Bari BM ve NATO'yu kapatın!

Venezüella haberleri üzerimize yağıyor; dünya gündemini unutulmaz bir şekilde değiştiren günler yaşıyoruz.

MADURO'NUN KİMLİĞİ ABD'NİN SUUNU AZALTMAZ

Öncelikle kimse "Maduro küstah bir diktatördü, hak etti" demesin! Ben Venezüella'da yaşasam, tabii ki oy da destek de vermem. Ama hiçbir şey, ABD'nin bir ülke basıp devlet başkanını silahlı bir operasyonla kaçırabilmesini anlaşılabilir kılamaz. Ayrıca, ABD bir diktatörü ortadan kaldırıp yerine demokratik bir seçim sözü de vermiyor. (Bunu yapsa da mazur görülemezdi.) İlk dakikada öğreniyoruz ki konumuz, önce petrol! Bunun diplomatik karşılığı, başka bir ulusun zenginliklerini çalmak!

Maduro, kendi yönetiminde ve ordusunda hangi ihanetlere uğradı da bir kapıdan dalıp karı kocayı rahatlıkta ele geçirdiler Sonuçta Venezüella cephesinde de övünülecek bir durum yok.

TÜRKİYE'DE, CARACAS SOKAK GÖRÜNTÜLERİ HİBİR ZAMAN YAŞANAMAZ!

Sözde demokrasi sever kitleler, Caracas sokaklarında darbeyi alkışlayıp Amerikan bayrakları sallıyorlardı! Maalesef tuzağa düşen bir güruhtu onlar! Ancak durumun gerçek yüzü ortaya çıkıp konunun "ayı ile yatağa girmek" olduğu anlaşıldıkça, kalplerini bir pişmanlık doldurmaya başlayacak. Bu, aynı zamanda emperyalizme esir düşmenin farkına varamayan, politik bilinci gelişememiş bir toplumun teslim bayrağı çekmesidir. Mesela böyle bir tavrı Türk halkı hiçbir zaman göstermez! TSK ve Türk halkı, hiçbir işgalci kuvvetin ülkeye girmesine olanak vermez. Türkiye'de siyasi bilinç, her şeye rağmen, çok daha oturmuştur.

Maduro, resmen derdest edilmiş, aşağılanmış, elleri bağlı, terlikli, başına ayı kulaklığı olan bir kep geçirilmiş halde, sanki bir av gibi New York'ta oradan oraya sürükleniyordu. Amerika'da belki Cumhuriyetçiler, bu güç oylarını artırmayı umuyorlar ama Amerika kurulduğundan beri dış dünyada bundan daha büyük bir prestij çöküşü yaşamadı.

ABD ARTIK 'DÜNYAYI' TEHDİT EDİYOR

Trump, birçok ülkeyi artık doğrudan tehdit ediyor. Bu da kaçınılmaz şekilde 2. Dünya Savaşı'nın başını bize hatırlatıyor. Hadi diyelim İran, Kolombiya ve Küba, cumhuriyetçi/sağcı bir diktatörün gözünde zaten "olağan şüpheli"; peki Meksika, Danimarka, Grönland veya Kanada'yı bu listeye eklemeye ne diyebiliriz ki Düşünün ki Danimarka, NATO üyesi. Fakat şu an Trump'ın sert provokasyonlarıyla tehdit edilen bir konumda. Başbakan Mette Frederiksen, her ne kadar net bir yanıt vererek Amerika'nın tehditlerini şimdilik boşa çıkardıysa da eminim "Gerçekten böyle bir saldırı olursa biz ne yaparız" diye kara kara düşünüyorlardır...

Kübalılar zaten doğdukları andan itibaren bir Amerikan saldırısı yaşayabileceklerini düşünerek nefes alıp verirler, Danimarkalıların ise böyle bir düşünce bugüne kadar akıllarından bile geçmemiştir! Fransa, gecikmeli olarak olsa da doğru tepkiler verdi ama bir ülkeyi candan alkışlamak istiyorum: İspanya! Aynen Gazze konusunda İsrail'e ve Amerika'ya gösterdikleri net tavrı, şimdi yine Venezüella konusunda da aynen sürdürüyorlar!

Amerika'nın kendi hukuki ve siyasi sistemine göre de kabul edilebilir bir yanı yok saldırının. Dolayısıyla New York Times'ın, Kamala Harris'in ve New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani'nin verdikleri sert negatif tepkilerin büyük önemi var!

Zaten pamuk ipliğiyle bağlı gibi varlığını sürdüren BM, bu son olaydan sonra toptan kepenk kapatabilir! Uluslararası anlaşmaların artık hiçbir anlama gelmediğini bu operasyonla kesin olarak tescil etmiştir. AB'nin bu konuda çekimser laf ebelikleriyle tavrını sürdürüp "ama lütfen itidalli olun" gibi hiçbir anlama gelmeyen sözler edebilmesi, Avrupa'nın etik açıdan çöküşünü hızlandıracaktır. Yapılan kınamalar da ancak Trump'ı güldürmeye yarıyordur!