Geçtiğimiz günlerde Antalya Adrasan açıklarındaki gemi batığından çıkarılan 6 bin 511 parça Rhosus seramiği tabak çanak, acaba hangi şölen sofralarını süsleyecekti Antik sofralar nasıl kuruluyordu
Antik bir sofrayı kurmak artık bir hayal değil. Geçen yıl Antalya'nın batısındaki Adrasan açıklarında başlatılan su altı kazısı, 2100 yıl öncesinde bir şölen sofrasının ne denli görkemli olabileceğini gösteriyordu. Bundan tam 2100 yıl öncesinde Adrasan açıklarında doğudan batı yönüne giden seramik yemek takımları yüklü gemi. Geminin Rhosus Limanı'ndan yani bugünkü Arsuz'dan yola çıktığı anlaşılıyor çünkü tüm yükü Roma dünyasında nam kazanmış Rhosus seramikleriyle dolu. Rhosus seramikleri literatürde "Eastern Mediterranean Sigillata" olarak geçen Doğu Akdeniz'in en kıymetli seramikleri olarak biliniyor. İlginç olan o dönemlerde ticaret gemileri karışık yük taşırken bu gemi sadece ve sadece yemek takımları dolu. Hem de tıka basa! Gemi batığından bugüne kadar 6 bin 511 parça kırılmadan bütün olarak çıkarılmış. Bütün olarak çıkarılabilmesindeki en büyük etken ise muhteşem bir buluş olan kargolama tekniği.
Roma'da çok revaçta
Tam 122 farklı form ve boyutta, hepsi farklı amaçlar için tasarlanıp yapılmış bir yemek seti söz konusu. İnsanın aklına özel bir sipariş mi vardı diye geliyor. Kim bilir belki Roma imparatoru için görkemli bir kutlama, belki de gösterişli bir düğünde kullanılacaklardı. Zamanında böyle siparişler verildiğini ise bizzat Romalı yazar, hatip ve devlet adamı Çiçero'dan biliyoruz.
Çünkü bulunan kaplar çeşit çeşit, kimisi çukur kâse, kimisi geniş tepsi, kimisi servis tabağı gibi. Bir kere zenginlerin sofralarında gösteriş de önemliydi. Dolayısı ile sofrada arada bir atıştırmak için gerek taze meyve gerekse de kuru meyve yemişler bulundurulurdu. Salkım salkım üzüm ve incir en revaçta meyvelerdi. Halkın yiyeceği genellikle buğday ve arpa lapası olurken, zenginler yassı tekerlek gibi ekmekler ve incir yaprağına sarılarak saklanmış peynir çeşitleri yerdi. Zengin sofralarda çeşitli av etleri ve av kuşları da olur, ateşte kızartılmış ördek, kaz gibi kümes hayvanları ve av kuşları en âlâ şölenleri süslerdi. Yassı tepsi gibi tabaklarda muhtemelen böyle kızarmış kümes hayvanları servis ediliyordu.
Nadide lezzetler
Kuşkusuz Akdeniz havzasında ticareti yapılan tabak çanakların yanı sıra yiyecekler de bulunuyordu. Amfora denilen küpler içinde zeytinyağı başta olmak üzere şarap gibi içecekler, kimi zaman da kuru yiyecekler taşınıyordu. Tütsülenmiş, kurutulmuş, tuzlanmış balık gibi ürünlerin sevilen ürünler olduğu biliniyor. Ama en kıymetli olan, deyim yerindeyse o zamanın gurme ürünü olan fermente balık sosu "garum" en revaçta lezzetlerden biriydi. Bazen Akdeniz'in bir köşesinde üretilen bir sosun ya da ürünün, Akdeniz'in bir başka köşesine gittiğini görüyoruz. Örneğin Antakya-Arsuz'un kırmızı tabakları gibi Torosların tepesindeki Sagalassos kentinin kırmızı tabakları da meşhurdu. Bunlar Kuzey Afrika'ya İskenderiye Limanı'na gider, oradan da işçi kölelerin yanı sıra bir dolu Afrika ürünü gelir, en sevileni ise tuzlanmış balık olurdu. Sagalassos o zamanlar bir lüks ve eğlence şehriydi ve Pazaryeri Macellum'da en nadide yiyecekler bulunurdu. Pazaryerinde bulunan balık kılçıklarının dünyada sadece Mısır-Nil Deltası'nda yaşayan balıklar olduğu da analizlerle tespit edildi ve böylece İskenderiye Limanı'ndan Toros tepelerine uzanan ticaret ağının izi sürüldü.

8