Din dersi soruşturmasının sonu ne oldu

Bardağı taşıran son damla değil onu bu noktaya getiren süreçtir.

Bu köşede okudunuz. İzmir'de Tevfik Fikret Okulları'na geçen hafta gelen müfettişlerin yaptıklarını anlatmıştım. İlkokul dördüncü sınıftan liseye kadar her sınıftan seçilen ikişer öğrencinin kütüphanede ifadesi alınmıştı. Müfettişler çocuklara, "Din dersinde ders işleniyor mu", "Din yerine başka bir ders yapılıyor mu" diye sormuştu. Dahası... "Derste cumhurbaşkanına hakaret ediliyor mu" sorusuyla devam etmişlerdi. Elbette çocukların kafası karıştı, kaygılandı, korktu. En küçüğü 9 yaşındaki çocukların kimlik numaraları alınıp imza attırıldı. Ve tabii veliler bu duruma büyük tepki gösterdi. Sonuçta onlar çocuktu. Ailelerinden habersiz nasıl sorgulanabilirdi Dahası nasıl imzaları alınabilirdi Özellikle din dersi üzerinden yapılan siyasi ve hukuki sorgulama tesadüf müydü

İşte geçen pazartesi 6 veli ile yaptığım görüşmeyi buraya aktardım. Sonra Türkiye bu olayı konuştu. Yeni gelişmeler oldu.

Sıralayayım...

SINAV KÂĞITLARINA BİLE EL KONMUŞ

- Yazımdan sonra aynı okuldan çok sayıda veli bana ulaştı. "Aynısı benim çocuğumun başına da geldi" dedi. Bir grup veli birlikte sürecin peşine düştü. Baroya başvurarak hukuki yardım talep ettiler. Okuldan çocuklarına imzalatılan evrakları istediler. CİMER üzerinden Aile, Milli Eğitim, İçişleri ve Adalet Bakanlığı'na şikâyet ettiler. Bakalım onların şikâyetleri de incelenip bir sonuca varacak mı

- Yazımdan sonra bir uyarı sayesinde fark ettim. Din istismarı yapmasıyla meşhur bir sosyal medya hesabı, geçen ay, 17 Ocak'ta, Tevfik Fikret Okulları'nın da arasında olduğu dört okulu hedef almıştı. Din derslerinde din işlenmediğini, Atatürkçülük anlatıldığını ve cumhurbaşkanına hakaret edildiğini söylüyordu. Müfettişlerin soruları ile bu paylaşım örtüşüyordu. Belli ki okulun soruşturulmasına neden olan ihbar ya da şikâyet buydu.

- Sonrasında ilkortaokul ve lise, iki ayrı açıklama yaptı. Açıklamalarda yazdıklarım doğrulanırken sürecin 17 Ocak'taki paylaşımla bağlantısı vurgulanıyordu. Müfettişlerin bu nedenle öğrencilerle görüşme yaptığı, bu sırada rehberlik öğretmeninin de görüşmelere eşlik ettiği söyleniyordu. Lise açıklamasında dikkat çekici bir detay, sürecin öğrencilerin sorgulanmasından daha fazla olduğunu gösteriyordu: "Din kültürü ve ahlak bilgisi dersi ile ilgili öğrencilerimize ait sınav kâğıtları örnekleri, görevli öğretmenlere ait çalışma izinleri, zümre toplantı tutanakları, yıllık planlar, ders defterleri, ders planları, ders ölçekleri kendilerine teslim edilmiştir. Ayrıca ders öğretmenleri ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir." ocukların din dersi sınav kâğıtları bile müfettişler tarafından alınmıştı.

- Din istismarı yapan sosyal medya hesabı sadece Tevfik Fikret Okulları'nı değil, İzmir'deki üç okulu daha aynı gerekçeyle hedef göstermişti: TAKEV, SEV Koleji, ODTÜ Koleji. Özellikle SEV Koleji'nden ulaşan veliler, benzer hadisenin kendi okullarında da yaşandığını söyledi.

Gelelim sonuca...

Olan bitenden sonra Milli Eğitim Bakanlığı ile temas kurdum. Bakanlığın Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Yılmaz Güney, sorularıma yanıt verdi.

MEB: MEVZUAT İZİN VERİYOR

Tek tek aktarayım:

- Neden özellikle bu okullara gittiniz: "Bakanlığa bu okullarla ilgili şikâyet geldiği için gittik. Bize böyle bir şikâyet ulaştığında ihbar kabul ediyoruz. İnceleme başlatıyoruz. Örneğin, sizin yazınızı da velilerin tepkilerini de ihbar kabul ettik. Müfettiş uygulamasında bir sorun var mı diye inceliyoruz."

- Bakanlığın bu okulları hedef aldığı algısı: "Böyle bir durum yok. Bu şikâyet bakanlığa geldi. Bakanlık müfettiş göndermedi. Konuyu il müdürlüğüne havale etti. İl müdürlüğü incelemeyi yaptı. Eğer bakanlık özel bir nedenle okulları hedef almış olsaydı kendisi müfettiş yollardı."

- Din dersinde ders işlenmediği iddiasıyla başlatılan şikâyetin bu noktaya ulaşması: "Bakanlığa iletilen bir şikâyeti incelemenin neresi yanlış olabilir Bu makamlarda bulunanların görevi vatandaşın sorunlarını dinlemek, çözüm üretmek değil mi Anayasal olarak verilmesi gereken bir dersin verilmediği iddiası araştırılmaya-incelenmeye değer değil mi Eğer yapmamış olsaydık 'gereği yapılmadı' denebilirdi."