Onur ve gururumuz: TİKA...
Ayhan Demir
Yüz yıl önce başımıza ne geldi Ve bu nasıl oldu İşte bu soruları, halen, tam manasıyla cevaplayabilmiş değiliz. Cevaplardan bir tanesi, belki de birincisi: Birinci Cihan Harbi'nin sonunda fikrî ve coğrafî bütünlüğümüzü kaybettik.
Bir asır sonra, neyi kaybettiğimizi anlamaya / hatırlamaya başladık. Devletimiz ve milletimiz, yeniden bütünlük fikrine kavuştu. Milletimiz aslına döndükçe, devletimiz hafızasına kavuştukça, dışarda bırakılanların farkına vardı, varıyor.
Özellikle iki binli yıllarda, bir istikamet tutturduk. Gücümüz ölçüsünde başarılı da olduk.
Milletin ve memleketin onuru haline gelmiş olan resmi ve sivil birçok güzide kurumumuz ve kuruluşumuz, çeşitli coğrafyalarda imar ve ihya faaliyetlerini sürdürüyor. Öyle ki, dünyada en çok insanî yardım yapan, cömertlik gösteren üçüncü ülkeyiz.
Kişi başına düşen millî gelire göre hesaplanırsa, en çok insanî yardım yapan milletiz, ülkeyiz. Üstelik bu yardımlar, menfaatten uzak duygularla; siyaseten değil, İslamiyet ve İnsaniyet adına yapılıyor. TİKA'nın (Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı) mevcudiyetine ve gayretlerine hep bu gözle baktım, bakıyorum.
Balkanlar'dan Orta Asya'ya, Latin Amerika'dan Güneydoğu Asya'ya veAfrika'nın uzak köşelerine kadar 170'ten fazla ülkeyegidilmekte, yaralar sarılmakta, gönüllere dokunulmaktadır.
Başta eğitim ve sağlık olmak üzere üretim, tarım ve hayvancılık, sosyal ve idari altyapılar güçlendiriliyor. İstihdam, temiz suya erişim ve kültürel hayata katkı sağlanıyor. Traktör ve endüstriyel ekipman temin ediliyor, su kuyusu açılıyor, arıcılık faaliyetleri destekleniyor, sebze-meyve fidesi temin ediliyor.
Bitmedi, devamı var.
Faaliyet gösterilen coğrafyalarda kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının, kurumsal altyapılarının geliştirilmesine ve insan kaynağının yetkinliklerinin arttırılmasına destek sağlanıyor.
Kalkınmanın sadece ekonomik boyutuyla değil, sosyal ve kültürel değerlerin korunması, yaşatılması ve zenginleştirilmesiyle de ilgileniliyor. Kadınlar, engelliler, yetimler, savaş mağdurları ve dar gelirliler başta olmak üzere dezavantajlı kesimler için projeler üretiliyor.
Dahası da var.
Balkanlar, Orta Asya, Kuzey Afrika başta olmak üzere,dünyanın dört bir yanındaki ortak tarihi eserlerin ve kültürel yapıların korunması, restorasyonu ve toplumun faydasına sunulması için çalışmalarda bulunuluyor. Camiler, köprüler, türbeler, çeşmeler ve arşivler.
Dile kolay, 30 binden fazla proje ve faaliyet hayata geçirilmiş. Konuyla ilgili detaylı fikir edinmek isteyenler, TİKA'nın resmi sitesine veya sosyal medya hesaplarına bakabilir.
TİKA'nın faaliyetleri kapsamında, özellikle bahsetmek istediğim başka bir husus daha var. Hep maddi çalışmalar dile getiriliyor. Kültürel, sanatsal veya manevi hizmetlerden neredeyse hiç bahsedilmiyor. Sözgelimi, Türkmenistan'ın Merv şehrinde Sultan Alpaslan'ın kayıp kabri aranıyordu. Her ne kadar bu proje, açgözlü birkaç Alman yüzünden rafa kaldırılsa da inşallah yeniden hayata geçecektir. Buna ilaveten: İstanbul›da toprağa karışmış, düşmanlığa maruz kalmış mescidler bulunup ihya ediliyor. Balkanlar'da ecdad yadigârı eserler tekrar hayata döndürülüyor. Unutulanlar hatırlanıyor.

8