Dava'nın Davası

Bekir Fuat
Bugün
22

Bazı kitaplar hatırlamak için yazılır.

Kütüphanedeki yerini aldığında bir hafıza mekânına dönüşür.

Bazı kitaplar yalnızca geçmişi anlatmaz. Bir milletin hafızasını geleceğe taşır.

Raşit Demirtaş ve Mahir Durakoğlu'nun hazırladığı Dava'nın Davası -kurgulanmış bir davanın arka planı- bu nitelikte bir çalışma.

Türkiye'nin yakın tarihi yalnızca iktidarların, darbelerin ve seçimlerin tarihi değildir. Aynı zamanda mahkeme salonlarının, savunmaların, iddianamelerin ve yıllara yayılan bekleyişlerin tarihidir.

Yakın siyasî tarihimizin en çok tartışılan yargı süreçlerinden biri olan "MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası," aradan geçen yıllara rağmen gündemdeki yerini koruyor. Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan bu eser, söz konusu süreci belge ve tanıklıklar ışığında yeniden ele alırken, yalnızca hukukî bir dosyayı değil, aynı zamanda bir dönemin siyasî iklimini de okuyucunun önüne seriyor.

Kitabın adı bir hayli dikkat çekici: Dava'nın Davası. Burada yalnızca bir dava anlatılmıyor, davanın kendisi de sorgulanıyor. Yargılanan insanların ötesinde, bir fikrin, bir hareketin ve bir dönemin nasıl algılandığı üzerine geniş bir muhasebe yapılıyor.

Aradan yıllar geçtikten sonra tarihe dönüp bakmak kolaydır. Zor olan, o günlerin ruhunu anlayabilmektir. Dava'nın Davası, tam da bunu yapmaya çalışıyor. Belgeler, hatıralar ve tanıklıklar arasında ilerleyen okuyucu, yalnızca bir hukuk sürecini değil, 12 Eylül 1980 sonrasında şekillenen siyasî atmosferi, yargılamaların Türk milliyetçiliği hareketi üzerindeki etkilerini ve dönemin toplumsal iklimini de yeniden değerlendirme imkânı buluyor.

Eser; iddianamelerden savunmalara, resmî belgelerden dönemin tanıklıklarına kadar geniş bir kaynakçaya dayanıyor. Bu yönüyle yalnızca hatıralara yaslanan bir anlatı değil, araştırmacılar ve yakın siyasî tarih üzerine çalışanlar için de önemli bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor.

Bu tür eserlerin en önemli tarafı, okuyucuyu aynı fikirde olmaya zorlamamalarıdır. Onlar bir kapı aralar, o kapıdan girip döneme nasıl bakılacağı ise okuyucuya kalır.