Halk Yeni Parti için liderine yetki verdi!

Bundan iki ay ve iki gün önce, iki yıldır bir kumpas olarak hazırlanan mutlak butlan rezilliği sonuca ulaştı. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nden, Sivas Kongresi'nden doğan Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu partisinin genel merkezi, gerçek örgütü ve seçmen halkı ağır bir saldırıya uğradı. Genel merkez boşaltıldı; partiyi çökertmeye çalışan Bay Kemal ve kısır döngüye takılmış bazı elemanları bu işgali gerçekleştirdiler! Yüzleri kızarmadan, tersine doyumsuz bir aç kurt saldırganlığıyla...

DUYGUSAL OLDUĞU KADAR MANTIKLI BİR VEDA

Özgür Özel, evvelsi gün CHP Grup Salonu'ndaki toplantıda kürsüye "Farklı duygularla, belki de vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak çıktım ve huzurunuzdayım" sözleriyle adım attığında, parti örgütünün ve Türkiye kamuoyunun karşısında gözyaşlarını zor tuttu. O kürsüye ulaşana kadar, bir gece önce yatağında dönüp dururken omuzlarında çok büyük sorumluluklar taşıyan değerli genç dostumun kalbi ağır ama vicdanı rahattı.

ünkü gerek genel başkanlığı yürüttüğü iki buçuk yılda, gerek mutlak butlan rezilliğine karşı savaş verdiği son aylarda bu mantıksız ve hukuksuz saldırıyı boşa çıkarmak için elinden gelen fiili ve hukuki her adımı atmış, kamuoyuna da süreci en açık şekilde anlatmıştı. CHP'yi kurtarmak, Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü'ye karşı manevi ve vicdani sorumluluğunu yerine getirmek için üzerine düşeni yapanların huzuru okunabiliyordu bakışlarında. Özel'in adeta "Paşam, biz üzerimize düşeni yaptık; CHP'ye ihanet etmedik. Partiye ihanet edenler genel merkezine ve tüzel kişiliğine çöktükleri için, biz CHP'nin gerçek kimliğini ve ruhunu korumak, Cumhuriyetin kurucu değerlerine ve halkın partisinin içindeki halka sahip çıkmak için bu hamleyi yaptık" dediğini duyar gibiyim. Bu karar karşısında vicdanlarımızın hür, alnımızın ak kaldığını ben de hissediyorum.

Dolayısıyla CHP'den istifa edip onu başka bir tüzel kişilik altında yaşatmak, artık halkımızın da gördüğü gibi, bir seçim değil dayatılmış bir zorunluluktur! Cumhuriyeti kurtarmak için girişilen kaçınılmaz bir manevradır. ünkü mesele, bir bina ya da tabela değildir; Atatürk'ün emanetini ve halkın iradesini geleceğe taşımaktır!

ÖZEL'İN BAŞKA BİR ALTERNATİFİ KALMAMIŞTI!

Bu sütunu izleyenler çok iyi biliyor: Son iki ay boyunca Bay Kemal'in bir kurultaya yanaşmayacağını, partiyi örgütüne geri kazandırmayacağını, tersine birilerinin istediği biçimde ona el koyacağını ve bu fırsatı kaçırmayacağını hep dile getirdim. Bay Kemal ve ekibi parti meclisinin, delegelerin, örgütün, il başkanlarının ve halkın sesini dinlemediğinde birçok arkadaşımızın aksine şaşırmadım. ünkü ondan farklı bir tavır beklemek, kendi beynimize meydan okumak olurdu.

Ne yazık ki herkes onun CHP'nin önünü kesmek ve tökezletmek için kullanılan bir Truva atı olduğunu en acı biçimde öğrendi. Hani Sherlock Holmes veya Hercule Poirot, Conan Doyle ya da Agatha Christie'nin kaleminden, suçun failini açığa çıkarmak için ipuçlarını ve kilit anları geriye doğru sıralar; katilin önüne öyle bir tablo koyarlar ki suçlu birkaç yalanla savunmaya çalışsa da teslim olmaktan başka yol bulamaz ya... Bay Kemal'in genel başkanlığa gelişinden itibaren yaptıklarını üst üste koyduğunuzda karşımıza çıkan tablo da o kadar net ve ağırdır. Artık "Acaba iyi niyeti vardı da biz mi anlamadık" diye soran objektif ve tarafsız kimsenin kaldığına inanmıyorum.

Ekrem İmamoğlu'na karşı 19 Mart 2025'te yapılan darbenin, aslında CHP'ye ve Türkiye'nin birinci partisine karşı açılmış antidemokratik bir savaş olduğunu bütün halkımız Özgür Özel'le beraber izledi. Saraçhane'de geçirdiğimiz günlerin ardından demokrasi aşığı milyonlar ülkenin her ilinde sokaklara döküldü; Özel'in taşıdığı aydınlanma meşalesine ışık kattı.

ÖZEL UYUYAN KİTLELERİ DE UYANDIRDI

Özgür Özel, genel başkanlığı döneminde rüştünü öylesine ispatladı ki yalnız CHP örgütü değil, aziz Türkiye Cumhuriyeti'nin halkı da onu bağrına bastı; çalışkanlığına, özverisine ve samimiyetine güvendi. "Yeni bir yol açıyoruz. İşgal altındaki Atatürk mirasını koruma sorumluluğu omuzlarımızda. Biz binayı terk ettik ama miras bizde, meşruiyet bizde, görev bizde."