Tutuklama:
Kaçmayıp yurtdışından kendi gelse de veya karartabileceği bir delil bulunmasa da hatta hapiste yatarı olmayan bir suçla itham edilse de şüphelinin kimliğine göre kullanılabilen bir yöntem. Can sıkanlar için mutlak surette uygulanan infaz peşinatı.
Tahliye:
Önden ödenen cezanın vadesi dolmuşsa kullanılabilen, yanlış hesaplanmış ise cezaevi kapısındaki jandarmanın "Bir dakika, gitmiyorsun" deme anıyla biten ve nadir zamanlarda görülen olağanüstü bir olay. İçeride "ıslah" olmayan politik tutukluların kısa süreli havalandırma molası.
Masumiyet karinesi:
İktidara eleştirel tutumda olanların gözaltına alındığı an hükümsüz kalan, iddianame yazılana kadar kolluk kamerasında, yazıldıktan sonra adliye koridorunda "aksini kanıtla da görelim" mantığıyla işletilen bir nostalji. Dosya kapağı açılmamış her vatandaşın sahip olduğu geçici piyango, henüz soruşturma geçirmemiş olmasının yarattığı bir zamanlama hatası.
Suçta ve cezada şahsilik ilkesi:
Özellikle siyasi operasyonlarda kullanılan, yeni nesil genetik ve sosyal ceza hukukuna aykırılık. Failin kimliğine göre suç aranırken kadük hale gelen kural, toplu ve pratik cezalandırma yönteminin karşıtı.
Düşünce ve ifade hürriyeti:
Düşünmekte ve bunu söylemekte tam özgürlük hali. Ancak söylenilen şeyin kimi ilgilendirdiğine göre fiziki özgürlüğünün sınırlarını tecrübe etme hakkı. Beyin ve bedenin savaşının, Ceza Muhakemesi Kanunu ile garantisi.
Adil yargılanma:
Tayin listesiyle sınanan, kâtibin klavye sesinin fonda olduğu, hedef sürede gerçekleşmesi için kararı önceden yazılan duruşmaların tercih edildiği, pratikte örneklerine az rastlanan bir adliye prosedürü.

13