Öcalan'ın statüsü mü Adem'in statüsü mü

Tarihin çelişkisi diye sunulan aslında olayları hazırlayan akışın uyumudur.

Geçen cuma günü kafeye oturdum. ay söyledim. DEM Parti'nin CHP'li ankaya Belediyesi salonunda okuduğu Öcalan'ın açıklamasını takip ediyorum.

Dağdakilere çağrı mı yapacak, sürecin ikinci adımının haritasını mı anlatacak, yoksa Bahçeli'nin işaret ettiği statü sorununu mu açıklayacak derken... Erdoğan'a, Bahçeli'ye, Özel'e teşekkürlerin ardından; sonu kaçınılmaz şekilde anayasal değişime çıkan bir tür "ikinci cumhuriyet" önerisi çıktı. Bahçeli'nin "kurucu önder" dediği Öcalan, Meclis komisyonunun misyonuyla kendi pozisyonunu birleştiren bir "yeni kurucu irade" olarak karşımıza çıkmıştı.

İşte tam bu sırada, çayımı getiren garson, her şeyden habersiz "Biraz konuşabilir miyiz" dedi. Adı Adem, soyadı Tok'tu. Elbette bir derdi vardı. Tarafı olduğu mahkeme dosyasını paylaştı. Gördüklerim yaşadıklarımızla son derece ilgiliydi. Kendi kendime "Öcalan'ın statüsünü konuşuyoruz da Adem'in statüsü ne olacak" dedim.

'505 TERÖRİST' HİKÂYESİ

Yüzde 64 engelli olan Adem, 16 Mart 2020'de İBB'de işe girmişti. Ocak 2021'den itibaren belediye iştiraki İSTA'ta, Hafriyat Atıkları Müdürlüğü'nde kantar operatörü olarak çalışmaya başlamıştı. Yeni kurduğu hayatında her şey yolunda gidiyordu.

Ta ki o güne kadar...

Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun, İBB'de, İmamoğlu döneminde işe alınan 505 terör bağlantılı isim açıklamasını hatırlıyor musunuz İBB, işe aldıkları kişilere sadece adli sicil kaydı sorduğunu söylemiş, hukuken arşiv soruşturması yapamadığını açıklamıştı. Eski içişleri bakanı ise tezinde ısrar etti. Terör bağlantılı isimlerin akrabalarının bile belediyede çalışamayacağını söyledi. İktidar medyasında, kayınbiraderden görümceye varıncaya kadar, İBB'de çalışan isimlerin terörden yargılanan akrabaları yayımlandı. Bu olaylardan sonra, arşiv araştırması hukuka uygun mu değil mi demeden, İBB'de de devreye girdi.

ARŞİV IKTI İŞSİZ KALDI

İşte bunların ardından Adem Tok'un eline 4 Ocak 2023'te İSTA'tan bir kâğıt ulaştı. "Fesih bildirimi" diye başlayan kâğıtta, işten çıkarıldığı yazıyordu. Gerekçesi "geçmişi" idi. Hakkında yıllar önce açılmış, yargılandığı, ceza aldığı davalar vardı.

Aslında mesele şuydu. İşe girerken kendisinden istenen adli sicil kaydını İBB iştirakine vermişti. İşe girmesinde bir sakınca yoktu. Nitekim işe de başlamıştı.

Öte yandan...

Zaten işe girerken başka bir şey istenmesi mümkün değildi. AYM, bir OHAL kalıntısı olan "işe girerken özel arşiv araştırması talep edilmesi" uygulamasını iptal etmişti.

Gelgelelim...

İçişleri bakanının müdahalesi sonrası arşiv araştırması yeniden gündeme geldi. Adem'in işi de bu anda tehlikeye girdi. Zira arşiv aramasında geçmişi ortaya dökülmüştü. İBB iştiraki de bunun üzerine Tok'u tazminatsız işten çıkardı.

YARGI 'ADEM HAKLI' DEMİŞ

Adem yoksuldu. Dedim ya, engelliydi. İş bulması çok zordu. Başka bir geliri, mülkü yoktu. İşsiz kalınca ekonomik krizin içine düşmüştü. Son olarak garsonluk yapmaya başlamıştı. Kıt kanaat geçinmeye çalışıyordu.

Ne çıkmış derseniz...

Bu sorunun cevabını, olayın mahkemeye yansıması sayesinde biliyoruz. 1982 doğumlu Adem, sonuncusu 2001'deki bir dizi eylemiyle, yasadışı THKC-Direniş davasından yargılanmıştı. 2004'te, yani 22 yaşında hapisten çıkmıştı. Halen sol görüşlüydü. Ama sonraki yıllarda radikal siyasi işlere karışmamış görünüyordu. Bundan sonra aldığı ceza, 2013'teki bir olaydan, siyasi olmayan bir suçlamayla, adli para cezasına çevrilmişti. Adli sicil kaydı bu nedenle temiz çıkmıştı.

Olay mahkemeye yansıdı dedim ya...

Dosyayı inceliyorum. İstanbul 3. İş Mahkemesi, Soylu'nun başlattığı tartışmada İBB'nin işten çıkardığı Adem'i haklı bulmuş: "İSTA şirketinde işe başladığı dönemde davacıdan aranmayan ya da işe giriş şartı olarak değerlendirilmeyen adli sicil arşiv kaydı hususunun daha sonra gerekçe gösterilerek davacının iş akdinin feshedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu kanaatine mahkememizce varılmıştır." İşe iade edilmesine ve kendisine tazminat ödenmesine karar vermiş. İBB dosyayı istinafa taşımış. İstinaf da Adem'i haklı bulmuş. 25 yıl önceki defterleri açıp bir insanı işten çıkaramazsın demiş.