Ya sabır! Nasıl bir senaryonun içine düştük Nasıl bir roller coaster'ın bu! (Ne yazık ki Türkçesini bulamadım: Büyük lunaparklardaki dağa benzeyen sert virajlı ve iniş çıkışlı korku ve gerilimle nabız yükselten hız trencikleri) Hatta filmi seyredenler abartılı bile bulabilirler. Nasıl bir dünya, nasıl bir Türkiye, nasıl bir kader...
GÖZÜ DOYMAYANLAR, KARNI DOYMAYANLARA KARŞI!Üniversitelilerimiz, işsizlerimiz, emeklilerimiz ya da halkımızın eski orta direği, ay sonunu nasıl getireceğini, mutfağını nasıl çevireceğini, pazardan boş fileyle dönüşünü çocuklara, torunlara nasıl izah edeceğini bilemiyor. Enflasyonun pazar fiyatlarına izdüşümü vahşi boyutlarda. Halkımızın aile sevgisi ve yardımseverliği olmasaydı, bu ülke zor ayakta dururdu. Boş konuşmuyoruz, çikolata yiyemeyen çocuk, okulda yarı aç gezen talebe, et yemeyi unuttuklarını televizyonlarda itiraf eden her yaştan insan, aile reisi, babaanne, dede... Ev bulma ve barınma krizine hiç girmiyorum, o apayrı bir dert!
Bir kısım gözü doymaz, "foncu", yeni yetme zenginin ya da kimi siyasilerimizin şu günlerde dertleri bambaşka. Soygunculukları, yolsuzlukları, "fondipçilikleri" ortaya çıktığı için hararetli anlar yaşıyorlar. Heyecanla koleksiyonunu yaptıkları, bir kısmının içi sayısız döviz paketiyle yüklü süper lüks arabaları ve yatları "sotalamakla" meşguller. Yat-kat ve ışıltılı arabaların ardından "at" da ekleyecektim ama o işe pek giremezler; farklı bir kültür gerektirir. Bir de "mal varlığı dondurulması" yaşayacaklar mı -veya yaşamayacaklar mı- bu konuyla ilgililer... Siyaseti de zenginleşmeyi de "bir koyup bin kazanmak" olarak görüp bu tavrı keyifle sürdürmüş bu güruhun birden peydahlanan sorunları da artık gündemimizde! Sadece dünyalıklarını değil, "öbür dünyalıklarını" da 1-2 yılda kazanmayı kafalarına koymuşlardı. Halkımız adına bu sorunlar oldukça soyut kalıyor. Hani 850 bin TL borç veya 5 milyon TL'ye daire deseniz, onlar için ciddi rakamlar bunlar... Ama "Borsada 200 milyon euroluk işlem" veya "Eski bakan 2,2 milyar TL geri vermiş ama 4,4 milyar TL vermesi lazımmış" sözlerinin tam olarak karşılığını anlamaları, hazmetmeleri ne yazık ki mümkün değil. İtiraf edeyim, benim için de bu rakamlar artık bireysel olarak pek bir şey ifade etmiyor.
TRANSFER PAZARI SÜRERKEN...Bu arada, aylardır ağır bir demokratik sızıyla izlediğimiz kayyum atamaları, cezaevlerine gönderilen belediye başkanları, ardı arkası kesilmeden yapılan hatta devam eden "transferler" Türkiye'de siyasetin güvenilirliğini her açıdan yerle bir etti. Artık bu ülkede halkın oyunun bir işe yarayabileceğine olan inancı her geçen gün yok oluyor. Ki, seçmenlerin asla bu duyguya teslim olmamaları lazım! Transfer tekliflerine hemen boyun eğen "iktidarsız politikacılara" bakıyorum da, bu insanlarda seçmenden veya kendi ailelerinden utanma yok; omurga deseniz, o zaten yok. Hadi diyelim, bugün iktidar gücüyle bu geçici rüzgarlara boyun eğdiniz! Peki yarın seçmenleri nasıl transfer edeceksiniz O seçimi kaybettiğinizde ne yapacaksınız Güç sarhoşluğuna kapılmış olanlar bu durumu görmezden geliyorlar...
Evvelsi gün YENİ Parti'nin kamu denetimi ve yolsuzluklarla mücadele faaliyetleriyle tanınan çalışkan Genel Başkan Yardımcılarından Deniz Yavuzyılmaz, kendisine gücü yetmeyip eşi Serpil Hanım üzerinden kendisini alakasız suçlamalarla tehdit edenlere yanıt verirken, ortaya atılan asılsız iddiaların esas amacının fon vurgunu meselesinin konuşulmasını engellemek olduğuna parmak bastı.
FERHAT GÜNDOĞDU VE MHK ETESİ İDDİALARIHalkımızın sığınabildiği ender eğlencelerden biri futbol, ama son yıllarda onun da içinden geçildi. Evvelsi sabah Türkiye, Ferhat Gündoğdu ve farklı kurullardan yedi kişinin gözaltına alınmasıyla çalkalandı. Aslında spor dünyası bu hamleyi uzun süredir bekliyordu. Türkiye'de artık sporseverleri çileden çıkaran abartılı hakem "hata"ları, literatürümüze geçen "ofsaytımsı bir şeyler vardır, buluver" şeklinde gizli VAR komutları, sahada hakem kovalayan veya meslektaşlarının bacağına ya da kafasına sorumsuzca tekme atan ama kırmızı kart almayan -bazen sarı dahi almayan- "imtiyazlı astronomik bedelli futbolcular", bir takımın her Avrupa liginden dönüş maçına abone gibi doğrudan atanan "renksever" hakemler; her biri alışılagelmiş ve ne yazık ki kanıksanmış sahneler! Emin olun, futbolla yakın olmayan okuyucular açısından söylüyorum, yalnız küçücük bir demet örnek verdim buradan. Hataların büyük bir kısmının bir takım lehine yapılmasına artık tüm diğerlerinin tepki verdiği bir ortamda, bunlara alışmanın veya "kader" diye kabul etmenin mümkün olmadığını herkes görüyor. Gündoğdu hakkında mesela Ali Koç, Burak Yılmaz ve Murat Ağırel'in neler söylediklerine lütfen bir göz atın! Herhalde tesadüf değil... Uzun lafın kısası, halkın tek eğlencesinin de tadı tuzu, özellikle 5-6 yıldır yok olmaya yüz tuttu. Şimdi ise "arşı" çok daha hızlı bir şekilde karışacağa benziyor. (İngiltere'de benzer bir futbol krizi Manchester City üzerinden şu günlerde yaşanıyor. Herkesin merakı bu krizlerin geçmiş futbol sezon sonuçlarını etkileyip etkilemeyeceği). Bakın, futbol gerçekten bu ülkenin insanının günlük gerçeği...

12