Acil şifalar

İnsansız hava araçlarının Ferrarisi olur mu Olur. Dün İtalyan basınında yayınlanan haberde bizim ürettiğimiz Bayraktar TB3 SİHA'sı kendi alanının Ferrarisi ilan edildi. İtalyan Panorama Dergisi'ydi manşeti atan. Okuduğumda güldüm.

Çünkü hemen bizim ezikler geldi aklıma. Hani o "Maket bunlar maket" diye bağıran, Bayraktar kardeşleri ve ürettiklerini itibarsızlaştırmak için vücutlarında yırtmadıkları yer kalmayan bizim ittihatçı kafa ezikler var ya... Onlardan bahsediyorum. Hepsi birer zevzeğe dönüşmelerine rağmen hala her yerde uzman takılıp ahkam kesmeye devam ediyorlar.

Bunlardaki surat kösele zemini de geçti. Onun için bunları her gördüğünüz yerde yüzlerine bakarak gülün hatta sırıtın. Çünkü İtalyan dergisi bizim maket kafalılara inat Türk SİHA'larının 100 milyar dolarlık Avrupa pazarını ele geçireceğini savunuyor. Eziklerimiz "Maket" diyor, elin gavuru "Ferrari ulan Ferrari" diye bağırıyor 3 bin km öteden.

Bir zamanlar Japon teknolojisine büyük hayranlık vardı bu ülkede. Bizim nesil geçmiş dönemin ezik medyası tarafından atılan "Japon mucizesi" manşetleri ve yorumlarıyla büyüdü. Şimdi bugünlere geldiğimizde Japon Savunma Bakanı Türkiye'yi ziyaret ediyor. Bizden dünyanın en harika SİHA'larından alacaklarını açıklıyor.

Bununla da yetinmiyor, tersanelerimizi ziyaret edip "Mayın arama gemisi ve savunma teknolojileri konusunda işbirliği yapalım" teklifinde bulunuyor. Japon gazeteleri savunma sanayiimizdeki gelişmeleri manşetlere taşıyor. Muazzam gelişmeler oluyor. Türkiye tam bağımsızlık yolunda müthiş adımlar atıyor.

Dünya şu anda Türkiye'nin hava savunma sistemi Çelik KUBBE'mizi konuşuyor. İsrail basını "Bu yatırım, Türkiye'yi savunma sistemlerinde sadece bölgesel bir oyuncu değil, küresel oyuncu haline getirdi" diye manşet atıp, dizlerini dövüyor. Bizim maket kafalar İsrail'i pek severler ama nedense bu manşetleri görseler de beyinlerinde ne yaşıyorlarsa fark etmemiş gibi takılırlar.

Fransız, İngiliz basınından tutun önüne gelen Çelik Kubbe ile başlıyor, Aselsan'ın yapacağı 1.5 milyar dolarlık Oğulbey Teknoloji Üssü yatırımını sayfalarından adeta taşırıyor. Eziklerimizin okuduğu ezik medyada tüm bunlardan tek satır bahsetmiyor.

Çünkü normal. Bunlar Türkiye'nin yaptığı hiçbir güzelliğe sevinmez. Kahırlarından ölürler. İçlerinden "Ulan yine yaptılar be. Tüh" derler. Nereden vursak da itibarsızlaştırsak diye beyinlerinde zamanda su döverler. Gerçi artık su da kalmadı bunlarda. Çöle dönmüş beyinlerinde kaktüs bile yetişmez onların. Ama asla değişmezler. Çünkü bunlar da takıntı hastalığı vardır.

Dünya da takıntı yaptı, füzelerimizi, elektronik harp araçlarımızı, denizlerde kamikaze dronlarımızı konuşuyor. Amerikan medyası da bu aralar bizim KAAN'a kafayı taktı. "Türkiye'nin yerli üretim 5. Nesil savaş uçağı KAAN yalnızca bir savaş uçağı değil, aynı zamanda Ankara'nın jeopolitik konumunu ve bağımsızlık arayışını yansıtan muazzam bir hamle" diye yorumlar gırla gidiyor.