CHP'de gergin bekleyiş​​​​

Biri sokakta beni durdurup "Bedri Bey, ne olacak bu işlerin sonu Yetti artık!" dediğinde içimi bir tereddüt kaplıyor. Acaba CHP'den mi bahsediyor, yoksa Fenerbahçe'den mi Hemen ağzını aramaya başlıyorum bir yorum yapabilmek için! Sonuçta beni iki kurumdan da "sorumlu" gördüklerinden, her kelimeyi dikkatle seçmek durumundayım.

Fakat bu günlerde durum daha da sıkıcı bir hal aldı. "CHP" dediklerinde mecburen "Hangi CHP" demek zorunda kalıyorum. "KK'nın butlancı partisinden mi, yoksa Atatürk'ün kurduğu; laik, sosyal demokrat, Özgür Özel'in Türkiye'de birinci parti yaptığı gerçek CHP'den mi"

GİTMEK Mİ ZOR, KALMAK MI ZOR

Kılıçdaroğlu'nu hiçbir zaman affetmeyecek olan büyük kesim, hızlı bir şekilde yeni parti kurulmasından Bay Kemal'in alabileceği en çok %3 sözde destek ile baş başa bırakarak bu sorunu hızla aşmaktan söz ediyor. Bu da bize meşhur atasözünü hatırlatıyor: "Bekara kadın boşamak kolay!" Partinin doğal olarak haklı övüncü, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri'nin, Sivas Kongresi'nin, Atatürk ve İnönü'nün CHP'sinin tarihi devamı olması. Partinin, Türkiye'nin her noktasında örgütlülüğü ve altı ok simgesinin "halkçı" halkın beynine kazınmış olması, buna eklenen diğer somut gerekçeler. Dolayısıyla Genel Merkez özellikle bu dijital bilgi, işlem ve dağıtım çağında böyle bir tarihi dev aygıtın ana kumandası olarak ne maddi ne de özellikle manevi açıdan kolay bırakılır bir odak değil.

Saydığımız sebeplerden dolayı Özgür Özel'in bu konuda zamanın ve potansiyel şansın son zerrelerine kadar her yolu deneyerek CHP Genel Merkezi'ni ve partinin kurumsal kimliğini gerçek sahiplerine, yani seçilmiş yöneticilerine, örgütüne ve Özel-İmamoğlu ikilisini destekleyen milyonlara tekrar kazandırmaya çalışması, çok büyük ve önemli, hiç de kolay vazgeçilemeyecek bir ana hedef. Hani bir şarkı vardır ya, "Gitmek mi zor, kalmak mı" İşte Özel ve ekibi şu anda tam o noktadalar. Anketler, CHP kitlesinin bu tereddütlerin içinde olduğunu ve partililerin yarısının yeni parti kurulmadan önce parti için mücadeleden yana olduklarını bize yansıtıyor. Bu arada, çeşitli arabulucular da şu anda medyanın ana konusu olan "iki CHP"nin uzlaşmasını ve ayrılık ihtimallerinin bertaraf edilmesini sağlamaya çalışıyor. Her iki tarafın da bu hafta grup toplantısı yapmamasını, bu nabız düşürmenin kazandırdığı bir puan olarak görmek isteyenler var.

KURULTAY MI YOKSA YENİ PARTİ Mİ DERKEN, KENDİNİ OFSAYTTA BULMAK!

Söz edilen uzlaşma ve partinin kendi içinde "orta yolu bulması" aslında yalnız tam hukuka ve tüzüğe uygun hazırlanmış bir kurultaydan geçiyor. Hani benim en başından beri "kesinlikle yapmaya yanaşmayacaklar" dediğim kurultay... Biliyorsunuz, dün CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ve 74 il başkanı yaptıkları basın açıklamasıyla 833 delegenin imzasıyla kurultay taleplerini Genel Merkez'e ilettiler. Emir, CHP Genel Merkezi'nin artık tüzüğe veya milletvekillerinin savunma hakkına bile saygı göstermediğini üzerine basarken, Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz "CHP'yi kimin yöneteceğine CHP'liler karar verir" sözleriyle olması gerekeni hatırlattı. Buna karşın Genel Merkez'in tavrı aynı noktada duruyor: "900 değil 1900 delege kurultay talebini getirse de ortada hukuki bir engel var. ünkü hükümsüz sayılan 38. Kurultay'ın delegeleri zaten bunlar." Tabii biliyorsunuz, bir de buna sürekli olarak eklenen "zaten kurultay yapamayız çünkü parti hakkında tedbir kararı var, çünkü daha Yargıtay'ın vereceği kararın beklenmesi var" gibi bahaneler var. "İsteyenin bir yolu vardır, istemeyenin bin bahanesi..." İşte o bahaneyi üretmek için de Genel Merkez eline geçirdiği her fırsatı zorluyor!

Burada birbirine geçmiş çeşitli, karışık yol ayrımları var. Bunlara ortaya karışık göz atmamız lazım. Bırakılan imzalarla il başkanları 27 Temmuz'da "legal bir kurultay yapılmadan, 6 yıl dolarsa, CHP seçimlere katılamayabilir" baskısını da göz önünde bulundurarak bu büyük tehdit karşısında acil kurultay baskısı yaparken, Bay Kemal ekibi gayet sakin şekilde, sanki geç kalınsa işlerine gelecekmiş gibi, bir olağan kurultay takvimi oluşturuyor. Sıfırdan yapılacak mahalle-ilçe-il kongreleriyle, her zamanki alışkanlığıyla kendi yandaşlarını seçtireceği yeni delegelerle destek arayışında! 2 milyon üye kendisine diş biliyorken böyle şeylere girebilmesin belki tek yöntemi kendi seçtirmek istediği insanların "kendisine düşman ve karşı rollerini bürünüp kendilerini o şekilde üyelere pazarlamaları (!) veya baskın sabah 07.00 mahalle delege seçimleri! Bir alternatifi daha var: İkna edip Partiye hemencecik üye yapacağı 3 milyon "butlancı" bulmak, ki bu konuda 5 yıl uğraşsa da çok zorlanacağına eminim (!) Tabii kongrelerde şayet yeni parti hamlesi ile Parti boşaltılmamışsa, dev kavga gürültüler nasıl engellenebilir, bunu öngörmek mümkün değil.