Hicret Mesajları

Bedeni hastalıklardan korktuğumuz halde, daha önemli olan kalbi/manevi hastalıklardan/günahlardan sakınamıyoruz.

Sözümüzü, yüzümüzü düzeltmeye, süslemeye özen gösterirken, özümüzü ihmal etmemiz ne büyük gaflettir. "Nefsini arındıran kurtulacaktır." (Şems/9)

Kimi için servet, evlat; kimi için şöhret ve riyaset; kimi için de Leyla olan dünyada; hicret ve cihat ile Mevla'ya rağbet, en büyük nimet olsa gerek...

İLAHİ/ NEBEVİ Çağrıya Uyarak; İçinde bunaldığımız şirkten, batıl yollardan, tağutların zulmünden, insan ve cin şeytanların, nefsin, dünyanın şerlerinden, ahir zaman fitnelerinden, bütün isyanlardan, günahlardan kaçarak; istiğfarlarla TEVBE'ye/Allah'a (C.C.) FİRAR'a ( tevhide, sadece Rahman'a kulluğa, itaate, O'na güvenip, sığınmaya, yönelmeye, rağbete) koşarak kurtulmaya gayret etmek zorunda ve ihtiyacındayız. (Zariyat/50)

Kitap/Kur'an- ı Kerim ve sünnet; bütün insanların, bütün zamanlardaki bütün ihtiyaçları için iki hayat rehberi olarak, her derde deva eczane, her hasta için de şifahane/ hastane gibidir; ilaçlar katkısız, yan etkisiz, tedaviler de ücretsiz olarak uzmanlarınca sunulmaktadır. (Maide/3, Enfal/24, İsra/82,89, Şura/52) İnsan ve İslam düşmanı egemen Siyonizm ise, tabiatı gereği bu "Rabbani" hayat eczane ve şifahanelerinin kuruluşunu engelleyebilmekte, hatta "şifa"yı, "zehir" olarak da tanıtabilmektedir. Müslümanlar da narkoz, büyü, vehn ve tefrika hastalıklarıyla isyan, gaflet ve zillette.

İnsanların çoğunluğu sağırlaştırılmış ve körleştirilmiş olduğu için, beş vakitteki salah/felah çağrılarını bile duyamıyor, göremiyor... ( Enfal/24) İmana, İslam'a yeniden dönmek ihtiyacında ve zorundayız...

İSLAM'A, İNSANLIK MUHTAÇ. Biz Müslümanlar hasta, gayrimüslimler de " ölüler" iken; iki toplumun da, İslam'ın hayat ve şifa veren/diriltici mesajlarına ihtiyaç var. (Bakara/2,185; Enfal/24, İsra/82, Şura/52, Bakara/2,185)

TEMSİL/ÖRNEK SORUNUMUZ. İnsanları, hayat rehberi Kur'an'a ve sünnete, İslam'a çağıranlarımızın/tebliğ ve temsil konumundakilerimizin çoğunun durumu, kendisi hasta olduğu halde,başkalarını tedavi için İslam eczanesine, şifahanesine çağıran doktorlara benzemiyor mu!

İNSANLIK, İSLAM'A MUHTAÇ. Dünyamızı/ hayatımızı karartan, giderek yaygınlaşan siyonist zulümden şikayetçi olan bütün insanların, hangi kimliğe sahip olursa olsun, bu zulümden kurtulmak istediği açık. Herkesin, Kur'an ve sünnetin, İslam'ın hayat ve şifa veren mesajlarına/hükümlerine, ilkelerine, değer ve ölçülerine/adalet, barış ve saadet düzenine ihtiyacı var. (Maide/3, En'am/34, İsra/82, Şura/52, Nahl/90, Hadid/25)

Her şeyi ölçülü, dengeli olarak yaratan Allah Teala'nın; biri "kevni/tabiat" düzeni, diğeri de "teşri/hukuk/şeriat" düzeni olmak üzere iki mükemmel düzeni var. Her iki nizam da, insanın hizmetine sunulmuş... Tabiat yasaları bizim irademiz dışında yürüyor. Teşrii/ hukuk düzenini ise, kendi özgür irademizle seçer veya beşeri/laik olanları tercih ederiz... Bu hukuk düzeni, ilahi kaynaklı olduğu için mükemmeldir; eksiği, yanlışı, çelişkisi, hikmetsizi yoktur. Rahman'ın mesajları, bizi İslam düzenine çağırıyorken, şeytan da, onun dışındaki beşeri düzenlere çağırıyor. (Fatiha/5,Al-i İmran/19,82; Maide/3, Enam/153, Nahl/36, Yasin/60-61) Zamanımızdaki zulümlerin, sorunların sebebi de, düzen tercihlerimizdeki yanlışlıklar değil midir

ÇÖZÜMLER NERDE Müslümanlık; bütün ihtilaf ve sorunlarımızın Kur'an ve sünnete arzını ve kabulünü gerektiriyor iken, çözümleri başka otoritelerde/adreslerde arama şaşkınlığımız, inadımız sürüyor... Rahman'a (C.C.) rağmen, çözüm yoktur. Biline... O (C.C.) , tek hak doğru ve adil "hakem" ve "hâkim" iken, tağutlara gitmek, şeytani tercih değil midir Nereye! (Nisa/59, Enam/115, Tekvir/26, Nisa/60,61,65)

Müslümanlar olarak; toptan istiğfarla, kendimizi düzeltmeye, yeniden imana ve İslam'a/ Kur'an-ı Kerim'in, hayat veren ahlak ve ahkâmına dönmeye muhtacız; yoksa bu zilletten kurtuluş yoktur." ( Bakara/208,Al- i İmran/103,Nisa/136, Enfal/24,Nur/31,55 Rad/11) Cümlelerini, ülkemizin siyasetçi ve ilahiyatçılarında duyarak, sevinmek istiyoruz.

KİMLİKSİZ OLMAZ! Kimden, nerden, niçin, neye, nereye Sorularının cevabını doğru bilmekle (vahiyle), kendi kimliğimizi bilebiliriz. O'nun (C.C.) kullarıyız; O'ndan (C.C.) sözleşmeyle geldik, O'na (C.C.) döndürülüyoruz. Adımız İslam, soyadımız da Ademoğulları. Allah'ı (C.C.), kulluk sözleşmemizi, niçin geldiğimizi/sorumluluklarımızı unutunca, Allah da bize, kendi benliğimizi unutturur; böylece yolumuzu şaşırır, mutsuz oluruz; O'nu tanımadan/ bilmeden, kendimizi de bilemeyiz. Kimlik kavgası yaparak, kendimize zulmederiz. Kimlik bilinci; kulluk, aidiyet, yol, medeniyet bilincidir. Yapay kimliklerimizi, tabii kimliklerimizin üstüne çıkarttığımız için,kimlik savaşında azaptayız.İslam kimliğimizle geldik; bu kimlikle yaşamak ve ölmekle, ahiret hayatımızı kazanabileceğiz, inşallah. (Bakara/156, Araf/172, Maide/1,7 Hac/78, Haşr/29)