Bir 'müstehcen' tutuklama

Tarih: 20 Temmuz.

Akit gazetesinin birinci sayfasında "Tesettür etkileşim saldırısı altında" başlıklı bir içerik vardı. Spotunda şöyle yazıyordu: "Son dönemde sosyal medya platformlarında sayıları artan ve kendilerine 'fenomen' diyen sözde başörtülüler, etkileşim uğruna yaptıkları paylaşımlarla İslamın emri tesettüre zarar vermeye başladı."

İçerikte isim yoktu ama kullanılan fotoğrafta hedef belliydi: Fatma Soydaş.

22 yaşındaki Soydaş, sosyal medya için ürettiği içeriklerden dolayı "tesettürlü fenomen" olarak adlandırılıyordu. Gördüğü ilginin sonunda Akit'in yaptığı bu "haber", yargının işleyişini bilenler için "Buraya kadar" demekti. Öyle de oldu.

Bir gün sonra, İstanbul'da yaşayan Fatma Soydaş için nedense Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Açılan soruşturmada yöneltilen suç "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri aşağılama" iddiasıydı. Aynı gün Fatma Soydaş için gözaltı, evinde arama, sosyal medya hesaplarına erişim engeli kararları verildi. Akit bu kez "son dakika" diyerek haberi duyurdu: "Akit yazdı, başsavcılık hareket geçti!" Yargı mekanizması işliyordu.

Tahmin ediyorum, yapılan suçlamanın üst sınırının bile bir yıl hapis olmasının tutuklama için yetersiz kalacağı düşünüldü ki ek bir suçlama daha getirildi: "Müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek!"

Peki, neydi o öne sürülen müstehcen yayınlar Fatma Soydaş ne yapmıştı da böyle bir suçlama ile karşı karşıya kalmıştı

Yanıt için dosyaya bakıyorum. Savcılık, Fatma Soydaş'ın "İslam dinini temsil eden yaşam tarzını benimsediği yönünde algı oluşturmasına karşı", "cinsel çağrışım yapan videolar çektiği ve İslam dinine ait sembolleri, toplumun hassasiyetlerine aykırı biçimde kullandığı" iddiasındaydı.

Fatma Soydaş ise şöyle diyordu: "Benim yüzüm kullanılarak yapay zekâ ile videolar üretiliyor ve bu videolardan para kazanılıyor. Bu konuyla ilgili birçok kez Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvuruda bulunduk. Ben sosyal medya hesaplarımda herhangi bir müstehcen yayın yapmadım."

Tam da burada savcılığın tutuklamaya sevk yazısındaki şu satırlar geliyor karşıma:

"(Fatma Soydaş'ın) yine sosyal medyada 'Zebani' olarak tanınan kişi ile öpüşürken fotoğraflarının yayınlandığı, her ne kadar şüpheli savunmasında bunların yapay zekâ ile üretildiği yönünde beyanda bulunmuş ise de söz konusu tarafların buluşmalarına dair video içeriklerinin de sosyal medyaya yansıdığı, şüphelinin vücudunu teşhir ettiği havuzdan çıkışına ilişkin sahnelerin de sosyal medyaya yansıdığı..."

Garipliğin farkında mısınız

Savcı demek istiyordu ki... Ey Fatma Soydaş, öpüşme yapay zekâ olsa da sen o erkekle buluşmuşsun! Hem ayrıca tesettürlü olmana rağmen, elbisenle havuzdan çıkış anını yayınlamışsın! Tamam, üstün tamamen kapalı olabilir ama vücuduna yapışmış o kumaş!

Sahi, neyi konuştuğumuzun farkında mısınız

Sonuç malum; soruşturmanın başındaki "dini değerleri aşağılama" suçu düştü ve 22 yaşındaki kadın "müstehcen yayınlardan" tutuklandı. Şimdi Silivri'de.

'BEN MAĞDURUM' DİYEN SU DUYURUSU

Ve daha da çarpıcısı ne biliyor musunuz

Gerçekten de Fatma Soydaş'ın yüzünü kullanarak, onu dekolteli ve aslında yapmadığı erotik dansları yapay zekâ aracılığıyla yayınlayıp para kazanan sosyal medya hesapları var. Ve gerçekten de Soydaş gözaltına alınmadan çok önce bu hesaplar hakkında suç duyurusunda bulunmuş. Daha da ilginci... Avukatlar, 15 Haziran tarihli bir suç duyurusunda, Soydaş'ın yüzünü yapay zekâ videolarında kullandığını öne sürdükleri bir hesap hakkında şikâyette bulunurken bakın ne diyorlar: