Mutlu bayramlar Türkiye! Tarihimize ne yazık ki "Mutlak Butlan Kurban Bayramı" olarak geçecek bu dramatik günleri, inanıyorum ki vatandaşlarımız hiçbir zaman unutmayacaklar! ok uzun süredir "mutlak butlan" denilen (bu kelimeleri bu krizden önce aranızda kaç kişi duymuştur) hortlak hukuk kumpasının, bir gün ansızın ortaya çıkmasını ve siyasi gündemimizin merkezine oturmasını bekliyorduk. ünkü defalarca mahkemelerin mutlak butlan hikayelerinin aleyhine karar bildirmelerine rağmen bir türlü bu iddianın yok olamadığını görünce, sonunda herkes "elbet bir yerinden tutturdukları bir mahkeme bulacaklar" düşüncesine kapılmıştı. Sonunda bu görüş haklı çıktı!
Geçen hafta, hem de tam benim "CHP nasıl 100% güvenilir siyasetçilere ulaşabilir" sorusunu somut olarak gündeme getirdiğim perşembe günü, kriz başımızın üstünden boca ediliverdi! Bu da yetmedi, o andan sonra "seçilmiş gerçek CHP yönetimi" belki de ilginç bir hataya imza atarak, örgütü destek için Genel Merkez'e toplamayı deneyemedi ve böylece akıl almaz bir şekilde Kılıçdaroğlu'nun ısrarlı takibi ve valiliğe yolladığı talimatvari belgelerle, pazar günü, CHP Genel merkezi tarihin hiçbir zaman affetmeyeceği sahnelerin merkezi oldu. İşte o andan itibaren, her geçen saniye ortaya iki başlı görünen bir CHP çıktı. Ama sakın yanılmayın: CHP'de kesinlikle bir bölünme, bir parçalanma yok! ünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nun temsil ettiği ve bazı eski-yeni 20 milletvekili ve birkaç gazeteci ile yarattığı depremin kamuoyu karşılığı kimi anketçilere göre %3, bana sorarsanız %2 yi geçmez. Yani cürmü kadar yer yakar, hepsi bu! Ama AKP'nin kontrolündeki Adalet Bakanlığı ve yargı mekanizmasının CHP'ye karşı yürüttüğü uzun ve gürültülü savaşın artık ilginç bir şekilde CHP içinde 12. katta, yani partinin "yasal. " Genel Başkanlığı'nda adeta bir dayanışmacı ortağı var! İşte bu, yaşadığımız krizin ana kırılma noktası! Yani CHP'li muhalif örgütün ve geniş anlamda Parti'nin, yani seçmenlerin belki %98'ini temsil eden Özel- İmamoğlu CHP'sinin, yani ülkenin seçimlerdeki bir numaralı favorisinin cezalandırılarak sanki yok olmasını isteyen ikili bir işbirlikçi kıskaç var artık!
TRUVA ATI ESKİDENDİ, ARTIK BU PERDELEMEYE GEREK KALMADI!Bakın, bu yaşananlar dünyada görülmüş bir olay değil. 2014'te bizler, Ekmeleddin İhsanoğlu adaylığı faciasını sanki yalnız Kılıçdaroğlu'nun siyasi öngörüsüzlüğü, tecrübesizliği, (evet, Parti'de çoğumuzun gözünde fazla siyasi tecrübesi olmayan uzlaşmacı ağzı polemiklerde iyi çalışan bir bürokrattı) cehaleti gibi gerekçelere bağlarken, artık bugün görüyoruz ki meğer partinin başında bir Truva Atı varmış! Aynı şekilde 2017 referandumunda mühürsüz oy pusulalarının sayılmasına ve rejimin göz göre göre oy çalınarak değiştirilmesine sessiz kalan, Muharrem İnce'yi basının önüne "gel bakalım Muharrem" diye sahneye çağırıp (!), kampanya süresince onun arkasında durmayan Kılıçdaroğlu, 2023 Kasım ayında CHP Genel Başkanlığı'nı kaybettikten sonra büyük bir hazımsızlıkla partinin yeni Genel Başkanı'yla uğraşmaya başladı. 13 kez Erdoğan'a yenilmiş olmayı umursamayan "Bay Kemal", (kendisi de, Erdoğan'ın bulduğu bu sıfatı çok severek kullanıyor) partinin kendisinden sonra yükselmesinden, birinci parti haline gelmesinden, yerel seçimleri açık farkla kazanmasından ve halka umut saçmasından gururlanacağına, adeta büyük bir üzüntü duydu! ünkü CHP artık önündeki tıkaç kalkmış gibi, sel gibi taşarak yolunda akıyor, iktidara koşuyordu! İşte kapalı kapılar ardında, iki yıl boyunca ince nakış gibi işlenen "mutlak butlan" senaryosu, Kemal Bey'in bu ilginç derdinden kurtulması için bir fırsattı.
