Çayın parası, sözün hakkı

Bekir Fuat
Bugün
33

Bir masa düşünün... Aynı masanın etrafında farklı dünya görüşlerinden insanlar oturuyor. Yazarlar, şairler, hocalar, öğrenciler, sanatçılar, entelektüeller, gelenekçiler, yenilikçiler... Herkes aynı çayı içiyor, aynı masada oturuyor ve sözü geldiğinde konuşuyor. Kimsenin kimseye üstünlüğü yok. Herkes kendi çayının parasını ödüyor.

Ahmet Uysal'ın Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan "Ben de çay parası ödüyorum" kitabı, böyle bir kıraathane kültürünün ve bu kültürün etrafında oluşan insan topluluğunun hikâyesini anlatıyor. 512 sayfalık eser, 1980 sonrasında İstanbul'da Erenler Kıraathanesi'nde başlayan ve İLESAM, Yazarlar Birliği, Türk Ocağı ve Antik Kafe'de devam ederek günümüze ulaşan bir geleneğin izini sürüyor.

Türkiye'nin kültürel hafızasında önemli bir yeri olan kahvehane ve kıraathane geleneğini kayıt altına alan kitap, aynı zamanda bu mekânlarda oluşan sohbet ve fikir dünyasını da anlatıyor.

Kitabın adı: "Ben de çay parası ödüyorum."

Bu cümle, yalnızca hesabı ödemekle ilgili değil. Bir meclise ait olmanın, o mecliste söz söyleme hakkının ve kimseye minnet borcu olmadan düşüncesini ifade edebilmenin de karşılığı. Çay parasını kendisi ödeyen insan, masada kendisine ayrılmış bir yere ve söyleyecek sözüne sahip olduğunu biliyor.

Türkiye'nin yakın tarihinde kahvehanelerin ve kıraathanelerin özel bir yeri var. Buralar yalnızca çay ve kahve içilen mekânlar olmadı. İnsanların birbirini tanıdığı, kitapların ve dergilerin konuşulduğu, fikirlerin tartışıldığı, şiirlerin okunduğu, memleket meselelerinin saatlerce konuşulduğu buluşma yerleri oldular.

Eski İstanbul'un Küllük ve Marmara kıraathanelerine uzanan bu geleneğin yakın dönem halkalarından biri de Erenler Kıraathanesi. 1980'lerin başında Beyazıt'taki Çorlulu Ali Paşa Medresesi'nde başlayan hikâye, zaman içerisinde farklı mekânlara taşınarak devam etti. Erenler'den İLESAM'a, oradan Yazarlar Birliği'ne, Türk Ocağı'na ve Antik Kafe'ye uzanan bu yolculukta mekânlar değişti, insanlar değişti; fakat aynı masanın etrafında oluşan sohbet ve fikir geleneği varlığını sürdürdü.