Bayrağın üstünü örten 'süreç'

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Tarih: 31 Temmuz 2011.

Sınırın ötesinde yine çatışma vardı. Bu kez İran, PKK'nin İran kolu PJAK'a hava operasyonlarına başlamıştı. O günlerde DEM Parti kurulmamıştı. Öncülü olan BDP, İran-Türkiye resmi sınırı olan Hakkâri-Esendere Sınır Kapısı'nda eylem yaptı. Yol kapatıldı. PKK-PJAK'a destek sloganları atıldı. Nöbet çadırı kurularak nöbete başlandı. Sınır eylemle fiili olarak kapatılmıştı.

Buraya kadar alıştığımız görüntülerdi.

Derken sabaha karşı öyle bir şey oldu ki...

Ertesi gün, 1 Ağustos 2011, saat 14.20'de beş gümrük memurunun hazırladığı, merkeze de yolladığı tutanak önümde duruyor: "Saha giriş kapısının iç kısmında bulunan bayrak direğine çıkılarak Türk bayrağı indirilmiştir."

RAPORLA ORTAYA IKTI

Skandal o gün duyulmadı.

Duyulmasının ise bir hikâyesi var.

Gümrük müfettişleri Esendere Sınır Kapısı'nda sıradışı olaylar tespit etmişti. Kaçakçılık, hayali ihracat, usulsüzlükler... Bütün bu olan biteni 5 Ekim 2011 günü raporlaştırdılar. Rapora göre, sınır ticaretindeki hukuksuz işler PKK'nin gelir kapılarından biriydi. Raporda, yukarıda anlattığım 1 Ağustos tarihli "bayrağın indirildiği" tutanağa da yer verdiler. Rapor; maliye, ekonomi, kalkınma, savunma bakanlıklarına, MİT'e, Hakkâri Valiliği'ne, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi. O gün de değil, çok sonra, 8 Aralık 2012'de içeriği basına yansıdı. Ana gündemi sınır kapısındaki sıradışı işlerdi ama bayrağın indirilmesi her şeyin önüne geçti.

Hükümet sıkışmıştı. İmralı ile o günlerde de bir süreç yürütülüyordu. Olayın bir biçimde kapatılması gerekiyordu. Peki bu nasıl olacaktı

'S...TİR GİT DİYEREK ÜZERİME YÜRÜDÜ'

İki önemli hamle yapıldı.

İlki, Esendere'de yaşananları ortaya çıkaran kamu görevlilerine karşı... Olan biteni ortaya çıkaran müfettişler görevden alındı. Haklarında disiplin incelemesi başlatıldı, disiplin cezaları verildi. Hazırlanan yeni bir raporla da olayın üstü örtüldü.

Bayrağın indirildiğini anlatan ilk tutanağı hazırlayan gümrük memurları Gümrük Bakanlığı'na çağrıldı. Yeniden ifadeleri alındı. "Görmedim, duymadım" şeklinde ifadeleri alınarak ilk tutanak etkisizleştirildi.

Bu şekilde ifade vermeyi kabul etmeyen Hakkâri Gümrük ve Muhafaza Başmüdürü Şükrü Ünlüoğlu'nun olayı mahkemeye taşımasıyla bakanlıkta yaşananlar ortaya çıktı: "M.A., bilgisayara geçerek bir şeyler yazmaya başladı. Özetle, tutanakta belirtilen bayrağın indirilmediğini, ifadesi alınan Feyyaz Olusoy isimli şahsın bayrağı alarak sakladığı, daha sonra da teslim ettiği, okuduğu tutanakta belirtiliyordu. Şahsım da dahil tutanakta ismi bulananlara imzalatmaya çalışmışlar, şahsımın imzalamaması üzerine daha sonra diğerlerine imzalatmışlardır. Böyle bir tutanağı imzalamayacağımı belirtmem üzerine, N.A. hışımla oturduğu yerden kalkarak üzerime yürümüş, müfettiş raporlarında ismimin geçtiğini, derin devletin adamı olduğumu, 's...r git' diyerek bağırarak üzerime yürümüştür. Yukarıda ismi geçen, odada bulunanların yanında gerçekleşmiştir."

'VATANDAŞ İNDİRDİ' DEDİLER

İkinci olarak ise...

Olay adli bir soruşturma olmasına rağmen, jandarma, bakanlık için Feyyaz Olusoy'un iki ayrı ifadesini almıştı. İlkinde tarih 3 Ağustos 2011 görünüyordu: "1 Ağustos 2011 günü saat 04- 05 sıralarında oturma eylemi yapan tanımadığımız Şırnaklı birkaç kişi kendi aralarında Kürtçe konuşarak Türk bayrağını indirip yakalım dediğini duyduk. Bunun üzerine bayrağımıza bir zarar gelmesin diye bayrak ipini çakmakla yakarak bayrağı indirip gümrük muhafaza memurlarının bulunduğu odaya bıraktım."

Olusoy da Esendere'de yaşıyordu. Anlattığına göre o gün eylem olduğunu duyunca gümrüğe bir zarar gelmesin diye gönüllü olarak gelmişti.

İkinci ifade ise 9 Eylül 2012 tarihliydi. Aynı hikâyeyi ilk ifadeyle çelişen detaylarla anlatıyordu. Üstelik iki imza birbirinden farklıydı. İfadelerin onun olmadığını düşündürüyordu. Sanki dosyayı krizsiz kapatmak için bir senaryo hazırlanmıştı.

BAKANLIKTA 'PARALEL İŞLER'