Pazar günü partinin polis şiddeti ile boşaltılmasının ardından, kulaklarıma inanamadım, aralarında Mansur Yavaş 'ın da olduğu partinin önemli siyasetçileri, adeta Kılıçdaroğlu ve ekibinin hızla partiyi kurultaya götürüp bu krizi sonlandırmalarından açıkça medet umuyorlardı. Böyle bir ihtimalin uzaktan yakından var olmadığını, iki yıldır süren uzun bir entrika serüveni sonucu gerçekleştirilen mutlak butlan ve genel merkez baskınında ipleri ele geçiren tarafın hiçbir zaman ne bir siyasi etik ne de centilmenlikle görevi esas sahibine geri iade etmeye yanaşmayacağından, ben birinci saniyeden itibaren %100 emindim ve bunu başta sosyal medya olmak üzere her yöntemle CHP'lilere de duyurdum. Şu anda ne yazık ki Kılıçdaroğlu ve küçük ekibi sinsi bir şekilde, partide seçmen ve örgütün gücünü temsil eden ünlü siyasetçileri yok etmek, nötralize etmek için elinden geleni yapacak. Bir yanda isteyeceği her yorumu yapmaya meyilli bir yargı sistemi, diğer yandan da atama ile ele geçirdiği "sözde CHP'den" de istediği yasal kararları çıkartabilecek kendi kontrolündeki yapı!.. İhraçlar da yapabilir, yeni atamalar da gerçekleştirebilir, Özel ve İmamoğlu ikilisi hakkında nasıl olsa kendisi ve iktidar artık aynı düşüncelere sahipler! Bir vücut düşünün, beyin bir emir veriyor ama hücrelerin tamamı bu emri yerine getirmeye karşı! İşte CHP şu andan itibaren böyle bir şizofrenik iki-başlılık içinde kâbus bir tarihî sürece itilmiş durumda!
TÜM ÜYELERLE GENEL BAŞKAN SEİMİ: YILLARDIR BEKLETİLEN TEK GEREK DEMOKRATİK YÖNTEM!Sayın Özel, evvelsi gün İzmir ve ardından Manisa'da her şeye rağmen yine mitingler gerçekleştirmeyi başardı! Hem de kendi deyimiyle artık "hiçbir zaman bu kadar öfkeli görmediği kalabalıklara" hitap ediyordu! Hem kurultayda hem seçimlerde verdikleri oyların adeta çöpe gittiğini gören halk büyük bir coşku ve kızgınlıkla sahiplendi liderini bu sefer. İşte bu mitinglerde "sarayla butlancıların anlaştığını" anlatan Özel tarihi bir çağrı yaptı: "Esas sahibine soralım! İki milyon CHP'li Genel Başkanı seçsin. İki milyon CHP'linin önüne sandığı koyarsanız ben, seçilmiş son Genel Başkan olarak yarışacağım. Eğer seçimi benden başka birisi kazanırsa, bırak elini kaldırmayı, elini öpeceğim. Ömrüm boyunca yanında gezeceğim!"
Bütün üyelerle Genel Başkan seçimini, CHP'ye ilk olarak 2003'te kendi Genel Başkanlık kampanyamda önermiştim. Ardından 2010 ve 2021'de partinin en genç ve en tecrübeli isimlerinin de katkılarıyla beraber hazırladığımız, nihayetinde "Demokratik Dijital Devrim Tüzüğü" olarak adlandırdığımız ve partiyi tamamen demokrat bir yapıya kavuşturacak çıkışı, önce henüz Grup Başkan Vekili iken Kemal Kılıçdaroğlu'na sunmuştum. Ardından 2021 yılında bu tüzüğün son halini bu sefer Genel Başkan olan Kılıçdaroğlu'na ve ardından 2024 yılında Sevgili Özgür Özel'e sunduk. Önerdiğimiz değişikliklerin bazıları yaşama geçse de "Her İl ve İlçe Başkanı, Belediye Başkan adayları, Milletvekilleri, hep o bölgenin tüm kayıtlı üyeleri ile seçelim. Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayını ise partinin tüm üyeleri ile seçelim." önerisi o dönemde kabul görmedi. CHP şayet neredeyse 1,5 yıl önce yaptığı tüzük Kurultayı'nda bu tüzük yapısına geçmiş olsaydı, bugün bu sorunları hiç yaşamayacaktı. ünkü ne Kılıçdaroğlu ne de onun emirerlerinin uzaktan yakından CHP'nin tüm örgütünün gücüne karşı çıkmayı akıllarına dahi getirmeleri mümkün olamayacaktı.

12