Eskişehir'deki Küllüoba kazısında bulunan ekmek kalıntısı Anadolu'nun tarım tarihine yeni bir ışık tutuyor. Küllüoba sayesinde şimdi bu buğday türlerini ağırlıklı olarak Eskişehir civarında yetiştirmek ve tarım mirasına sahip çıkmak için çalışmalar başlatıldı bile
Anadolu tarımın başladığı yer. İnsanoğlunun avcı toplayıcı topluluklardan tarıma ve yerleşik düzene geçişin hikâyesi bu topraklarda yazılmış. Önce yabani buğday biçilmiş, sonra ekimine geçilmiş. Mağaralarda yaşayan insanlar yavaş yavaş kendi yaşam düzenlerini oluşturmuşlar, evler inşa etmişler. Buğday tarımının başlamasıyla mağaradan yerleşik düzene geçilmiş, ilk kentler oluşmuş. Bir anlamda buğday, arpa ve benzeri tahılların tarımıyla medeniyet gelişmiş. Buğdayın öğütülmesi ve un hâline getirilmesi, undan ekmek yapılması ise apayrı bir serüven. Muhtemelen buğday ilk başlarda tane olarak bulgur şeklinde tüketiliyordu. İlk ekmek ise mayalanmamış yassı bir ekmek türü olsa gerekti. Öğütülmüş buğdaydan mayalanmış ekmek yapılması sonraları gelişti. Zaman içinde buğday türleri de çeşitlendi, buğday kendi içinde bir evrim geçirdi. Mayalanmaya müsait, glüteni yüksek buğday türleri ortaya çıktı. Anadolu ve Yukarı Mezopotamya gerek ekmeğin gerekse de buğdayın tarihinin yazılacağı coğrafya.
Kullüoba Höyüğü kazılarında bulunan yanmış ekmek M.Ö. 3100 tarihli.
Eskişehir'in en eski şehri
Eskişehir yakınlarındaki Küllüoba kazısı buluntuları tarım ve yiyecek tarihi açısından önemli veriler sunuyor. Küllüoba Höyüğü, Eskişehir'in en eski şehri olarak anılıyor, 5 bin yıllık tarihiyle bu ünvanı hak ediyor. Prehistorik dönemlerden kalan yerleşim özellikle erken Tunç Çağı buluntularıyla tarihe ışık tutuyor. Prof. Murat Türkteki başkanlığında yürütülen kazı çalışmalarında bulunan yanmış bir ekmek kalıntısı ise yemek tarihi açısından önemli. Çünkü böyle bütün olarak bulunmuş ekmek kalıntısı, arkeolojik açıdan az rastlanan bir özellik. Diğer taraftan tarım tarihi hakkında da ilginç verilere ulaşılmış. Örneğin kuraklık yaşandığı dönemlerde susuz tarıma yönelerek buğday veya arpa yerine karaburçak yetiştirilerek kuraklıkla mücadele edilmiş.
Mirasın Sofrası'yla ekmek geleneği gurme bir yemek eşleşmesiyle sunuldu.
Mercimekli gernik ekmeği
Ekmek kalıntısı, 2024 yılının eylül ayında kazı çalışmaları kapanmadan sadece 10 gün önce bulunmuş. Ekmeğin yakılması ve eşiğe yerleştirilmiş olması ilginç. Belli ki ritüel bir uygulama, belki de eve bereket getirmesi için yapılan bir inanış. Radyo karbon analizlerine göre bulunan ekmek milattan önce 3100 tarihine ait. Yuvarlak formda, 12 buçuk santimetre çapındaki iki buçuk santimetre kalınlığındaki ekmek şimdilik bulunan tek örnek. Buğday cinsi Triticumdicoccum, yani bugünkü gernik buğdayı ya da kavılca buğdayına yakın. Ekmeğin içinde mercimek taneleri de var. Ekmeğin bulunması hemen gazetelerde konu olmuş, bunu gören Eskişehir merkezli Lesaffre Türkiye Genel Müdürü Ünsal Yamaner çok heyecanlanmış ve kazı başkanı ile görüşmek istemiş. Böylece iş birliğinin önü açılmış, sadece maya ve fırıncılık ürünleri üreticisi olarak değil, kültürel mirasa katkı vermek amacıyla Lesaffre, Küllüoba kazısının ana sponsoru olmuş.

4