Şansölye gelmiş

Türkiye'ye Marshall yardımı adı altında sokulan ve iliklerimize kadar giren bir Amerika vardı. O anlaşmanın parçalarından biri de "Tren yolu bile yapmayacağız, kamyon ülkesi olacağız. Kamyonları da Batı'dan alacağız" şeklinde verdiğimiz garantiydi. O yüzden biz kamyon nesliyiz.

İstanbul'dan Antalya'ya tek şeritte kamyon konvoylarının arkasında 16 saatte gidebilen çilekeşleriz. Bize "Asla sanayi ürünü üretmeyeceksiniz. Onları bizden alacaksınız. Sizin göreviniz tarım ülkesi olmak" diye dayattılar ve kabul ettirdiler. 1970'lerde kurulan Demirel hükümetinin Sanayi Bakanı TV'de programımıza konuk olmuştu. O anlattı.

"Fabrika yapalım" diye projeleri incelerken Amerikan elçisi kapıyı tekmeleyerek toplantıyı basmış. Asla fabrika kuramazsınız diye fırçalamış. "Sadece tarımla uğraşmamızı istiyorlardı. Biz de bari tarımı ilgilendiren gübre fabrikası kuralım dedik. Tekrar baskın düzenledi. Yapamazsınız, siz tarım ülkesiniz, gübre bile sanayiye girer, bu yasak size diye bağırdı. Hatta bu işlere girme seni Başbakan yapalım teklifinde bile bulundu" dedi.

2020'de Elazığ'ın Ağın ilçesinde deprem nedeniyle yıkılacak bir okulun çatısında 81 teneke eski Amerikan yardım yağı bulundu. Tenekelerin üzerinde şu ifade vardı:

"Eritilmiş sade yağ, Amerika Birleşik Devletleri halkı tarafından hediye edilmiştir, satılamaz veya değiş tokuş yapılamaz." Amerikan gıda yardımları PL-480 / Food for Peace gibi programla hayata geçirildi.

PL-480, ABD'nin elindeki tarımsal ürün fazlalıklarını Marshall yardımı adı altında gariban ülkelere yardım veya uygun koşullu satış yoluyla göndermesine imkân veren bir programdı. Onlardan biri de Elazığ'da okul çatısından çıkan bu sarı ve ağır kokulu yağlardı. Diğeri de süt tozuydu.

Biz ilkokulda o süt tozu içine su katılarak içirilen ve ağır kokulu sarı yağ yedirilen nesildik. Çok ilginçtir o dönemde okulda sürekli "Yerli malı haftaları" düzenleniyordu. "Yerli malı, yurdun malı, herkes onu kullanmalı" diye sloganlar attırıyorlardı bize, Amerikan süt tozunu içirip, ağır kokulu sarı yağını yedirirken öğretmenlerimiz.

Amerikalı öğretmenler de okulda en başarılı öğrenci avına çıkmıştı. Geleceğin Türk mühendisi olup üretecek gençlerini avlayıp ABD'ye götürmek, bedava okutup CIA'ya katmak için. O yerli malı haftalarında bile en ücra köşelere kadar okulların koridorlarında dahi Amerikalı öğretmenler geziyordu.

Okullara afişler asıldı. O afişlerde Türkiye güzeli Keriman Halis kullanılmıştı.

Mesajı kabaca "Türk üzümü, Türk inciri, Türk fındığı tüket; güçlü ve güzel ol" şeklindeydi. O yüzden Yerli Malı Haftası'nda tüm öğrenciler olarak hepimiz okula, üzüm, incir, ceviz, fındık getiriyorduk. Portakal ve mandalina getiren arkadaşlarımız da vardı. Hatırlıyorum afişlerde pancar bile vardı. Sabah Amerikan süt tozunu içip, sarı tereyağını yedikten sonra Amerikalı öğretmenlerimizin gülümseyerek başlarını salladığı ortamda bunları yiyorduk. Böylece Yerli Malı Haftası'nda bilinçlendiriliyorduk. Küçücük beyinlerimizde üzüm, fındık, ceviz ile "Tarımcılaştırılıyorduk".