Özdağ'ın bir haftası nasıl geçti

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, cezaevindeki ilk haftasını doldurdu. Peki, 64 yaşındaki siyasetçinin hapis yaşamı nasıl geçiyordu

Bunu ve "can güvenliği endişesine" dair sorumu, avukatlarından Hilmi Güllü aracılığıyla Özdağ'a ilettim. İşte Ümit Özdağ'ın sorularıma yanıtları.

- Tutuklanmadan önce, Kaşif Kozinoğlu gibi suikasta uğramaktan endişe duyduğunuzu belirttiniz. Bu endişenizin kaynağı nedir Bu iddianıza dair bir duyum aldıysanız içeriği nedir

Ümit Özdağ: Yaklaşık 1.5 yıl önce bir duyum aldım. Bu konuda yapılan toplantıya tesadüfen şahit olan bir kişi, konuşulanları bir dostuma iletmiş. Dostum da bana iletti. Konuşmada; tutuklanacağım, tutuklandıktan sonra cezaevinde çok ağır psikolojik şartlarla karşılaşacağım, depresyona girip çökeceğim ve öleceğim konuşulmuş. Bu konuşmanın kimler tarafından ve nerede yapıldığını aşağı yukarı biliyorum. Hayal kırıklığı yaşayacaklar.

'GÜVENLİĞİME ÖZEL ÖNEM VERİLİYOR'

- Silivri Cezaevi'ndeki yaşamınız nasıl geçiyor

İlk iki gün hayatımda hiç uyumadığım kadar uyudum. İlk gün 10 saat, ikinci gün 12 saat uyumuşum. Her gün sabah tek kişilik odada küçük bir sporun ardından kahvaltı ile güne başlıyorum. Sonra notlarım üzerinde çalışıp avukat görüşmelerine hazırlanıyorum. Günlük dört gazeteye abone oldum. Bu gazeteler Cumhuriyet, Sözcü, Nefes ve Hürriyet ancak Hürriyet'te okunacak bir şey kalmamış. Bir aylık aboneliğim bitince sonlandıracağım ve Korkusuz'a abone olacağım. Daha sonra görüşmelerim başlıyor. Çanakkale, Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli baro başkanları ikinci gün ziyaretime geldiler. Kendilerine teşekkür ediyorum. Günde ortalama 12 avukat görüşmesi yapıyorum. Görüşmelerim gecenin geç saatlerine kadar sürüyor. İYİ Parti Kocaeli Milletvekili sayın Lütfü Türkkan ziyaretime geldi, kendisine teşekkür ediyorum. Barış Bey, tabii siz biliyorsunuz, deneyimlisiniz. Hapishaneye ilk "taşınınca" yeniden bir ev kurulmuş gibi oluyor. İlk gece kantin listesine baktığımda "Bunlar neden lazım olacak ki" dediğim birçok şeyin siparişini üçüncü gün verdim. Şimdi limon sıkma makinem bile var. Cezaevi düzgün yönetilen, personelinin devlet terbiyesi almış olduğu çok dikkatli ve itinalı bir ortama sahip. Benim güvenliğim için de özel bir önem veriliyor çünkü çok yakın mesafemde değişik terör örgütlerinin üyeleri kalıyor. Bir anti terör uzmanı olarak örgüt üyeleri ile aynı cezaevine, terör savcısı unvanı taşıyan ama terörizm konusunda ancak benim öğrencimin öğrencisi olabilecek bir kişi tarafından sevk edildim. Garip bir durum.