Yunanistan haddi aşıyor!

Yunanistan, özel bir statüye sahip olması gereken, Batı Trakya Türk azınlığının kendi dilinde eğitim alma hakkına yönelik de benzer bir politika izliyor. 1970'li yıllardan beri, Batı Trakya'daki azınlık eğitimiyle ilgili alana müdahil oluyor. Yunan devleti, düzenli ve sistematik bir şekilde, Türk azınlık okullarının yapısını tahribata uğratıyor.

1930'lu yıllarda üç yüzün üzerinde olan Türk azınlık ilkokullarının sayısı, gelecek eğitim öğretim yılı öncesinde 8 Türk azınlık ilkokulunda eğitimin askıya alınmasıyla birlikte; Rodop, İskeç›e ve Meriç illerinde 76'ya kadar geriledi. Dolayısıyla Türk azınlık okullarının askıya alınması veya kapatılması ne ilk, ne de son olacak gibi görünüyor.

Yunanistan Eğitim Bakanlığı, her yıl yaz başında, bir sonraki eğitim ve öğretim döneminde askıya alınacak ve kapanacak okulları ilan ediyor. Öğrenci sayısı on beşin altına düşen devlet okullarında, "öğrenci sayısının yetersiz olduğu" gerekçesiyle, eğitim askıya alınıyor. Üç yıl eğitimin askıda kaldığı okullar ise resmi olarak kapatılabiliyor.

İki dilli bu azınlık okulları sadece bir binadan ibaret değildir. Bu okullarda eğitim müfredatının yarısı Türkçe yarısı ise Yunanca olarak işleniyor. Anadil Türkçe'nin yanında Türk kimliğine ait temel öğelerin de çocuklara anlatıldığı bir eğitim ve öğretim faaliyeti yürütülüyor. Hal böyle olunca, bu ilkokullar, sadece Türk dilinin değil; Batı Trakya'daki Türk kimliğinin, Türk tarihinin ve Türk kültürünün bel kemiğini oluşturmaktadır.

Bu sebeple, Türk azınlık okullarının kapısına kilit vurması, bir okul binasının kapanmasından çok öte anlam taşımaktadır. Bu okulların kapatılması demek Müslüman Türk azınlık varlığının devamı adına önemli bir tehdit oluşturmaktadır.

Meselenin daha iyi anlaşılması adına, 1947 yılında Yunanistan'a dâhil olan, Türkçenin olmadığı veya okutulmadığı Rodos ve İstanköy›ü ele alalım. 1972 yılından beri Rodos'ta Türk okulları kapalıdır. Buradaki Müslüman Türk çocukları, kendi ana dillerini okullarda öğrenemiyorlar. Kendi ana dillerini okullarda öğrenemeyen Türk çocukları sadece Yunanca temel eğitim almak zorunda kalmaktadır. Bu yerleşim yerlerindeki Türk çocukları, kendi aralarındaki iletişimi büyük oranda Yunanca konuşarak sağlamaktadır. Bu durum, her iki yerleşim yerinde, Türkçenin ve Türk kültürel kimliğinin zayıflamasına sebebiyet vermiştir.

Yunan kültürünün etkisinde kendi ana dillerinden uzak büyüyen nesiller, kaçınılmaz bir şekilde, hâkim kültür içerisinde asimile olmaktadır. Bu hususun en büyük yansıması, karma evlilikler ile ön plana çıkmaktadır. Dilinden ve dininden uzak kalan bir milletin, asimile olmaması mümkün değildir.