Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Berra'nın hikâyesini sosyal medyadan yolladığı ileti sayesinde öğrendim. 14 yaşında bir çocuktu. Ama büyümenin acı meyvesini erkenden tatmak zorunda kalmıştı.

Bana yazmasının nedeni babasının mahpus olmasıydı. Babası, görüş gününde, "Hiç kimse sesimizi duymuyor" demişti. Berra, ses olmak istiyordu.

Babası Evren Buçan. 1980 doğumlu İTÜ Şehir ve Bölge Planlama mezunu bir mühendisti. Rizeli, memur çocuğu bir aileden geliyordu. Mezuniyet sonrasında, yıllardır AKP'nin elinde olan Beyoğlu Belediyesi'nde işe başlamıştı. Silivri, Avcılar, Beykoz derken son olarak Şile'de yapı ruhsat şefi olmuştu. Şile'de daha üç aylık çalışanken "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve üye olmak, rüşvet, irtikap" suçlamasıyla tutuklanmıştı.

Ü AYDA ÖRGÜT ÜYESİ OLDU!

Berra, "20 yıllık devlet memuru, 3 ayda nasıl örgüt üyesi oldu" diye soruyordu. Anlam veremiyordu. Zira anlattığına göre her şeyin hikâyesi aslında onunla başlamıştı:

"İlkokulu Beylikdüzü'nde okudum, babam Silivri Belediyesi'nde çalışıyordu. 4. sınıfta babam ve annem bir karar aldı, beni ortaokul için bir kolejin bursluluğuna sokacaklardı. Girdim, kazandım. Babamın eğitime önem verdiğini söylemiştim ya, benim o okula gitmem için sevdiği belediyeden ayrıldı ve taşındık. Orada ortaokula yazıldım ve babam Avcılar Belediyesi'ne geçti. Ben ve küçük kardeşimi, babam okula götürüp getiriyordu o zamanlar."

8. sınıfta LGS'ye hazırlanmaya başladı. Hayal ettiği okullar Anadolu Yakası'ndaydı: "Dedim ki baba senin işin nasıl olacak, Avcılar'a her gün gidip gelmen zor olur. O da dedi ki 'Beni merak etme, Beykoz Belediyesi'ne geçmek için şansımı deneyeceğim. Önemli olan senin okulun, sen sınava girince taşınma işini düşünürüz.'"

Böylece kızı sınava hazırlanırken Anadolu Yakası'nda iş başvuruları yapmaya başlamıştı:

"Babam zor da olsa Beykoz Belediyesi'ne ocak ayı civarında geçebildi. Her gün çok uzun bir yolda gidip geliyordu ve artık eskisi gibi çok iletişim kuramıyordum onunla. ünkü çok yorgun oluyordu. Okula ve dershaneye de bırakamıyordu beni."

GECE GELEN TELEFON

Babası Beykoz'da mutlu değildi. Oradan da ayrılmak istiyordu. Şile Belediyesi'ne bir arkadaşı aracılığıyla başvurdu, kabul edildi: "Şile'ye geçmesiyle birlikte işgücü o kadar arttı ki eve tonlarca dosya getirip hepsini inceliyordu. Evde artık hiç iletişim kuramıyorduk onunla, o derece."

Sınav günü gelip çatmıştı:

"16 Haziran sabahı, annem ve babam beni sınava gireceğim okula bıraktı. Sınav çok zor olmasına rağmen iyi geçti. 90 soruda 3 yanlış 1 boşla derece yaptım."

Sınav sonrası ailece anakkale Ezine'de bulunan yazlıklarına gitmişlerdi. Babası hafta sonları yanlarına geliyor, hafta içi görevine dönüyordu.

Derken...

"Sonucun açıklanmasına iki gün kala babamla telefonda konuşmuştum, onu özlemiştim ve gelmesine az kalmıştı. O gece 4'te, ben uyurken gelen seslerden uyandım. Annem biriyle telefonda konuşuyordu ama sesi hiç iyi gelmiyordu ve ağlıyordu. Birine bir şey olduğunu sandım ama annemin yanına gidemedim, ne yapacağımı şaşırmıştım. Konuşmaları dinlemeye başladım ve annem babamın gece tutuklandığını söylüyordu."

13 Temmuz'da Evren Buçan tutuklandı. Berra'nın küçük kardeşine olanı anlatmadılar. Ailenin bütün planları değişmişti. Anadolu Yakası'na taşınamadılar. İstediği okula kayıt yaptıramadı.

MÜTEAHHİT ŞİKÂYETİYLE TUTUKLU

Berra evlerine yakın bir fen lisesine kaydolmuş. İlk karnesi takdirle gelmiş: "Babam tercih sonuçları açıklandığı zaman da yanımda olamadı, lisenin ilk gününde de olamadı. Bugünlerde anladım ki babam uzun bir süre yanımda olamayacak. 2026'ya herkes babasıyla girerken ben giremedim. Şimdi de babam takdir aldığımı, onun için çabaladığımı göremeyecek."

Berra bana "Bir insan üç ay önce gittiği belediyede yedi aydır tutuklu olabilir mi" diye soruyordu. Bu soruya keşke cevap verebilseydim.