eşitleyen yazı, tarih tekerrürü mi yoksa farklı bağlamlardaki hukuki kararlar mı olduğu sorusunu açık bırakıyor.
Yazar, İsrail'in Filistinli mahkumlara karşı çıkardığı idam yasasını Nazi Almanya'nın hukuksuzluğuyla karşılaştırarak, iktidarın hukuku silah haline getirdiğini iddia ediyor. Bu karşılaştırmayı yasanın şampanyayla kutlanması ve uluslararası hukuka aykırılığı nedeniyle yapar. Fakat benzer bir yaklaşım İsrail tarafından meşru savunma hakkı ve güvenlik gerekçeleriyle nasıl haklı gösterilebilir?
Yıl 1935. Nürnberg, Nazi Almanya'sı...
Yasalar vardı, mahkemeler vardı, yargıçlar vardı ama adalet yoktu. Suç tanımları keyfi, infazlar önceden belirlenmişti. Hukuk, iktidarın silahı olmuştu: Böylece Yahudiler işlerini, mülklerini, vatandaşlık haklarını kaybetmeye başladı. Hüküm giydiler, toplama kaplarına gönderildiler. Her birinin yaşam hakkı ellerinden alındı ve bütün bunlar "yasal" görünüm altında gerçekleşiyordu.
Ve 2025. İsrail Meclisi.
Filistinli mahkumlara idam cezası getiren yasayı onayladı. Kararı şampanya patlatarak kutlamaya kalkıştılar. Oy birliği şartı aranmadı. Af ve temyiz yolları kapatıldı. Savcı kararı gerekmiyor. Mahkemenin İsrail Devleti'nin varlığını inkâr eden bir Filistinlinin kasten bir kişiyi öldürme suçu işlediğine kanaat getirmesi yeterli.
Fakat bir İsraillinin Nazi Almanya'sının Nürnberg'inde olduğu gibi Filistin halkının temel hakları ayaklar altına alan hukuk burada da iktidarın silahı oldu.
Daha sarsıcı olan ise ölümün bu kadar rahat, bu kadar gösterişli karşılanması. Yasanın şampanyayla kutlanması...Sanki bir reform yasası geçmiş gibi birbirlerini tebrik etmeleri. Ve öldürmeyi de ülkenin güvenliği diyerek gerekçelendirmeleri.
★★★
Elbette bu karar güvenlik kaygılarıyla açıklanamaz.
Uluslararası hukuka göre; İşgalci güç, kontrol ettiği topraklardaki sivilleri korumak zorunda. Keyfi cezalandırma yapamaz, adil yargılanma hakkını ihlal edemez.
Yani bir devlet, "güvenlik" gerekçesiyle bile olsa, işgal altındaki nüfusa istediği gibi ceza veremez.
Fakat iç politikada sıkışan Netanyahu ve İsrail devleti tehdit algısını ne kadar büyütürse yaptıkları zulüm ve hukuksuzluk da o kadar sorgulanmaz hale geliyor.
Bunu Gazze'de, Lübnan'da, İran'da da gördük.
Bugün bu hukuksuzluğun İsrail'de şampanya eşliğinde sahneleniyor olması, İsraillilerin Filistinlileri öldürmesinin neredeyse tamamen cezasız kalması güçlüler için hukukun nasıl bir oyuncak haline geldiğinin en canlı örneği.
Amerikalı gazeteci Chris Hedges'in sözüyle: "Güçlüler için kural yoktur; kurallar sadece zayıflar için vardır."
★★★
İsrail devletinin bugün işlediği suçların ağırlığı, Holokost trajedisini dünyaya unutturacak türden. Çünkü hiçbir mağduriyet bugün yapılan zulümleri haklı çıkartamaz. Zaten İsrail devleti de bugün topu, tüfeği, füzesi olmayan bir halka yaptığı zulmün üzerini Holokost ya da güvenlik gibi gerekçelerle örtemiyor. Artık birçok insan için Nazi Almanya'sının Nürnberg yasaları neyse, bugün İsrail Meclisi'nin yasaları da o.

4