Türk kahvesi ileriye nasıl taşınacak

Hız çağında kendimize vakit ayırmak âdeta lüks. Türk kahvesinin tadına varmak bile zor geliyor. Oysa Türk kahvesi sadece keyif değil bir iletişim aracı. Türk Kahvesi Kültürü ve Geleneği Çalıştayı'nda köpüklü bir kahve hatrının nice 40 yıllar boyu sürmesi için adımlar atıldı.

Türk kahvesi sadece bir lezzet, bir taşım keyif değil aynı zamanda önemli bir kültürel miras. Nitekim Türk kahvesi kültürü, 2013 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine kaydedildi. UNESCO'nun "Intangible Cultural Heritage" listeleri "Somut Olmayan Kültür Mirası" olarak çevriliyor ve tarihi anıtlar, arkeolojik sit alanları dışında kalan kültür ögelerini kapsıyor. Bu ifade son yıllarda daha çok "Yaşayan Kültür Mirası" olarak kullanılmaya başlandı. Listede müzik, dans, folklor, gösteri sanatları, tezhip ve el sanatları olabildiği gibi ritüeller ve sözlü gelenek de olabiliyor. Örneğin Türkiye'den listeye giren gelenekler arasında Karagöz-Hacivat, Mevlevi Sema geleneği, Kırkpınar yağlı güreşleri gibi birbirinden çok farklı unsurlar da var. Bazı değerler ise birçok ülkenin ortak mirası olarak listede yer alıyor. Örneğin Nevruz kutlamaları Türkiye'den Moğolistan'a kadar uzanan bir coğrafyada tam 13 ülkenin ortak değeri olarak listelenmiş.

Mutfak kültürü

Son yıllarda mutfak kültürü, yiyecek ve içeceklerle ilgili gelenekler de listede yerini almaya başladı. Türkiye'nin bu konudaki ilk başvurusu, 2011 yılında "Tören Keşkeği ve Geleneği" olmuştu. Bunu 2012 yılında "Mesir Macunu Festivali" izledi. 2013 yılında ise "Türk Kahvesi Kültürü ve Geleneği" listede yerini aldı. İçecek olarak dünyadan listeye giren ilk örnek de bu oldu. Bunların dışında başka ülkelerle ortak başvurularımız da var. Mesela ince hamur ekmek yapım geleneği, yani imece usulü lavaş ve yufka ekmek yapımı, tam beş ülkenin ortak kültürel mirası olarak kabul edildi. Çay kültürü ise misafirperverlik bağlamında Azerbaycan ile ortak mirasımız olarak tescillendi. Bazı kültür unsurları ise tehdit altında ve acil korunması gerekli kültürel miras listesinde yer alıyor. Örneğin Türkiye'deki zeytin yetiştiriciliği, geleneksel zeytinyağı, zeytin hasadı gelenekleri ve ritüelleri, 2023 yılında koruma listesine alındı.

Dünya mutfaklarından listeye giren pek çok örnek var ama tek bir ülke mutfağı olarak ilk Fransız mutfağı tescillendi. O dönemde bu çok eleştirilmişti. Keza Akdeniz diyeti diye bir kavram kabul görmüştü ama kapsadığı yedi ülke arasında Türkiye ve Fransa yoktu. Ortak başvurular ülkelerin ilgili kültür bakanlıkları aracılığıyla yapılıyor. Ortak bir başvuruya sonradan bir başka ülke dâhil olmayı talep edebiliyor. Ancak Akdeniz diyeti kavramı o kadar eleştirildi ki, UNESCO'nun bile unutmak isteyeceği bir karar oldu. Türkiye ve Fransa da üstelememeyi tercih etti. Ülke mutfağı tartışmaları en son İtalya'nın kabulü ile tekrar alevlendi.

Sade, orta, şekerli

Türk kahvesinin UNESCO Yaşayan Kültür Mirası listesine kaydının bazı ülkeleri rahatsız etmesi de kaçınılmazdı. Eski Osmanlı coğrafyasında yer alan veya komşusu pek çok ülke, Türk kahvesine sahip çıkıyor ama kendi ülke adlarıyla anılmasını istiyor. Hâlbuki şu da bir gerçek ki, biz hazır çözünür kahveler çıkmadan önce Türkiye'de bile "Türk kahvesi" demez, sadece "kahve" derdik ve tercihimizi kısaca sade, orta veya şekerli olarak belirtirdik. Komşu da "Yunan kahvesi" demezdi. Türk kahvesi söyleminin uluslararası yaygınlaşmasından gelen rahatsızlık sonucu millileşmeye gittikleri de söylenebilir. Türk kahvesinin UNESCO listesine girmesinden tam 11 yıl sonra itiraz olmasa da yeni bir hamle Arap ülkelerinden geldi. BAE, Umman, Katar, Suudi Arabistan ve Ürdün, ortak başvurusuyla "Arap kahvesi" bir ikram kültürü olarak listelendi.