Sömürge kafalılar

BİR okuyucum soruyor. "Bu ülkede neden bu kadar hain çıkıyor" diye. Ve devam ediyor; "Bugün sosyal medya korkunç bir silah haline dönüştü. Bu hainlerin algı çalışması ile birçok insanın kafası karıştırılıyor." Evet doğru. O sosyal medyadan bu ülkenin binlerce mühendisinin inşa ettiği Savunma Sanayiine bile saldıracak kadar cüret eden güruh var. Ancak ben bunları normal karşılıyorum. Çünkü her devirde ülkesini sevenlerin yanında ihanet edenler de olmuştur. Bu bir sınavdır. 1889'da Abdülhamid Han'a muhalif Jön Türk çevresinden bir grup genç "Ne işimiz var Yemen'de, Sudan'da, Mısır'da" diyerek, İngiliz elçiliğine gidip, İngiltere'ye desteklerini bildirmişti. İçlerinde ateist de vardı dindar görünümlü de. Tamamı Batı sevdalısıydı. Hatta Güney Afrika'daki Boer Savaşı bağlamında İngiltere'nin yanında savaşabileceklerini ifade eden bir bildiri dahi sundular. İngilizler aşkına dünyanın bir ucunda ölmeye hazırdılar. İçlerinde bu toprakların İngiliz hakimiyetinde olmasını isteyen mandacılar bile vardı. "Ahh keşke İngilizler bu ülkeden gitmese" diye ağıtlar yakarak makaleler yazan aydınlar dahi gördük. İngiliz elçisine destek bildirisini verenler arasında Ubeydullah Efendi diye bir adam da vardı.

Sarık ve cübbe takıyordu ama Jön Türklerin önde gelen isimlerinden biriydi. İttihatçıydı. Abdülhamid Han'ı devirmek isteyenlerin en ön saflarındaydı. 1931 ve 1935'de CHP'den milletvekili oldu. İngiliz elçi trenle Sirkeci garına geldiğinde onu karşılamaya gidenlerin içinde coşkuyla alkışlıyordu. Hatta İngiliz elçinin arabasına at olan gençleri de at olma organizasyonunu da onun yaptığını söyleyenler vardı. Abdullah Cevdet diye birini de gördük. Bir karış toprak vermeyen Abdülhamid Han'ı devirmek için kendini yırtıyordu. "Taçlı katil" diye şiirler yazıyor, mısralarında ""Pençesinden seni devr eylemeye deyündüm. Kemire beynine her gün seretân künhün..." diye bağırıyordu. Yani Abdülhamid Han'ın beyninin kanser tarafından kemirilmesi için beddua ediliyordu. "Ya bu millet yaşar ya da Abdülhamid" diye nara atıyordu. "Biz seçme durumunda değil, kabul etme durumundayız; benim ümidim İngiliz yardımına bağlıdır." çığlığı da onundu. Sonradan İttihat Terakki'ye dönüşecek "İttihad-ı Osmani Cemiyeti"nin beş kurucusundan biriydi bu İngiliz sevdalısı Batıcı kafa. Londra'da, Paris'te Jön Türklerle buluşup birlikte Abdülhamid Han'ı devirme ve ülkeye aşkla Batılı elbise giydirme çalışmaları yapıyordu. 1908'de Reinhardt Dozy'nin Essai sur l'Histoire de l'Islamisme adlı iki ciltlik eserini "Tarih-i İslamiye" başlığı ile çevirip yayımladı. İslâm'ı ve Peygamber Efendimizi (SAV) çok ağır biçimde eleştiren bir kitabı tercüme edip piyasaya gururla sundu. Kasım 1932'de İstanbul'da kalp krizinden hayatını kaybetti. Dinsizlikle suçlanan Abdullah Cevdet'in Ayasofya Camii'ne getirilen cenazesi sahipsiz kaldı, cenaze namazının kılınmaması gerektiğini söyleyenler oldu. Burhan Bozgeyik'in "Meşhurların Son Anları" adlı kitabında cenaze namazının kılınamadığı, cenazesini taşıyacak araba bulunamadığı, Fener Rum Patrikhanesi'nden araba istenerek haç sembollü araba ile mezarlığa götürülüp birkaç belediye görevlisince defnedildiği anlatılıyor.