Nereye gidiyoruz

TÜRKİYE'NİN son yıllarda askeri kapasite, savunma sanayii ve stratejik hamlelerle tahkim ettiği sert gücünü; tarihsel, kültürel, ekonomik ve diplomatik enstrümanlardan oluşan yumuşak gücüyle harmanlaması, etki alanındaki coğrafyalarda çok katmanlı bir dönüştürücü rol oynamasını sağlıyor. Türkiye, bu iki gücü (akıllı güç / smart power) etkin bir şekilde sentezleyerek Balkanlar, Kafkaslar, Orta Doğu, Afrika ve Asya bölgelerinde muazzam stratejik adımlar atıyor. Balkanlar, Türkiye'nin ortak tarih ve akrabalık bağları nedeniyle en yüksek yumuşak güç potansiyeline sahip olduğu saha. Sivil toplum örgütleriyle kültürel ve kurumsal derinleşmeyi artırdı.

Bölge gençliğine yönelik eğitim bursları ve ortak üniversite projelerini, askeri destek projelerini artırıyor. Bosna-Hersek, Kosova ve Sırbistan gibi hassas dengelere sahip ülkeler arasında etnik gerilimlerin tırmanmasını önlemek adına Türkiye birinci dereceden arabulucu ve garantör rolünü üstleniyor. Türk yatırımları (altyapı, otoyollar, enerji) ve ticaret hacmi artırılarak bölgenin kalkınması destekleniyor. Kafkaslarda Karabağ Savaşı sonrasında jeopolitik ağırlığı artan Türkiye için hem Orta Asya'ya açılan kapı hem de güvenli bir ticaret koridoru oluşturuluyor. Türkiye, sert ve yumuşak gücün birleşimiyle Zengezur Koridoru'nun ve Doğu-Batı Orta Koridor'un kesintisiz işlemesini sağlayarak bölgeyi küresel tedarik zincirinin vazgeçilmez bir merkezi haline getirmeye hazırlanıyor.

Tüm Güney Kafkasya'nın ekonomik iş birliği sağlanarak ortak refah alanına dönüştürülmesi amaçlanıyor. Hazar geçişli enerji hatlarının (doğal gaz ve petrol) güvenliği ve çeşitlendirilmesi koordine edilerek Avrupa'nın enerji arz güvenliğinde kilit rol oynuyor. Krizlerin, savaşların ve kırılganlıkların merkezindeki Orta Doğu'da Türkiye, diplomasiyi ve kalkınma yardımlarını ön plana çıkarıyor. Bölgesel krizlerde (Suriye'nin yeniden yapılandırılması, Filistin meselesi, körfez içi dengeler) tarafları masaya oturtan, tarafsız ve güvenilir bir "düzen kurucu" aktör olarak konumlanıyor. Sağlık altyapısı, tarımsal kalkınma projeleri ve eğitim alanında sivil toplum ve devlet eliyle yapılan yardımlar kurumsal bir yapıya kavuşturularak halklar nezdindeki güçlü bağlar pekiştiriliyor. Bölgesel kalkınmayı hızlandıracak enerji ve ulaştırma projeleri (örneğin Kalkınma Yolu gibi girişimler, Irak'la enerji anlaşmaları) geliştirilip desteklenerek bölge istikrara kavuşturuluyor.

Afrika'da klasik sömürgeci yaklaşımlardan farklı olarak "kazan-kazan" ve eşit ortaklık ilkesine dayanan politika, Türkiye'nin yumuşak gücünün en başarılı örneklerindendir. Terörle mücadele eden ve iç istikrarını sağlamaya çalışan Afrika ülkelerine (özellikle Sahra altı ve Doğu Afrika) askeri eğitim, danışmanlık ve yerli savunma sanayii ürünleri (İHA/SİHA vb.) sunularak bölgesel güvenlik mimarisine katkı sağlanıyor. Türk Hava Yolları'nın uçuş ağının ve Türk üniversitelerindeki Afrikalı öğrenci sayısının artırılmasıyla beşeri sermaye geliştiriliyor, geleceğin Afrika'sını yönetecek gençler Türkiye sevdası ile ülkelerine döndürülüyor. Yoğun eğitim, askeri ve enerji iş birliği anlaşmaları ile Afrika Ankara'ya bağlanıyor.