Cevapsız kalan her soru kendine bir başka soru bulur. Pazartesi günü bu köşede okudunuz. Dışişleri'nde kayıp 15 milyon doların hikâyesini yazmıştım. Türkiye'nin Kazakistan'daki Astana Büyükelçiliği inşaatı için Yapı Uluslararası İnşaat AŞ ile 2007'de sözleşme imzalanmıştı. Şirket, Dışişleri ile ters düştüğü işin sonunda inşaatın yüzde 96.4'üne kadarını tamamlayabildi.
Ancak Yapı İnşaat ile Dışişleri arasındaki kriz bitmedi. Şirket, Dışişleri'nden 15 milyon dolarlık alacağı kaldığını söylüyordu. Önce bakanlık nezdinde girişimde bulundu. Dışişleri ödemelerin tam göründüğünü söylüyordu. Şirket bunun üzerine dava açtı. Ankara 12. İdare Mahkemesi'nin şirketin lehine karar vermesinin istinafın da bunu onamasının ardından ödeme belgeleri ortaya çıktı. Belgelerde üç adet 4 buçuk milyon dolar ve bir adet bir buçuk milyon dolar elden ödeme yapıldığı belgesi yer alıyordu.
Belgeler kafa karıştırıyordu. Zira 15 milyon dolar dediğim gibi elden verilmiş görünüyordu. Öte yandan belgede imzası bulunan Büyükelçi Taner Seben de İdari Ateşe Bülent Yükseltürk de "Bu imzalar benim değil" demişti. Şirket yetkilisi Muzaffer Nişancı bu belgelere dayanarak Dışişleri'ne yeniden başvuru yapmıştı. Kendisine verilmesi gereken 15 milyon dolarının sahte belgelerle Dışişleri'nden başkalarının hesabına gittiğini söylüyordu.
Dışişleri'nden konuyla ilgili hem yazıyı yazarken hem yazıdan sonra yanıt istedim. Beklediğim yanıt dün geldi.
ELDEN ÖDEME YAPILMIŞAncak baştan söyleyeyim. Halen sorun çözüldü demek mümkün değil. Üstüne bir detay daha vereceğim. Ama önce Dışişleri'nin açıklaması...
"'Astana Büyükelçiliği kançılarya, ikametgâh ve memur konutu inşaatının' gerçekleştirilmesi amacıyla 3 Mayıs 2007 tarihinde ihale yapılmıştır" diye başlayan açıklama, "13 Haziran 2007 tarihinde 26 milyon 250 bin ABD Doları bedelle yapım sözleşmesi imzalanmıştır" ifadeleriyle devam ediyor.
Şirkete 10 adet hak ediş düzenlendiğini söyleyen Dışişleri, bunun 9 tanesinin ödendiğini söyledi. Dışişleri, bu ödemelerin belgesini değil ama bir listesini sundu. Bu ödemelerin toplamı 25 milyon 398 bin 252 dolar tutuyordu. Sonuncusu ise şöyle açıklanıyordu: "Onuncu ve son hak ediş bedeli şirketin yargı kararıyla kesinleşen işçi alacaklarının ödenmesi için doğrudan ilgili mahkemelerin veznelerine yatırılmıştır. Dolayısıyla, şirkete tüm hak edişleri ödenmiş olup, şirketin İdare'den herhangi bir alacağı kalmamıştır."
Açıklamada bir detay daha var...
O da ödeme yöntemiyle ilgili: "Ödemeler, tutanakla belgelenerek nakit olarak yapılmıştır. Bankacılık sistemindeki sorunlar veya kısıtlamalar, ayrıca güvenlik ihtiyaçları gibi nedenlerle işin yapıldığı ülkedeki yerel şartların zorunlu veya gerekli kıldığı hallerde, tutanakla kayıt altına alınma veya ödeme belgesi verilmesi suretiyle yükleniciye ilgili Misyon tarafından nakit ödeme yapılması yöntemi geçerli olup o dönemdeki koşullar sebebiyle Astana'da da uygulanmıştır."
Yani bakanlık, Astana'daki ödemelerin elden yapıldığını kabul etmiş oldu.
İMZA MUAMMASI SÜRÜYORŞimdi...
Dışişleri inşaat parasını elden verdiğini söylüyor. "Tamamını ödedik" diyor. Ancak şirket yetkilisi "Hayır almadık" diyor.
Buna karşın mahkemeye gelen 15 milyon dolarlık dört belgede görünen problemler var. Belgede imzası bulunan Büyükelçi Taner Seben ve İdari Ateşe Bülent Yükseltürk "Bu imzalar benim değil" diyor. Yazıyı yazarken konuştuğum Seben, açık ve net bir şekilde böyle bir belgeye imza atmadığını ifade etti.
Öte yandan...

13