Güç merkezi

Türkiye, yalnızca coğrafi konumuyla değil, askeri kapasitesi, diplomatik manevra alanı ve savunma sanayiindeki atılımlarıyla da uluslararası güç dengelerinin merkezinde artık.
CIA ve MOSSAD gibi iki istihbarat teşkilatının hazırladığı raporlar Türkiye'yi yükselen bir güç olarak dünyanın gözüne sokuyor. Amerikan ve İsrail basınına sızdırılan ve son dönemde analiz halinde yayımlanan o raporlar, Türkiye'nin artık yalnızca bir NATO müttefiki veya bölgesel aktör olarak değil, küresel etkileri olan bağımsız bir güç merkezi olarak değerlendirildiğini gösteriyor. Türkiye, aynı anda NATO üyesi kalırken Rusya, Ukrayna, Körfez ülkeleri, Afrika ve Orta Asya ile ilişkilerini geliştirebilen nadir ülkelerden biri olarak görülüyor.
Bu durum Ankara'ya, Doğu ile Batı arasında benzersiz bir hareket alanı sağlıyor. Washington merkezli analizlerde özellikle savunma sanayii, insansız hava araçları, enerji koridorları ve Karadeniz güvenliği konularında Türkiye'nin artan etkisine dikkat çekiliyor. Türkiye'nin son yıllarda kendi savunma teknolojilerini geliştirmesi ve birçok ülkeye ihraç etmesi, onu yalnızca tüketici değil, güvenlik üreten bir aktör haline getirmiş durumda. Amerikan perspektifinde Türkiye'nin önemi, sadece sahip olduğu askeri güçten değil, kriz bölgelerinde oynadığı arabuluculuk rollerinden de kaynaklanıyor. Rusya- Ukrayna savaşındaki denge rolü ve bölgesel diplomasi hamleleri bu algıyı güçlendirdi. Ankara birçok krizde vazgeçilmez diplomatik temas noktalarından biri haline geldi.
Türkiye'nin yükselişi konusunda en dikkat çekici feryatlar İsrail basınında yer alıyor. Özellikle Suriye'deki hakimiyet sonrasında İsrailli güvenlik çevreleri Türkiye'yi giderek daha fazla stratejik rakip olarak tanımlamaya başladı. İsrail merkezli analizlerde sıkça vurgulanan nokta, İran'ın bölgesel etkisinin gerilemesiyle oluşan boşluğun Türkiye tarafından doldurulduğu yönünde. Bazı İsrailli yorumcular, Türkiye'nin artık "Masada yer arayan" değil, "Masayı kuran" bir aktöre dönüştüğünü savunuyor. Özellikle Suriye sahasında Ankara'nın etkisi Tel Aviv'de dikkatle ve korkuyla izleniyor.
Analizlerde Türkiye'nin Suriye'deki rolünün, İsrail'in güvenlik hesaplarını alt üst ettiği belirtiliyor. Bazı İsrailli yorumcular daha da ileri giderek Türkiye'yi "İran sonrası dönemin en önemli bölgesel meydan okuması" olarak tanımlıyor. Bu yorumlar, Ankara'nın askeri kapasitesinin yanı sıra diplomatik ve ekonomik nüfuzunun oluşturduğu etkiye işaret ediyor.
Hem Amerikan hem de İsrail kaynaklarında ortaklaşa dikkat çekilen bir diğer unsur Türkiye'nin etki alanının coğrafi olarak genişlemesidir. Somali'deki askeri varlığı, Libya'daki etkisi, Azerbaycan ile stratejik ortaklığı ve Orta Asya açılımı, Türkiye'nin klasik bölgesel güç tanımının ötesine geçtiği yönünde yorumlanıyor. Özellikle Afrika'da altyapı yatırımları, eğitim faaliyetleri ve savunma ve ekonomi alanında iş birlikleri Ankara'nın "Yumuşak güç" kapasitesini artıran unsurlar olarak gösteriliyor.
ABD ve İsrail kaynaklı analizlerde bu genişleme "Ankara nerde bir jeopolitik boşluk varsa orayı