Yine gündönümü

Yine bir gündönümü geldi. 21 Haziran... 2010'dan bu yana on altı yıl geçmiş. İlhan Selçuk'u, aynı yılın 11 Mart'ında yitirdiğimiz ağabeyi, çizgilerin efendisi Turhan Selçuk ile birlikte Hacı Bektaş'a uğurlayalı tam on altı yıl olmuş.

İKİ KONAK

Hayatımda iz bırakmış iki konak var. Birincisi, doğduğum ve bütün çocukluğumun geçtiği, 1890'larda büyükdedem Hacı Tevfik Bey'in Maçka Taşlık Acısu Sokak'ta yaptırdığı "12 numaralı" konak. İkincisi, Cumhuriyet gazetesinin Cağaloğlu'ndaki o unutulmaz binası... Bir gün en üst kattaki odasında otururken İlhan Selçuk, "Burası Pembe Konak diye bilinir. Aslında eski İttihat ve Terakki Cemiyeti merkezidir" demişti. 1924 yılında Yunus Nadi tarafından Cumhuriyet gazetesi kurulunca Mustafa Kemal Atatürk bu binayı gazeteye tahsis etmişti. Zaten gazetenin kurulması ve adının Cumhuriyet olması fikri de Gazi'ye aitti. Kuruluşla, kurucu felsefeyle iç içe geçmiş bir gazete... O işlevle bütünleşmiş bir konak... Cumhuriyetin ilk kuşağından olan İlhan Selçuk'u da tanımlayan, bu geleneği bir aydın, bir bilge sorumluluğuyla kendi çağına taşıması, o devrimci ruhu günün koşullarında yaşatmasıydı.

Cumhuriyet gazetesi onun için her zaman apayrı bir yerdeydi. Bir gün ziyaretine gittiğimde, odasına ertesi günkü gazetenin ilk sayfasının provasını getirdiler. Masaya serdi, "Bak Ayşe Emel, bu gazetenin bir özelliği var, siyah-beyaz-gri bir gazete. İlk sayfada renk sadece Cumhuriyet logosunda olmalı, haberler birbirine karışmadan net görünmeli, haberlerin içeriği öne çıkmalı" dedi. Eserini anlatan bir tasarımcı gibi konuşuyordu. "Le Monde gibi mi" diye sordum. "Tabii ki onun kopyası değil ama benzer bir anlayışta" diye yanıtladı. Cumhuriyet logosunun en üstte yer alması, onun üstünde hiçbir şey olmaması gerektiğini de ekledi.

SAKİN GÜCÜYLE BİR ÜSLUP ADAMI

Cumhuriyet gazetesinin ve iç içe geçtiği Cumhuriyetin tarihi mirasının sorumluluğunu hiç vazgeçmeyen bir kararlılık ve zarafetle taşımayı sürdürdü hep. Hem kendi birikiminden ötürü hem de Atatürk'ün kurucu felsefesinde sanatın tuttuğu yerin verdiği esinle kültür ve sanata hep apayrı bir önem verdi. Diğer tüm basın organlarında kültür ve sanata ayrılan alan sürekli kırpılırken Cumhuriyet gazetesi, İlhan Selçuk yönetiminde kültür-sanata ayırdığı iki sayfayı inatla korudu.

Bir üslup adamıydı İlhan Selçuk; giyimiyle kuşamıyla, 60 metrekarelik evinde sürdürdüğü sade ve sanat ağırlıklı yaşamıyla; sınırları, nezaketi ve sakin gücüyle bir üslup adamıydı. Ama ilkelerinde de asla eğilip bükülmezdi.

Üstelik kimseye boyun eğmişliği, kendi çıkarlarını kovalamak gibi bir kaygısı da olmamıştı. O yüzden rahattı. Cumhuriyet gazetesinden istifa etmek zorunda kaldığı dönemde, en büyük basın patronlarının önüne boş sözleşme koyup "Rakamı siz yazın" dediği, onun da bunu her zamanki nezaketiyle teşekkür ederek reddettiği bilinirdi.