Kaybeden ve kazanan

Trump İran saldırısıyla İsrail'in maşası oldu ancak ABD kazandı çünkü Amerikalılar artık İsrail hegemonyasını sorguluyor—peki bu sorgulamanın gerçek sebebi İsrail politikası mıdır, yoksa genel siyasi kriz midir?

Bekir Hazar
10.04.2026
59
Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Trump'ın İran saldırısını İsrail'e bağımlılığının sonucu olarak görmekte ve bunun onun siyasi pozisyonunu zayıflatırken ABD'de İsrail karşıtlığının yükselişini tetiklediğini iddia etmektedir. Bu argümanı, Amerikan kamuoyunda İsrail hegemonyasına karşı artan muhalefet ve antisemitik olaylar verisiyle desteklemektedir. Acaba bu değişimi yaşatan gerçekten Trump'ın politikası mıdır, yoksa daha geniş küresel yeniden yapılanmanın bir parçası mıdır?

Soykırımcı çocuk katili Siyonist İsrail'in Gazze katliamlarında tasmalı köpeğine dönmek ve hemen ardından İran savaşında Tel-Aviv'in tetikçisi olmak Trump'a kaybettirdi. Ancak çok ilginçtir Amerika'ya kazandırdı. Nasıl mı

Haydi gelin bunu açalım. Paralel yapılarla Amerika'nın en küçük hücrelerine kadar sızıp ülkede ahtapot gibi hegemonya kuran Siyonist İsrail'in kölesine dönmek bugüne kadar kimse tarafından sorgulanmıyordu.

Cücük kadar İsrail aleyhine konuşan işten atılıyor, antisemitik olmakla suçlanıyor, her yerden dışlanıyordu.
Tamamı Siyonist olan medya da bu korku imparatorluğuna sayfalarından muazzam destek veriyor, Amerikan halkı ülkenin dış politikasında algı operasyonları ile uyutuluyor, zavallı ahmak hamburgerci obez kafalara dönüştürülüyordu.
Yıllardır cücük İsrail ABD'de bir tabuydu. Kimse gıkını çıkaramıyordu.

Yahudi karşıtlığı ile mücadele için ABD'de faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşu Anti- Defamation League bir rapor yayınladı. Bırakın İsrail'i sorgulamayı öfke ve nefretin çığ gibi büyüyüp, dağları aştığını haykırıyordu o rapor.

Satırlarında "2024'te toplam antisemitik (Yahudi karşıtlığı) olay sayısı beş yıl öncesine göre %344 arttı." deniyordu. "Bu Amerikan tarihinde bir rekor" diye ekleniyordu. 2.606 olay vandalizm olarak kategorize edildi. Bu vakaların %37'sinde gamalı haç vardı. İsrail'i protesto gösterilerinde "Nazi bayrakları" bile açılıyordu. 647 bomba tehdidinin çoğu sinagogları hedef alıyordu.
Rapora göre tüm eyaletlerde antisemitik olaylar meydana geldi. Bu olayların çoğu Siyonizm'in kalesi, küresel finans merkezi NewYork'ta gerçekleşiyordu.

2025 yılı içinde "İsrail'den nefret yine zirvede" diye rapor yayınlanıyordu. 2026 için "Nefret suçları yüzde 12 arttı ve bunun yarısından fazlası Sityonizm'e olan öfkeden kaynaklanıyor" deniyordu.
İlk kez siyasiler, stratejistler, akademisyenler açık açık İsrail'i eleştirip yerden yere vuruyor "Neden soykırımcı bir ülkenin kuklası olduk. Vergilerimizi niçin katil bir devlete harcıyoruz" diyordu.

Ordudan subaylar bile sosyal medyada İsrail'e "ABD'nin kanını emen katil" diye bağırıyordu.
Atılacaklarını bile bile hem de. New York'ta seçimi Müslüman adaya kaybeden Siyonist rakibi "İsrail'e verdiğim destek beni alaşağı etti" itirafında bulunuyordu.

Böyle bir ortamda daha Gazze katliamlarının öfke ve nefreti tavandayken Başkan Trump çocuklara tecavüz belgeleri toplayan MOSSAD ajanı Epstein davasında kıstırılarak hata yapıyor, İsrail'in bir kez daha tasmalı köpeği olup İran'a saldırıyordu. Şu anda Trump'a öfke duyanların ve yetersiz bulanların sayısı ABD'de yüzde 60'ı geçti. Obama ve Biden'ı "Savaş çıkararak ülkeyi felakete götürüyorlar" diyerek yerden yere vuran kıstırılmış Trump, İran saldırısında kendini vurdu ve bitirdi. Ancak kazanan ABD oldu.
Çünkü ABD'yi kukla gibi kullanan, önüne kemik atılan uyuz köpeğe çeviren Siyonizm artık milyonları uyandırdı.
Sorgulama tavan yaptı.

Öfke ve nefret İran'da kullanılmanın bedeli olarak daha da büyüdü.
Washington merkezli Orta Doğu Enstitüsü bünyesinde kıdemli araştırmacı ve politika başkan yardımcısı Brian Katulis dün bir makale yazdı. ABD Ulusal Güvenlik Konseyi, Dışişleri Bakanlığı ve Savunma Bakanlığı gibi kurumlarda da çalışan Brian Katulis