ABD'LI düşünce kuruluşlarının topladığı veriler, yayınladığı raporlar CIA'nın ve başkanların önüne konuyor, İsrail'e gidiyor. Son yıllarda dünyada diplomaside ve dış politikada büyük atak yapan ve küresel güce dönüşen Türkiye'nin sadece askeri-siyasi-ekonomik yapısını değil, tüm hücrelerini öğrenme, analiz için çırpınan bir Batı var bugün.
Neye güldüğümüzü, neyden çekindiğimizi, mahallede kimden utandığımızı dahi araştırıyorlar. Hızlanan bir ivmeyle filtresiz toplumsal haritamızı çiziyorlar. Sosyokültürel değerlerimizi, eğilimlerimizi çıkarıyorlar. Anket yapıp yurt dışına çıkmak isteyenleri fişliyorlar. İnançlarımızı sorguluyorlar.
Brookings Enstitüsü ve CSIS gibi kuruluşların işi gücü bıraktı, "Anadolu Sermayesi, muhafazakâr kentsel dönüşüm, dindar girişimciler" üzerine Konya ve Kayseri'de saha araştırması yaptı. Ege ve Batı Marmara bölgesinde seküler yaşam ve sivil toplum gücünü araştırdı. Karadeniz bölgesinde yüksek yerel milliyetçiliği, hemşehrilik ağlarına kadar raporlaştırdı.
İzdivaç programlarımızın toplumsal etkilerine kadar daldılar. Bunlar üzerinden toplumsal tabularımızı analiz ettiler. Bununla da yetinmeyen Brookings Enstitüsü Türkiye'deki altın günü ve kısır günleri ile ilgili de kesenin ağzını açıp rapor yayınladı. Washington merkezli CSIS Türkiye'de ev hanımlarının kabul günlerinde masa üzerindeki ikram çeşitliliği ve tabağın doluluk oranını belirlemek için binlerce dolar harcadı.
Rapor yayınlayıp "Kısır"ın standart alt sınır, "Su böreği veya zeytinyağlı sarma"nın prestij göstergesi, masadaki börek ve tatlı oranının, ev sahibinin diğer kadınlar üzerindeki gizli üstünlük kurma çabası olduğunu yazdı. CSIS TV programlarının reklam aralarında Türkiye genelindeki su ve elektrik kullanımında yaşanan anlık patlamalar için dahi araştırma yaptı.
Center for American Progress, dükkân veya ev ziyaretlerinde sunulan çay, kahveyi reddetme veya kabul etme ritüellerimizi bile araştırdı. Çaya hayır demenin sosyal maliyetini çıkardı. Nazar boncuğu ve arabaların arkasındaki yazıları dahi araştırdılar. Hangi duaların araba arkalarında yazılı olduğunu dahi belirlediler.
Aynı kurum watsapp gruplarındaki "Hayırlı Cumalar" mesaj ve grafiklerimizi bile binlerce km öteden inceleyecek hale geldi. Washinton'daki Urban Enstitüsü "Trafikte Korna Çalma Süreleri ve Agresiflik İndeksi"mizi çıkarıp rapor yayınladı. İstanbul'u dünyanın en hızlı korna çalınan metropolü seçti. Kurban Bayramı döneminde Anadolu'da büyükbaş kurbanlıklara giren 7'şer kişilik "hissedar" grupları dahi araştırıp rapor haline getirdi.
Gölge CIA olarak bilinen ve dünyada en çok ciddiye alınanlardan RAND Corporation "İstanbul metrobüsleri ve belediye otobüslerinde yaşlılara, hamilelere koltuk verme ve göz teması kurmama" stratejilerimizi araştırdı.
Aynı kurum işi gücü bıraktı, Türkiye'ye gelip "Halay hiyerarşisi ve liderlik sosyolojisi" konulu bir araştırmaya imza attı. Rapor, halay sırasının rastgele oluşmadığını; mendili tutan halay başının mahalledeki veya ailedeki sosyal statüyü, ekonomik gücü ve özgüveni temsil ettiğini ciddi bir "Liderlik teorisi" gibi işledi.

9