Seçilmiş fail İsmail Arı!

Önce fail seçiliyor. Sonra ona bir suç yaratılıyor. Biz seçeni değil, sözüm ona icat edilen suçu konuşuyoruz.

BirGün muhabiri genç gazeteci İsmail Arı 74 gündür tutuklu. Son dönem toplumun konuştuğu çok sayıda haber yaptı, kitap yazdı. Kızılay'daki, iktidarın vakıflarındaki, Menzil cemaatindeki, depremdeki... Skandalları, yolsuzlukları yazdı. Kitabını yazdığı Kızılay başkanının kızı, arabasıyla bir kişiyi öldürüp üç kişiyi yaraladığı olaydan sonra bir gün bile hapishane görmezken İsmail tıklım tıklım koğuşlarda sırf yazdı-çizdi diye yerde yatıyor.

Karşımda Arı'nın iddianamesi duruyor. Sadece iki buçuk sayfa. Ne garip! Bayram günü sanki azılı bir katilmiş gibi ziyaretine gittiği ailesinin evinden alındı ama adres kısmına "Bilinen ikamet adresi yok" yazılmış.

İsmail 22 Mart'tan beri tutuklu. Ama tutuklanmasının hikâyesi ocak ayına uzanıyor. 16 Ocak'ta çalıştığı BirGün'ün televizyonunda Zafer Arapkirli'nin programına katılmış. O günün gündemi Bilal Erdoğan'ın siyasete girip giremeyeceğiymiş. 2 saat 11 dakikalık programın 39 dakikasında İsmail konuk olarak yer almış. İsmail bir muhabir. Haberle anılıyor. Bu nedenle 39 dakikanın 20 dakikasında adı Bilal Erdoğan'la anılan vakıflardan, bu vakıflarda olan bitenden bahsetmiş.

Hani, "halkı yanıltıcı bilgiyi yaymak" suçunda "halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saiki" aranıyor ya... İsmail konuştuktan sonra halkın ayağa kalkıp Erdoğan'a yakın vakıfların kapısına yığıldığını sanmayın. Program, tam 2 ay boyunca, dijital arşivde kaybolup gitmiş.

İNTİBA SUU!

Ta ki o güne kadar...

Sosyal medyada bir hesap, bu yayından iki dakikalık bir bölümü alıp paylaşmış. O iki dakika telefondan telefona, "bilmem kimin telefonu"na derken... Kolluk kuvvetlerinin önüne düşmüş. İsmail Arı böylece potaya girmiş. Kolluk savcıya haber, savcı da kolluğa talimat vermiş. Bayram günü işi gücü bırakan bürokrasi, aynı gün tüm evrakları yazışmaları bitirip, İsmail Arı'nın peşinden koşarak, onu acilen Tokat'ta gözaltına alıp, 6 saatlik yolculukla Ankara'ya getirmiş. İşin tuhaf tarafı, İsmail Arı, haberleri nedeniyle zaman zaman savcılığa çağrılıyor. Hep kendi ayağıyla gidip ifade verip çıkıyor. Ama bu sefer nedense İsmail için alarm çalmış gibi her şey farklı oluyor!

Yine iddianameye dönelim...

İsmail ne suç işlemiş derseniz, şöyle yazıyor: "Erdoğan ailesinin TÜGVA, Yeni Türkiye Vakfı, Okçular Vakfı, İlim Yayma Vakfı, İnşa ve İrfan Vakfı, TÜRGEV, Darülaceze, Şefkat Vakfı gibi 7-8 vakıf ismi sayılmasına rağmen 20 civarında vakfın yönetiminde yer aldığını..."

Yani savcı sınav yapar gibi konuşmandan 20 civarında demişsin ama programda 7-8 tane saymışsın diyor!

Yetmemiş...

İsmail konuşmasında, bu vakıfların sağlanan statülerle vergi başta olmak üzere ayrıcalıklara sahip olduğunu söylemiş. Savcı bunu şöyle suç kabul etmiş: "Kanunlarla belirlenen vergi indirimleri ve kamu yararı kararının nasıl alındığına dair gazetede detaylı yazı yazmalarına rağmen gazete haberini okumayan, sadece tv paylaşımını dinleyenler nezdinde, vakıflara usulsüzce kamu kaynaklarının aktarılarak amacı dışında kullanıldığına dair yanlış intibalar uyandırması muhtemel yanıltıcı bilgiyi alenen yaydığı..."

Savcı İsmail'in gazetedeki haberlerini doğru kabul etmiş. Ama çıktığı programda her şeyi özetlediği kısmı "Halk gazete haberini okumaz, usulsüz iş yapıldı sanır" diyerek İsmail'e yine sınavdan kırık not vermiş!

ALGI YARATMA SUU!

İşin ilginç yanı, İsmail'in gözaltına alındığı haber bundan ibaret. Ama bu kadarcık şeyden bu düzende bile tutuklama olmaz diye düşünülmüş olacak ki... İfadeye iki kez ara verilip, o sırada İsmail'in sosyal medya hesapları taranıp üç yeni paylaşım getirilmiş.

Üçü de memleketin halini anlatıyor. Örneğin biri yargının siyasallaştığını, hâkim ve savcı atamalarına torpilin karıştığını söylüyor. Yargı mülakatına eski AKP milletvekilinin bakan yardımcısı sıfatıyla girmesini buna örnek veriyor. Gelgelelim... Savcı İsmail'e şöyle suç yaratmış: "Yazılı sınav sonrasında mülakat usulü uygulanmasına rağmen, paylaşımı okuyanları yazılı sınav uygulanmaksızın siyasi torpil yolu ile mülakat sonucu mesleğe kabullerin gerçekleştirildiği yolunda algı oluşturacak şekilde yanıltıcı bilgiyi alenen yaydığı..."

İsmail yazılı sınav yok demiyor. Ama herkesin anladığı gibi, mülakatlarda torpil dönüyor diyor. Ortada buna dair yüzlerce haber var. Yazılı sınavda rekor kıranların mülakatta elendiği gerçeği var. Mülakatlarda sırf elemek için sorulan garip sorular gerçeği var. Ama savcıya göre mülakatlar mükemmel, aksini iddia eden mahpusluk!