Kim Jong'u da etkisizleştirmişlerdi!

Bu yazının başlığı 'Şov devam ediyor' olmalıydı ama önce bir fragman...

Team America, (Amerikan Gücü) tamamen bir komedi filmi.

2004'te gerçek oyuncular yerine kuklalarla çekildi.

Filmde, ABD'li (CIA göndermeleri taşıyan) bir özel ekip, dünyayı yok etmek isteyen Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'a operasyon düzenler ve onu etkisiz hale getirir. Filmin kuklalarla çekilmiş olması meseleyi yumuşatır ama sahne politik olarak oldukça nettir: Amerikan gücünün dünyayı "düzeltme" iddiası, "lider yok etme" noktasına kadar götürülür.

Bu sefer ABD Başkanı Donald Trump meseleyi Hollywood'a bırakmadı. Dünyayı şoke eden bir aksiyonla uluslararası normları ve devletler hukukunu hiçe sayarak başka bir ülkenin seçilmiş başkanını yatağından alıp kendi ülkesine (ABD'ye) kaçırdı. Süper güç olmanın getirdiği özgüvenin sınır tanımazlığı...

Bu kaçırma olayının dünyaya mesajı şudur: Amerikan gücü her yere uzanabilir.

Ve bu mesaj bir şova dönüştürüldü.

Terlikli, eşofmanlı Maduro'yu gemiye, helikoptere, uçağa, zırhlı araca bindirirken ve indirirken gösterdiler. Onun kelepçeli, pet şişeli halini tüm dünyaya teşhir ettiler.

Bu görüntüler bana tarih kitaplarında okuduğum Ortaçağ gerçeklerini ve konusu Ortaçağ'da geçen romanları, filmleri hatırlattı.

Ortaçağ şehirlerinde adalet, dar sokaklarda ya da kapalı mahkeme salonlarında değil, herkesin gözünün önünde tecelli ederdi. Şehir meydanına yerleştirilen kafesler, prangalar ve teşhir direkleri yalnızca suçluları hapsetmek için değil, gücün kimde olduğunu göstermek için vardı.

Victor Hugo'nun Notre-Dame de Paris romanında Quasimodo'nun meydanda teşhir edilmesi, yalnızca bireysel bir ceza değildir; kalabalığın sessiz rızasıyla işleyen bir toplumsal ezme mekanizmasıdır.

Beyazperdedeki Ortaçağ anlatıları, bu mantığı daha da görünür kılar. Robin Hood filmlerinde Nottingham meydanındaki kafesler, Şerif'in adalet dağıtan bir figürden çok, gücünü sergileyen bir zorba olduğunu anlatır.

Bugün bu görüntüler bize geçmişin karanlık bir kalıntısı gibi görünebilir. Ancak Maduro'nun kaçırılması ve Amerikan emperyalizmi bize şunu gösterdi: Kafesler biçim değiştirir, ama güç gösterisi ve teşhir mantığı çoğu zaman aynı kalır.

Modern dünyada artık şehir meydanlarında kafesler yok. Ancak bu, güçlünün zayıf üzerindeki tahakkümünün sona erdiği anlamına gelmiyor. Bugün ekranlar uluslararası teşhir sahneleridir. Kafesler ise yaptırımlar, ambargolar, askeri baskılar ve hukukun keyfî yorumu...