Kurmay albay hakkında bir ihbar yapıldı. İhbara göre, o albay gizli bilgi ve belgeleri Türk Silahlı Kuvvetleri'nin dışına sızdırıyordu. Albayı gizlice takip etmek için başka subaylar görevlendirildi. Gizli görevdeki subaylar da fark etti ki kendileri takipteyken takip ediliyorlardı. O albayın peşinde subaylar, subayların peşinde de kimliği belirsiz siviller vardı.
Gün geldi, takip için görevlendirilen subayların aracının etrafı onlarca polis tarafından sarıldı. Subaylar polisler tarafından yere yatırıldı, ters kelepçe takıldı. Polislere göre, subaylar hakkında da bir ihbar vardı. İhbara göre ise o subaylar aslında başbakan yardımcısına suikast düzenlemeyi planlıyordu. Yere yatırılan subayların sözde cebinden bir kâğıt düştü. Kâğıtta, suikast düzenlemekle suçlandıkları AKP'linin adresi vardı. Subaylar gözaltındaydı...
Bugün İran'a yapılan saldırıyı, ajanların ülkede nasıl etkin olduğunu, ordunun işgal girişimine karşı nasıl direndiğini konuşuyoruz. Düşünmek bile korkutucu, savaşın memleketimize etkisi ne olur diye tartışıyoruz. Tam da bu süreçte bir son dakika haberi düşüyor: Savcı Şadan Sakınan yakalandı.
Resmi açıklamada, yakalanan savcının Fethullahçıların sınav hırsızlığına dair soruşturmaları kapatması vurgulandı. Halbuki o savcının suçu saymakla bitmezdi. Misal, Kozmik Oda'ya girilmesi kumpasında da parmağı vardı. Düşünün, ülkenin düşman işgaline uğraması durumunda nasıl direnileceğinin planları oradaydı. Hangi sivilin nasıl bir görev yapacağı isim isim olay olay orada belgeliydi.
Bugün öğrenildi ki kumpası başlatan ihbar da AKP'liye suikast planı da bir kurguydu. Maksat, memleketin mahremini yurtdışına kaçırmaktı. Oldu.

5