Pek az insan kendi geçmişini anlatırken adil olur.
"Menfi birisi. Eşi de menfi düşüncelere sahip. Kız meslekte rehber öğretmen. Cumhuriyet gazetesi alır. Kendini beğenmiş. Komutanlara çok yakın. Kurmaylık için çalışıyor."
"ok sinsi yapıda ve tehlikeli. Alkol kullanır. ocuğunu güzel sanatlar sınavına soktu. Bağlama saz gibi enstrümanları çocuğu çalsın istiyor. Büyük ihtimal Alevi."
"Alevi-sol. Aşağıdaki kişilerde örgüt seviyesinde ilişki içindedir. Açık açık Cumhuriyet gazetesini okuyor ve okusunlar diye işyerinde ortaya atıp gidiyor."
Önümdeki 15 bin 874 kişilik fişleme notları uzayıp gidiyor. İnsanların kimlik bilgilerinden mezheplerine, içkilerinden özel yaşamlarına kadar hemen her şey not alınmış. Askerinden polisine devlette çalışan ve hakkında bilgi toplanan herkesin zamanı geldiğinde kullanılmak üzere kaydı tutulmuş.
'BENİ ÖLDÜRECEKLER'FETÖ'nün Belleği'nden söz ediyorum. CHP'nin gazeteci kökenli milletvekili Tuncay Özkan'ın 15 Temmuz'un onuncu yılına yetişen son kitabından.
Aslında ben, bir gün ortaya çıkar mı çıkmaz mı bilmeden, Silivri Cezaevi'nde Tuncay Özkan'dan dinlemiştim:
"Barış Terkoğlu'nu kameraların bir kör noktasına çağırdım, dinlemeye önlem olarak yazarak ve fısıldayarak FETÖ'nün belleğinin hikâyesini anlattım. Sonra şunları söyledim: Sana vasiyetimdir. Beni öldürecekler ya da ölüyorum. Giderek hastalanıyorum. Başıma bir şey gelirse bellek A.Ş. dışında ayrıca ... kişilerde. Onlar içinde ne olduğunu bilmiyor. Benim adımla git. Onlara sana teslim etmeleri haberini yollayacağım. Onlardan al, incele ve yayımlanmasını sağla."
Tuncay Özkan, hapse girmesinin nedeninin en çok o bellek olduğunu düşünüyordu. Hapiste teni günden güne renk değiştirirken kanını duruşma salonundan dışarı çıkarmış, vücudunda zehir olduğuna dair rapor almıştı. "Beni öldürecekler" diye kastettiği buydu. ok şükür bana gerek kalmadı. Tuncay Özkan belleğin hikâyesini yıllar sonra yayımladı.
ASKERLERİN FİŞLENME ARŞİVİKitaptan aktarıyorum.
FETÖ'nün Ege Bölge imamı, bundan tam 20 yıl önce, Aralık 2006'da, cebindeki o belleği İzmir'de bir otobüste düşürmüştü. Görevli, temizlik yaparken bulup amirine teslim etti. Aynı zamanda bir futbol hakemi olan amir, belleğin sahibini bulmak için bilgisayarına taktığında şoke oldu. İlk açtığı dosyada Türkiye'de yaşayan Aleviler il il, ilçe ilçe fişlenmişti.
Bellek içindeki bilgilerin çoğu Ege Ordu Komutanlığı'ndaki askerlerle ilgiliydi. Aracı vasıtasıyla randevu alıp komutanlıkta görev yapan bir generale ulaştırdı. Ancak bir ses çıkmadı.
Sonra aklına o dönem medyada Fethullahçılarla kavga halinde olan Tuncay Özkan geldi. Konuştu, randevulaştı, buluştu: "Uzanıp elini sıktım. Avucundaki belleği avucuma bıraktı. Taşınır bellek elimdeydi."
Belleğin bir örneği artık Özkan'daydı: "Fethullahçılar ya sahte adlarla bize bir komplo kuruyorsa Bunu fişleme dosyalarındaki adların gerçek olup olmadığını bilmeden anlayamazdık. (...) Ankara'nın yolunu tuttuk. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ'dan randevu almıştım. Kendisine çok güveniyordum. (...) İstihbarat sorumlusu general de katıldı görüşmeye. Benden aldıkları bellekler üzerinde yaptıkları bir saatlik çalışmada belleğin içindeki bilgilerin ordu mensuplarıyla ilgili fişlemeler olduğunun doğru olduğunu, daha önce bu belleğin bir kopyasının Ege Ordu Komutanlığı eliyle Genelkurmay'a ulaştığını söylediler."
Böylece bellek soruşturması resmen başladı: "Kara Kuvvetleri Komutanlığı ile paylaşınca onlar da Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ile paylaşmıştı. Özkök de bu soruşturmayı Kara Kuvvetleri Komutanlığı'ndan alıp Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na vermişti."
'İMHA ETMİŞLER'Özkan belleği 16 Şubat 2007'de vermişti. 20 Şubat'ta hava kuvvetleri komutanına ilk brifing verildi. Arşivi kaptıran FETÖ imamı ile ilişkili 173 TSK mensubu arşiv sayesinde ortaya çıkarılmıştı. Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nda bellekten çıkan yapının üstüne gitmek üzere 8 Mart 2007'de Güneş alışma Grubu kuruldu.
Ancak...
Devir FETÖ'nün devlet içinde harekete geçtiği dönemdi. Üstelik bellek olayından örgüt kısa sürede haberdar olmuştu. Ordu imamı Adil Öksüz,

12