Zıt uyum: Bal ve sirke

Bayram sofrasının değişmez üçlüsü kavurma, pilav ve baklavadır. Elbette sakatat yemekleri de sofrada yerini alır. Ama bir de unuttuğumuz şerbetler var. Unutulmuş şerbetlerin en eskilerinden birinin tadı ise bal ve sirkenin zıt uyumda gizli

Kurban Bayramı'nda kurulan sofra biraz ağırdır. Kendi yağında kavrulan kurban etinin yanında tereyağlı pilav, hatta muhtemelen ciğerli bir iç pilav olunca, o sofradan hafif kalkmak mümkün değildir. Yemek üstüne tatlı bol şerbetli bir ev baklavasıysa o sofra tam anlamıyla ağır bir sofra olur. Bir zamanlar bu yemeklere bir de şerbetler eşlik ederdi. Artık şerbetler bayram sofralarından kalktı, yerini gazlı içecekler aldı. Oysa şerbetlerin sofrada ferahlatıcı bir rolü var; hatta eski zamanların şerbetleri içindeki şifalı otlar ya da baharatlarla hazmettirici özellikleri de önemli. İçindeki şekeri düşünmezsek ya da az tutarsak, şerbetler bayram sofrasının sadece ferahlatıcı tadı değil, kurtarıcısı da olabilir. İşte böyle unutulmuş şerbetlerden biri sirke ve bal uyumu ya da zıtlığı ile ortaya çıkmış olan ballı sirkeli bir şerbet.

Mevlânâ'nın en sevdiği

Tarihin tozlu sayfalarında kalmış olan 'sirkencubin' veya farklı söyleyişleriyle sirkengebin, sirkencübin, sirkencebinn, bir zamanlar İran-Anadolu dünyasında en önemli içeceklerden biriydi. Kelime kökeni olarak Farsça sirke ve bal kelimelerinin birleşmesinden oluşan bu bal-sirke içeceği, Mevlânâ'nın en sevdiği içecek olarak biliniyor. Selçuklu mutfağında önemli bir yer tutan bu karışım, Osmanlı mutfağında da varlığını sürdürmüş. Aslında daha da önce, Antik Yunan döneminde 'oxymel' olarak biliniyor. 'Oxos' sözcüğü Antik Yunancada keskin anlamında sirkeye verilen ad, mel ise bal anlamına geliyor. Benzer bir şekilde Antik Roma'nın en önemli hekimlerinden olan Galen'in tıp öğretilerinde oxymel ya da oxymelo olarak geçiyor. Hazmettirici özellikleriyle tavsiye ediliyor. Aynı şekilde hekimlerin önderi olarak bilinen İbni Sina'nın tavsiyeleri arasında sirkengebin var. Bizde unutulmuş olsa da günümüzde Yunanistan'da naneli olarak hâlâ ferahlatıcı bir yaz içeceği olarak yapılıyor; bir nevi naneli ballı soğuk çay gibi sevilerek tüketiliyor.

Sirkeli iksirler

Bal en doğal ve şifalı tatlandırıcı. Sirke ise pek çok açıdan yararlı. Roma askerleri sulandırılmış sirke içerler ve bununla güç ve sağlık kazanırlarmış. 'Posca' olarak adlandırılan sulandırılmış sirke içme âdeti son derece yaygınmış. Suya sirke katmak, suyu sterilize etmeyi amaçlasa bile mis gibi aromalar içeren ve fazla keskin olmayan sirkelerle yapıldığında hoş bir içecek olurmuş. Nitekim Posca'nın içine çoğu kez aromatik otlar da konulduğu bilgisi var. Bugün bu alışkanlığın devamını Anglosakson kültürde 'Shrub' (okunuşu şrab) denilen sirke-bazlı serinletici içeceklerde görüyoruz. Kırık buz ile servis edilen, bazen içine biraz damıtılmış iksirler katılan, soda ile tamamlanan bu içecek kategorisi, çoğu kez sirke-bazlı serin bir ferahlatıcı gibi sunuluyor. Bazen de sirke yerine temelinde sirke ile hazırlanan tatlı bir şurup kullanılıyor. Kökü 15. yüzyıl şifalı tıbbi iksirlere ve bu iksirlerle hazırlanan içeceklere dayanan bu geleneğin temelinde de Şark etkisi var. İlginç bir not olarak shrup sözcüğünün Arapça içecek ya da içmek anlamına gelen 'şarab' sözcüğünden türediğini de ekleyelim.