"CHP'nin evre Sokak'taki CHP Genel Merkez binasına bir kısım demirbaş eşya ve birkaç dosyayı almak için gittiğimde ilginç bir manzara ile karşılaştım. Dondurucu bir kış gününde parti binası bekçisi Necip Utku yırtık paltosu içinde büzülmüş parti önündeki kulübede titreyerek bekliyordu. Tek isteği, o bina önünden ayrılmaya zorlanmaması idi. Bizden ve güvenlik kuvvetlerinden yalvararak bunu istiyordu. O yürekten gelen isteği unutmak mümkün mü"
Kayyum tartışmaları yaşanırken kütüphanemden bir kitabı indirdim. Piyasada olmayan, eski basım mavi kaplı bir kitaptı. Cezmi Kartay anılarını anlatmıştı. Alıntıladığım satırlar o kitaptandı...
Cezmi Kartay eski valiydi, 12 Eylül darbesi döneminde CHP'ye kayyum olarak atanmıştı. Kitaptan öğrendim; Kartay, kayyum olarak atanacağını eski İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş'ten önceden öğrenmişti.
Cezmi Kartay'ın CHP kayyumluğuna atanmasında mutabakat olduğunu, bunun için girişimde bulunacağını belirten Hasan Fehmi Güneş'in bir de ricası vardı: "Karar alınıncaya kadar gizli kalsın." Sahi, bugünün CHP kayyumlarına kim önceden nasıl haber vermişti
Darbe yönetimi önce siyasi partilerin faaliyetlerini yasaklamış, sonra liderlere siyasi yasak koymuş ve yerlerine kayyumlar görevlendirmişti. Nihayetinde Ecevit CHP Genel Başkanlığı'ndan istifa etse de Cumhuriyetin kurucu partisi de diğer siyasi partiler gibi kapatıldı. Dahası, CHP kapatılmakla ve malvarlığı Hazine'ye geçirilmekle de kalmayacak, Türkiye'nin tarihiyle eşdeğer olan arşivi de darbeciler tarafından yok edilecekti. Cezmi Kartay'ın anılarında o büyük kayıp şöyle aktarılıyordu:
"(...) Partilerin kapatılmasına ait yasa ile kayyımların da yetki ve görevlerine son verilmiş idi. Yasa gereği CHP'nin tüm mal varlığına el konuldu. Bir süre sonra taşınır malların götürüldüğünü biz de öğrendik. Aylar geçti, basında CHP'li iki parlamenterin taşınır mallar ile ilgili bir açıklaması yer aldı. Bu açıklamada; 'Devir sırasında CHP tarihi arşivinin iki kamyon içinde SEKA'ya götürüldüğü ve yakıldığı iddia ediliyor. Kayyım olarak benim buna engel olmadığım' belirtiliyordu. (...)
(...) Bu taşıma sırasında benim görevime de son verilmişti. Orada bulunmam ve bilgi sahibi olmam söz konusu değildi. Gidenlerin büyük kısmı daha önce de değindiğim gibi 10 Eylül 1980 gününde genel merkeze iki kamyon içinde gelen Genel Başkan Bülent Ecevit'in yazdığı tanıtma kitapları ile partinin yazışmaları, karar defterleri olmalıdır.

14