'9 Haziran saflaşması'yla yıkılan köprü

Tarihteki çatışmaların da uzlaşmaların da ardında birikmiş nedenler vardır. Hepimiz nefesimizi tutmuş bekliyorduk. Özgür Özel ve Kemal Kılıçdaroğlu geçen salı günü aynı saate randevu vermişti. Özel'i destekleyen 4 bin 400, Kılıçdaroğlu'nu destekleyen 1400 kişi kayıt yaptırdı. Buna vekilleri ve Meclis'in olağan kadrolarını da ekleyin. 6 bini aşkın öfkeli insan aynı salona girerse neler olacak Cevabı güç değil, "Kan çıkar" dedikleri türden hadiseler yaşanacaktı.

Sabahtan itibaren Meclis kapısında biriken insanları, itişmeleri, atılan sloganları izledik. Meclis idaresinin olağanüstü toplanmalarını, alınan güvenlik önlemlerini takip ederken tansiyonu düşüren haber geldi. İki arabanın birbirine doğru hızlandığı ve birinin son anda direksiyonu kırdığı film sahneleri gibi... Kılıçdaroğlu, Meclis'e gelmekten vazgeçti. Kendisini destekleyenleri genel merkeze davet etti.

Yarım saat arayla Özel ve Kılıçdaroğlu kürsüye çıktı. Özel'in açıklamalarından daha fazla Kılıçdaroğlu'nun çıkışları konuşuldu. Sonuçta Türk siyasi tarihine geçen "9 Haziran saflaşması"nın politik sonuçları oldu.

Neler mi

MASAYA KONAN UZLAŞMA FORMÜLÜ

Bir gün önceye, yani 8 Haziran'a gidelim. O gün CHP'de kendisine "sağduyu grubu" diyen isimler hareket halindeydi: Vekilerden Gürsel Erol, Engin Altay ve Ali Öztunç; belediye başkanlarından Mansur Yavaş, Vahap Seçer ve Zeydan Karalar. "9 Haziran saflaşması"nın kırılmaya dönüşmemesi için görüşmeler yapıyorlardı. Altı isim de geçmişte Kılıçdaroğlu ile yakın olmakla birlikte butlan meselesinde ondan farklı pozisyon almışlardı. Varmaya çalıştıkları çözüm, partinin kurultaya götürülerek sulh içinde geçişin gerçekleşmesiydi.

Bir hafta önce, Özgür Özel, kapalı kapılar ardındaki diplomasinin şartlarını açıklamıştı: "Doğrudan değil ama dolaylı görüşülür, aracılar üzerinden, tarafsız. Bizim beklentimiz kurultay."

8 Haziran günü görüşme trafiğinin ortasında Ali Öztunç vardı. Saat 15'ten 23'e kadar, 8 saat boyunca Özel ve Kılıçdaroğlu arasında bir mekik diplomasisi yaptı. Birinden aldığı mesajı öbürüne taşıdı. Herkesi bir adım geriye çekilmeye zorluyorlardı.

Ortaya çıkan formül şu oldu: CHP'nin 4 Eylül'de kurultay yapması, Kılıçdaroğlu'nun bunu resmen açıklaması, kavgalı geçeceği düşünülen grup toplantısını bu uzlaşmanın ruhuna uygun olarak Özgür Özel'in açması ve konuşması, ardından kürsüye Kılıçdaroğlu'nu davet etmesi, Kılıçdaroğlu'nun konuşmasının ardından iki ismin salonu birlikte terk ederek Özel'in makamında çay içtikleri görüntünün verilmesi, ertesi gün iki tarafın kurmaylarıyla masada buluşarak süreci planlaması...

FORMÜLE BAHELİ MÜDAHALESİ

Anlatılana göre Ali Öztunç, mekik diplomasisinde birinin sözlerini yorum yapmadan diğerine aktarıyordu. Tek bir yerde söze karıştı. O da 9 Eylül olarak konuşulan tarihin değişmesi için. Öztunç, Bahçeli'nin o günü işaret ettiğini hatırlatarak Sivas Kongresi'nin yapıldığı 4 Eylül'ü önerdi. "Bahçeli'nin dediğini yaptılar" dememek için 5 günlük bir müdahale gerçekleşmişti.

O gün Sözcü Tv'de İpek Özbey'in konuğu olan Gürsel Erol, sürekli telefonuna bakıyordu. Bir yandan yorum yaparken öte yandan Ali Öztunç ile mesajlaşıyordu. Konuşurken "Sayın Özel ve Kılıçdaroğlu ile görüştüm, inşallah bir müjde veririz programdan çıkmadan" dedi.

Ancak...

Saat 23'ü geçtikten sonra o köprü yıkıldı. Anlatılana göre Öztunç ile Kılıçdaroğlu son konuşmayı yaptı. Kılıçdaroğlu, kurmaylarıyla görüştüğünü, kurultay planlamasının 4 Eylül'e yetişmeyeceğini söylüyordu.

İşte uzlaşma defteri ne olduysa o gece kapandı. Ertesi gün uzlaşmalı grup ihtimali yerini iki ayrı merkezde sert konuşmalara bıraktı.

TASFİYEDEN SONRA KURULTAY DEDİ

Gelelim politik sonuçlara.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasında parti içine yönelik kullandığı kelimeler ne olacağını söylüyor: "Söküp atacağız", "İşine son vereceğiz", "Hesap soracağız", "Güle güle diyeceğiz."

İfadeler açık ki Kılıçdaroğlu'nun yol haritasını gösteriyor. Parti içinde bir tasfiye gerçekleştireceğini net olarak söylüyor. Atıfta bulunduğu olaylara bakılırsa belediye başkanlarından vekillere, delegelerden parti medyasına uzanan bir liste söz konusu. Kılıçdaroğlu'nun "Kurultayı toplayacağım, endişe etmeyin; ahlaklı, erdemli bir kurultayı elbette yapacağım" sözleri, genel başkanlığı Özgür Özel'e devrettiği sembolik bir kurultay yerine, tasfiyelerin ardından gerçekleştirilecek şartları, özelliği, sonucu başka bir kurultayı işaret ediyor.

Nitekim "sağduyu grubu" da Kılıçdaroğlu'nun "4 Eylül'e yetişmez" sözlerinden olağanüstü değil olağan kurultay sonucu çıktığını, bunun ilçelerden illere baştan aşağı delegelerle yenilenmeyi işaret ettiğini, haliyle tasfiye yolunu açtığı sonucunu çıkarıyor.