Gezi olayları öncesi parkta tatbikat yapıyorlardı. Nasıl Türkiye'yi karıştıracaklarına, devleti ele geçireceklerine dair hazırlık görüntüleri sonradan ortalığa saçıldı. Her şey planlıydı.
Türkiye'nin küreselcilerle ortak olan en büyük sermayesi bile daha olaylar başlamadan ünlü otelini hastaneye çevirmişti. Devrim aşkına haberdar edilmişlerdi demek ki. "Kanlı olacak, hastaneyi kur" diye. Olaylar sonrası İngiltere'ye kaçan, Londra ile kucaklaşan devrimci sanatçı lider "Mesele ağaç değil, siz hala anlamadınız mı" diye tweet atıyordu. Pek çok sanatçı da ona destek veriyordu. Onlardan biri de şu anda Türkiye'nin gündeminde olan Haluk Levent adlı ahbaptı.
Antalya Manavgat'taki konserinde Gezi'ye destek veriyor, "Türkiye'de pek çok kişi bu yapılanların bir ağaç için olduğunu zannediyor. Oysa gerçek öyle değil." diye sesleniyordu. Hızını alamıyor, bir çam ağacının üzerine çıkıp konserine devam ediyordu. Daha sonra bir tweet atıp "Biz İzmir'de biber soslu Cafe de Paris yerken, Okmeydanı'nda insanlar harbi harbi dayak yiyor. Ne güzel Türkiye be!!" diyerek destekçi devrimci sanatçılar kervanına katılıyordu. Devrimci Haluk'un yediği Cafe de Paris adlı yemeği hiç tatmamıştım. .Merak ettim araştırdım. Cafe de Paris, aslında tek başına bir yemek değil; klasik Fransız mutfağına ait tereyağı bazlı özel bir sosmuş. En çok ızgara antrikot (entrecôte) ile servis edilirmiş.
Dünyanın her köşesinde ülkelere "Bahar" adı altında darbe yaptırıp ABD'ye bağlayarak sos yapan CIA, Türkiye'yi de zapt etmek zorundaydı. Mesele ağaç değil Erdoğan'ın indirilmesiydi. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton "Türkiye büyüyor ama trajik bir şekilde" diyordu. Bunun açılımı net bir şekilde "Artık büyümeye başlayan Türklere söz geçiremiyoruz. İstediğimiz gibi kullanamıyoruz" şeklindeydi. Türkiye'nin Cafe de Paris adlı sosu kaçmıştı. Tadı bozulmuştu, onlar için müdahale şarttı. Alman Deutche Bank ve pek çok yabancı şirket gibi 5 milyar dolarla Türkiye'ye o günlerde giriş yapan Soros, olaylar bittiğinde yatırımını katlayarak ülkemizi soyuyordu.
Siyonist küreselcilerin tetikçisi olarak olayların arkasındakilere milyon dolarlar yağdırmıştı. Önemli değildi. Finalde yüzlerce milyar doların bizden çıkmasına sebep olmuştu. Tabii ki bir çekimde Meksika'dan Gezi parkına 100 bin dolarlık pizza gönderecekti. Sonuçta finalde Cafe de Paris soslu Türkiye'yi yemek vardı. 100 bin dolarlık pizzanın lafı mı olurdu.
Gezi'de başaramayınca Erdoğan'ı indirmek için bu defa kullanışlı CIA aparatı FETÖ'yü kullandılar. Hedef tekrar "Peki efendim"ci hizmetçi Türkiye'yi hizaya sokmak ve aynı anda da cezasını kesip parçalamaktı. 5'e böleceklerdi bizi.
İstanbul'dan Antalya'ya kadar bir sahil devleti, Batı Trakya devleti, Kürdistan, Akdeniz devleti ve İç Anadolu diye. Ukrayna'nın yanında da Ruslarla savaştıracaklardı. FETÖ eliyle Rus uçağının düşürülmesinden, Rus elçinin öldürülmesine kadar bir dizi CIA masasında hazırlanmış Amerikan soslu proje izledik. Ardından tutmayınca 15 Temmuz darbesiyle geldiler. CIA adına darbe ve bölme girişimine alet olan FETÖ'nün karşısına bu ülkenin asil evlatları dikildi. 15 Temmuz'da sadece FETÖ'yü değil CIA'yı, aslında ABD'yi dize getirip mağlup ediyorduk.

9