Bilgisayarı açıyorum. Google'a giriyorum. İstanbul cumhuriyet başsavcısının ve başsavcı vekilinin adını yazıyorum. İki yargı mensubunun biri hakkında 1 milyondan fazla, diğeri hakkında 5 milyondan fazla içerik karşıma çıkıyor. Fotoğrafları da devletin resmi yayın organlarında basılmış.
Normal mi Normal. Her şey açık, biliniyor yani gizli değil.
Peki, hal böyleyken gazeteci Furkan Karabay neden tutuklandı Ne garip soru, demeyin; okuyun. Okuyun ki 28 yaşındaki bir gazetecinin şu anda hapiste olmasına gerekçe olarak "Savcıların isimlerini açıkça paylaştı" dendiğini görün.
Evet, tutuklayan hâkim saklamamış, Furkan'ı cezaevine atmak için kararına aynen bunu yazmış. Peki, ne oluyormuş savcıların zaten bilinen ismini habere yazınca Terörle mücadelede görev almış o kişiler hedef gösteriliyormuş. Kime hedef gösteriliyormuş Terör örgütlerine.
Adım adım geliyoruz...
Savcıları hangi terör örgütlerine hedef göstermiş Furkan Bilinmiyor. Ne demiş de terör örgütlerine hedef göstermiş Furkan Bilinmiyor. Terör örgütleri Furkan'ın yazdığı haberi okuyunca hangi suç için harekete geçmiş Bilinmiyor.
Bakmayın, "bilinmiyor" yazdığıma. Zira, aslında bu soruların yanıtı hiçbir yerde yok. Çünkü Furkan'ın işlediği böyle bir suç yok.
Anayasayı, basın özgürlüğünü ya da tutuklama nedeninin bulunmadığını ben hatırlatmayacağım. Başka bir şey benim istediğim. Yargı mensuplarının çok sevdiği deyimle, "her ne kadar" Furkan'ın tutuklanmasının hukukla ilgisi olmadığını bilsem de kendi yargı sistemlerinde verilen bazı kararları anımsatacağım.
İŞTE O KARARLARİşte "terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme" suçundan yapılan bazı yargılamalarda alınan beraat kararlarından özetler...
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 5 Mart 2024 tarihli gerekçeli kararı:
"Hedef gösterme suçunun oluşabilmesi için kişilerin terör örgütlerine hedef gösterilmiş olması gerekir. Dava konusu internette yer alan yazı ve internet sitesinin niteliği bir bütün olarak değerlendirildiğinde; bu kapsamda hedef gösterme olarak kabul edilemez. Demokratik toplumun zorunlu unsurlarından olan basının bilgi verme, eleştirme, yorumlama işlevi ve anayasanın 26., Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddelerinde düzenlenen ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerekir."
Aynı davada şikâyetçi yine eski bir başsavcı ve sanık yine Furkan Karabay... Bakın nasıl devam ediyor o karar:
"İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı görevini ifa eden katılanın kimliği basın ve yayın organlarınca biliniyor. Ve kimliği veya ismi kanunun aradığı anlamda seçimlik hareketli suçun hiçbirine uygun düşen mahiyette olmayıp katılanın kimliği konusunda gizli olan bir hususun aşikâr hale getirilmesinden ziyade, sanık açısından haber verme hürriyeti kapsamında kalıyor."

108