Çetnik Sırpların acımasızca saldırdığı Srebrenitsa ve siyonistlerin musallat olduğu Gazze, Batının ve batılın maskesini düşürmüştür. Geçmişleri temizlenemeyecek derecede kirli, kanlı ve karanlık olanların ürettiği demokrasi, insan hakları, eşitlik ve ifade özgürlüğü gibi kavramların ne kadar sahte olduğu artık ortaya çıkmıştır. Batı medeniyetinin esası ve evveliyatı budur.
Gelelim, meselenin çözüm yoluna...
Bosna'da 1992-95 yılları arasında yaşananlar, İslam milleti zayıf düştüğü için yaşanmıştır. Aynı şekilde İsrail'in vücut bulması da İslam âleminin birlik ve beraberlikten en uzak ve oldukça zayıf olduğu bir dönemine denk gelmiştir.
Rahmetli Aliya İzetbegoviç, "Ne yaparsanız yapın soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır" diyor. Ve şunu da söylüyor: "Çocuklarınıza asil ve iyi olmaları gerektiğini söyleyin. Fakat güçlü olmak zorundayız. Bu dünyada sadece güce saygı duyuyorlar."
Güçlü olmanın ilk şartı ise birlik ve beraberliğin sağlanmasıdır. Birlik olmadan dirlik sağlanmaz. Beraberlik olmadan, zorluk ve kötülükler aşılmaz. Elbette, gücün yanı sıra, kuvvetli bir hafıza da şarttır.
İşte bu farkındalıkla, 23 Temmuz'da Paris'ten yola çıkan bir 'Filistin konvoyu' var. Farklı ülkelerden yüzlerce aktivistin yer aldığı bu konvoy, Strazburg durağının ardından, 26 Temmuz'da önce Srebrenitsa'ya ve ardından Saraybosna'ya uğradı. Daha sonra Podgoritsa'ya üzerinden, İşkodra ve Tiran'a geçtiler.
Filistin konvoyu, Selanik'in ardından, önümüzdeki günlerde Edirne ve İstanbul'a gelecek. Devamında Irak ve Ürdün üzerinden Filistin'e ulaşacaklar inşallah.
Filistin konvoyunun, Srebrenitsa'ya gitmesi oldukça önemli. Bosna'dan Filistin'e uzanan acının, dökülen gözyaşlarının ve yarım kalan anne sevgisinin ortak hüznünü yüreklerinde taşıyorlar. Dün Srebrenitsa'da yaşanan acıyı unutmadıkları gibi, bugün Gazze'de yaşanan zulme de sessiz kalmıyorlar.
Srebrenitsa ve Gazze'yi aynı duyguda buluşturup, birbirine yakın kılan şey elbette öncelikle müşterek inançlarıdır.Fakat asıl belirleyici olan, her iki coğrafyada da soykırıma uğrayanların varlığı ve dokunaklı hikâyeleridir.

25