Dünya lezzet haritasının yeni starları

"Listelerin listesi" olarak adlandırılan restoran değerlendirme sistemi La Liste, 10'uncu yılını Paris'te görkemli bir gala gecesinde kutladı. Sürprizlerle dolu ödül töreninden önce fine-dining dünyasının geleceği masaya yatırıldı.

Her yıl kasım ayının son haftası Paris'te dünyanın en iyi şefleri bir araya geliyor. Seine Nehri kıyısındaki görkemli Avrupa Bakanlığı binasında düzenlenen törende, dünyanın dört bir yanından gelen gastronomi önderleri buluşuyor, restoran dünyasının en prestijli ödülü açıklanıyor. Restoran değerlendirme sistemleri arasında en prestijli ödüllerden biri olan La Liste, tüm değerlendirme listelerinin algoritmasını alarak bir anlamda nihai listeyi oluşturuyor. Diğer değerlendirme sistemleri Michelin, Gault&Millau, 50 Best gibi restoran puanlamalarının yanı sıra restoran kritikleri, ziyaretçi yorumları gibi pek çok kıstası da göz önüne alan sistem, bu yüzden 'listelerin listesi' olarak adlandırılıyor. Tüm dünyadan en yüksek puanı alan 1000 restoran, La Liste'e girmeye hak kazanıyor.

Törende 7 ülke mutfağı

Bu yıl tören öncesi verilen resepsiyona damgasını vuran yedi ülke arasında Asya mutfakları dikkatleri çekti. Klasik olarak Fransa ve İtalya'dan şeflerin yanı sıra Avrupa dışından mutfakların da temsil edildiği davette, Meksika dışında Çin, Japon, Kore ve Kazak mutfağının yer alması bu yılın resepsiyonuna damga vurdu. Her ülke, özellikle de Asya ülkeleri, mutfaklarını yüksek standartta temsil ettiler. Japonya'dan Fukuoka'nın rafine lezzetleri özellikle dikkat çekiciydi. Kore ise sürpriz şekilde Türk mutfağına benzer lezzetleriyle şaşırttı. Tam olarak bizim cızbız köftemiz tadındaki ızgara köfte çok lezzetliydi. Ceviz dolgulu Trabzon hurması kurusu neredeyse tıpatıp cevizli sucuk gibiydi. Meksika mutfağı masasında sunulan taconun da benzer şekilde şiş köfteli dürümden farkı yoktu.

Kazakistan'ın hamlesi

Fakat asıl şaşırtıcı hamleyi yapan Kazakistan oldu. Kazakistan son zamanlarda yoğun bir turizm kampanyası yürütüyor ve tamamen gastronomiye odaklanıyor. Böylesi önemli bir galada yer alması ise Kazakların bu işe ne kadar asıldıklarını gösteriyor. Astana'daki Qazaq Gourmet (Kazak Gurme) restoran şefi Artem Kantsev'in hazırladığı lezzetler en dikkati çeken masa oldu. Ama açık söylemek gerekirse bize de ders niteliğindeydi. Türkiye'nin mutfak kültürünü tanıtmak ve ön plana çıkarmak adına bu tür ortamlarda kendini göstermesi şart. Türk mutfağını yetkin şefleri ve en nadide ürünleriyle tanıtmak için hiçbir eksiğimiz yok ama belli ki bu tarz etkinliklerde tanıtım adına daha fazla çaba gösterilmesi şart.

Fine-dining ölüyor mu

Ödül töreni öncesinde aynı gün düzenlenen basına yönelik konferansta, La Liste genel direktörü Helene Pietrini bu soruyu yöneltti. Sorduğu kişilerin fine-dining dünyasının kreması kabul edilen şefler olduğu düşünülürse cesur bir soru! Ancak gene kendisi hemen ekledi; yoksa lüks restoranlar daha ulaşılabilir versiyonlarıyla birlikte yaşamaya devam mı edecek Yoksa bambaşka yeme-içme konseptleri mi gelişecek La Liste kurucularından Jörg Zipprick, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Avrupa'da pek çok köklü klasik restoranın kapanmak zorunda kaldığını tekrar belirtti. Ortak öngörü restoranların giderek çeşitleneceğini gösteriyor. La Liste gibi değerlendirme listeleri, klasik fine-dining restoranların yaşamasını sağlamak kadar gastronomi dünyasının çeşitlenmesine sebep oluyor.