OSMANLI'YI yıkan İngilizler, parçalara ayırdıkları imparatorluktan 50'ye yakın devlet kurdular.
Fitne ateşiyle destek verdikleri yeni ülkelerin bir kısmını da içine alarak "Biz artık Büyük Britanya İmparatorluğu'yuz" dediler. Yani "İngiliz Milletler Topluluğu"nu dünyaya ilan ettiler.
Ancak işgal ettikleri, krallarına destek verdikleri bu ülkelerde halkları asla yanlarına alamadılar. Daima nefretle anıldılar. Bugün gelinen noktada bu ülkelerin çoğunda büyük bir uyanış ve Osmanlı sevgisi zirve yaptı.
Türkiye'nin son zamanlarda askeriekonomik- diplomatik hamleleri bu muazzam sevgiyi kucaklayarak müthiş bir YUMUŞAK GÜCE dönüştü. Şimdi ittifaklarla aynı çatı altında ve Türkiye'nin liderliğinde buluşmaya doğru giden bu güç Osmanlı Milletler Topluluğu'nun doğumunu müjdeliyor.
İngilizler ve Avrupa dünya arenasından tasfiye edilirken, onlara bu gücü veren Siyonist sistem çatırdayıp, nefretle anılıyor. Her daim mazlumların yanında yer alan ve dökülen kanları durdurmaya çalışan Osmanlı'nın torunlarına yeryüzünde büyük bir teveccüh yağıyor.
İsrail dünyanın her yerinde hatta ABD'de bile izole ediliyor. Washington'daki derin yapı bu asalaklardan kurtulmanın yolunu Türkiye'ye bağlıyor artık. Krizlerin yaşandığı bölgelerde oluşan tüm boşlukları Ankara dolduruyor.
Artık bu gerçeği bizim dünyadan bihaber muhalefetimiz dışında tüm yeryüzü görüyor ve konuşuyor. Sınırlarımız dışındaki tüm analizler, makaleler ve raporlar, Türkiye Yüzyılının ecdad sevgisiyle yanan topraklarla buluştuğunu bağıran bir döneme girdi artık.
Sosyal medyada bile artık "Osmanlı Milletler Topluluğu" diye sayfalar açılıyor, yüz binler buralara akıyor. Batı dünyasındaki düşünce kuruluşları, araştırma enstitüleri ve uluslararası ilişkiler uzmanları, Türkiye'nin yumuşak gücünü (soft power) uzun yıllardır mercek altına almaktan yoruldu artık.
Özellikle Amerikan ve Avrupalı merkezler; bu kavramı "yükseliş", "model olma iddiası", "dönüşüm" ve "bölgesel etki" eksenlerinde ele alıyor.
Washington merkezli düşünce kuruluşu Brookings, daha 2000'li yılların başından itibaren
Türkiye'nin İslam dünyası için bir "Cazibe merkezi" olup olamayacağını tartışmaya açtı. Brookings analistleri, bu dönemi Türkiye'nin Orta Doğu ve Müslüman dünya nezdinde en yüksek yumuşak güç biriktirdiği evre olarak tanımlıyor.
Carnegie Endowment for International Peace uzmanları Türkiye'nin yumuşak gücünün klasik anlamdaki "Hollywood tarzı kültürel çekimden" ziyade, son yıllarda savunma sanayii diplomasisi, bölgesel krizlerdeki arabuluculuk kapasitesi ve jeopolitik esneklik ekseninde evrildiğini vurguluyor.
Carnegie raporlarında Türkiye, Batı ittifakı (NATO) içinde yer alan ancak kendi stratejik otonomisini koruyan vazgeçilmez bir "GÜÇ" olarak nitelendiriliyor.
Avrupa Dış İlişkiler Konseyi, Türkiye'nin yumuşak gücünün sahadaki en somut ve kalıcı tezahürünün popüler kültür endüstrisi olduğunu sürekli işliyor.

2