Enver'in rüyasıyla buluşmak

İki yıl süren bir yolculuğun sonunda bir kitap ortaya çıktı: Melekler Tebessüm Eder / Enver'in Rüyası.

İtiraf edeyim, çok heyecanlıyım.

Tarihimizin en çalkantılı dönemlerinden birinde yaşamış; ancak sıradan bir tarih şahsiyetinden çok daha fazlası olan bir adamın, Enver Paşa'nın hikâyesini yazmak nasip oldu.

Onu yalnız askerliğiyle değil, rüyalarıyla anlamaya çalıştım. Sancılarıyla, inancıyla anlamaya çalıştım. Kalbindeki yangına yöneldim. Zihnindeki haritaya, rüyasındaki ufka yöneldim.

Hikâyesini anlatırken, hayatının içine sokulmaya çalışırken yalnızca belgelere yaslanmadım. Bir ruhun izini sürmeye çalıştım. O kalbi duymaya, o inancı görmeye gayret ettim.

Şunu gördüm:

Haritaları aşan bir yolculuk... Sahici bir rüya…

Osmanlı'nın son büyük seferlerinden dünyanın en yakıcı cephelerine, Doğu ufkundan Türkistan içlerine uzanan çetin ve yalnız bir yürüyüş…

Enver Paşa'nın hayatı, bir milletin kimliğini ve geleceğini arayışının hikâyesidir.

Onda tertemiz bir Türk'ün kalbinin attığını gördüm.

Şahsî kaderi ile vatanın kaderini birbirinden ayırmamış bir adam gördüm.

Ülkesi ile ahireti birbirinden ayrı görmeyen bir adam gördüm.

Enver Paşa'da bir insan vardır. Bir çağın vicdanı vardır. Bir çağın inancı ve çırpınışı vardır.

Onun hayatı, bir milletin kendini bulma mücadelesinin aynasıdır.

En zor zamanlarda kaybedildiği sanılan ama aslında hiç vazgeçilmeyen umutların yansımasıdır.

Enver, bu toprakların, bu milletin en zor zamanlarında bile umudu koruyanların adıdır.

Büyüklüğü ülküsünde, ülkücülüğündedir.

Bugün kişilikli insanlara, örnek kahramanlara her zamankinden daha çok ihtiyaç var.

Kendi evreninde kurduğu hayalleri bir millete miras bırakan Enver gibi…

O yalnızca güzel hayaller kurmaz. Türk milletine hayaller kurabileceği bir vatanın var olduğunu gösterir.