İmamoğlu'ndan Özel'e, Brigitte'ten Edip'e 2026!

Yeni yıla günaydın sevgili okurlarım! Saatiniz kaçı gösteriyor Kim bilir kaç saat uyuyup ne zaman uyandınız Akşam kimlerle masanızı paylaştınız Evde çok tartışma çıktı mı ne seyredileceği konusunda Ya da yeni yıl gürültülerine pabuç bırakmadan kitap okumaya mı devam ettiniz Yoksa bu vesileyle eski arkadaşlarınızı mı aradınız İhmal etmeyin!

Eminim birçoğunuz bizim adımıza şu anda değişik cezaevlerinde demokrasi nöbeti tutan belediye başkanlarımızı, aydınlarımızı düşündünüz, benim gibi. Sevgili Ekrem başkan, değerli ailesiyle beraber kutlayamadı yeni yılı. Aynen İnan Güney, Resul Emrah Şahan, Zeydan Karalar gibi veya yaşadığı ağır hastalığa rağmen hâlâ hastaneye geçiş yapamayan Murat alık gibi... Ama onların kalbi geniş aileleriyle beraber attı dün! İnanın aksini düşünmüyorum bile, sizler de dün gece onları, diğer belediye başkanlarımızı ve Osman Kavala'yı, Can Atalay'ı, Tayfun Kahraman'ı, iğdem Mater'i, Enver Aysever'i, Selahattin Demirtaş'ı düşündünüz, onları yüreğinizde hissettiniz. Onlarla her gün empati kurmaya mecburuz.

MÜCADELE YOLDAŞLARIMIZA SONSUZ SEVGİLER!

Dur durak bilmeden, kimi zaman 3-4 saat kestirerek yoluna devam eden CHP Genel Başkanı Özgür Özel de aklımdaydı. Kendisini dün akşam da gelecek günlerin planlamasıyla doldurup taşırdığını, başta İmamoğlu olmak üzere, tutuklu diğer takım arkadaşlarıyla ruhunu özdeşleştirerek geceyi yaşadığını çok iyi biliyorum. Tabii yalnız Özel'i değil, aynı zamanda sevgili Ali Mahir Başarır'ı, Deniz Yavuzyılmaz'ı, Murat Emir'i, Gökan Zeybek'i, Gökhan Günaydın'ı, Özgür elik'i ve tüm CHP'li dostlarımı düşündüm. Ya da medyada, başta Cumhuriyet yazarları ve Halk TV programcıları olmak üzere bütün muhalif basının da bu tarihi duruşu sürdürdükleri büyük özgürlük koşusu olmasa, halkımız kendisini ne kadar yalnız hissederdi, düşünebiliyor musunuz Duayenlerimiz Alev Coşkun ya da Uğur Dündar'dan, Mine'ye, Barış'lara, Murat'a, Nevşin'e kadar her yaştan cesur yürekleri kucaklıyorum...

Yeni yıla girerken bir yandan o değerli "nöbetçilerimize" diğer yandan bayrağı taşıyanlara hasretle sarılarak doğruları haykırmaya devam edeceğiz.

KISA YAŞAMDA BIRAKILAN ÖLÜMSÜZ İZLER

Yaşam maalesef sandığımızdan daha kısa. Ama ardınızda güzel izler bırakabiliyorsanız ne mutlu size! İster siyasette ister sanatta ister sporda... Mesela dostluğuna doyamadığım Edip Akbayram gibi... Onun muhteşem gür sesi olmadan yürüttüğümüz demokrasi mücadelesini aklıma bile getiremiyorum! "Aldırma Gönül", "Bekle Bizi İstanbul", "Güzel Günler Göreceğiz" şarkıları umutlarımızın, gönlümüzün içinde yankılanmadan nasıl keyifle kadeh kaldırırız, nasıl kendimizi sokaklara salabiliriz ki Veya İlhan Şeşen ya da yine bu yıl sevgili dostu Zeki Alasya'nın yanına göç eden Devekuşu Kabare'nin unutulmaz ismi Ahmet Gülhan gibi... Bu bir döküm değil, tabii ki çok daha fazla büyük kaybımız var. Dünyada da aynı; Robert Redford, Diane Keaton, David Lynch... Ya da birkaç gün önce kaybettiğimiz efsane Brigitte...

BRİGİTTE BARDOT VE MM, CC, BB

ocukluğumun, gençliğimin idolü... Benim baş "harfdaşım" BB! Güzelliği, zarafeti, seksapeli beraber götürüşü, esrarengiz bakışlarını ve vamp gülüşünü kaçamak romantikliği ile beslemesi, ünlü ve zengin sevgili aramadan "sıradan" insanlarla sevgili olabilmesi, hayvanlara duyduğu dev adanmışlık, bir kadının "vahşi ve özgür" olabilme hakkını ilk haykıranlardan olması, yüzüne estetik saldırılar düzenlemeden olduğu gibi yaşlanma keyfini sürdürmesi, her biri belleğimizi besleyen gerçeklerdi. 11 yaşındayken annem, babam ve ablamla Ankara'da bir filmine gitmiştik. Sevgili babam hafif şok geçirmişti, çıkışta anneme "Bundan sonra çocukların geleceği filmleri önceden kendimiz görmüş olalım" dedirtecek kadar iddialı sahneler varmış meğer içinde! Ben ise ankaya Sineması'nda gözlerimi kapayıp belki de parmaklarımın arasından izliyordum o güzellikleri... Birkaç gün önce