Güçlü olma dönemi

Bekir Hazar
07.01.2026
14

ABD, birçok bölgede askerî müdahaleler, silah satışları ve çatışmalardaki rolüyle anılıyor. Orta Doğu, Latin Amerika ve Afrika'da ABD: "istikrar sağlayıcı"dan çok "çatışmaları derinleştiren güç" olarak algılanıyor. ABD'nin insan hakları, demokrasi, hukuk gibi değerleri savunduğu iddiası ile sahadaki eylemleri arasındaki fark tüm dünyada artık sorgulanıyor. Tüm anketlerde öne çıkan iki başlık var. Biri "Çifte standart" politikaları, diğeri "İkiyüzlülük" algısı. "Demokrasi, insan hakları, hukuk" vurgusu yaparak ülkelere sopa gösterirken, parayla satın alınabilir bir ülke olarak hepsini rahatlıkla çiğnemesi dünyada ABD'ye olan öfkeyi büyütüyor. 11 Eylül saldırılarını yapanların Suudi olması, Amerikan kongresinde Arabistan'a ceza kesilmesi kararı alınması ardından Riyad'daki anti demokratik Krallık yönetiminden gelen trilyon dolarla bunun kapatılması gibi örnekler, Washington ikiyüzlülüğünü artık gözlere sokuyor.

Kendi vatandaşı Kaşıkçı'nın Suud elçiliğinde testere ile kesilmesini dahi bu trilyon dolarlık bağış karşılığında rafa kaldıran, hatta vatandaşı Kaşıkçı'yı suçlayan bir ABD var artık. Müttefiklerini bile düşman ilan edebilecek kadar ileriye giden, Kendi kurduğu NATO üyesi Danimarka'dan Grönland'ı isteyecek kadar gözü dönen, en büyük yancısı İngiltere'ye bağlı Kanada'dan "Bizim vilayetimiz" diye bahseden, önüne gelen müttefikinden toprak isteyen bir ABD çıktı ortaya. Kendi kurduğu Birleşmiş Milletler teşkilatını ve onun normlarını bile yerle bir edip, yerin dibine sokan, kurumları, ilkeleri toprağa gömen Washington'la karşı karşıyayız. Tüm bunların üzerine İsrail gibi bir soykırımcıya binlerce ton bomba göndererek 71 binin üzerinde kadın-çocuk ve bebeğin katledilmesine ortak oldular. İsrail Siyonizmi ve soykırımından pay almak için kendilerini yırttılar. Tüm dünyada İsrail'e karşı artan öfke ve nefret dalgalarında yüzmek için kendilerini denize atarak katliamcı Siyonizm yılanına sarıldılar. Ve çok ilginçtir İsrail çocukları ve bebekleri katlederken, tüm insan hakları, hukuk kurallarını çiğneyerek güle oynaya savaş suçu işleyen bir ülke haline geldi. "Ben yaptım oldu" diye insanlık dışı bir yöntemin mimarı oldular. ABD de Venezuela'da seçilmiş devlet başkanını eşkıya gibi kaçırarak hangi ata bindiğini tüm dünyaya gösterdi. İsrail'in "Ben yaptım oldu" zihniyetine sarılan bir Washington var artık.

Nasıl ki İsrail, insanlık dışı savaş suçları işleyerek kendine karşı en büyük tehdit haline geldiyse, aynı durum ABD için de geçerli artık. Washington için en büyük tehdit artık İsrail tarzı yöntemleri benimseyen ABD'nin ta kendisidir. Tüm dünyada öfke ve nefreti çığa dönüştüren ahmak bir ülkeye tanıklık ediyoruz. Anketler ABD'yi yakın geçmişte "Samimiyetsiz bir ülke" durumuna sokarken şimdi öne çıkan "Kötü, İsrail'in kıçında soykırım destekçisi çocuk katili, zalim, haydut, eşkıya" noktasına getirdi. Öfke ve nefret dağlarını zirveye taşıdı. Venezuela eşkıyalık operasyonu bardağı taşırdı. Bunun uzun vadede Washington'a vereceği zararları hep birlikte göreceğiz.