Neyi kaybettiğini hatırla!

Neyi kaybettiğini hatırla!
AYHAN DEMİR

1910-11 yılında vefat eden bir vatandaşımız Berat, Drama, İpek, Kalkandelen, Kavala, Resne, Selânik, Manastır, Üsküp, Yanya ve İşkodra gibi onlarca şehri ve yüzlerce kazayı bizim bilerek hayata gözlerini yumdu. Kayıp acısı yaşamadı. Şehirlerin ve isimlerin düşüşü, İslam ahalisinin perişan oluşu ve başka birçok şeyi…

Sokaktaki insanlara, "İstanbul'dan önce fethedilen Üsküp ve üçüncü büyük şehrimiz Selanik, birkaç sene sonra İslam beldesi olmaktan çıkacak" deseydiniz, nasıl bir tepkiyle karşılaşırdınız Böyle bir şeyin olabileceğine ihtimal verir miydi Selanik'teki Hamideye'nin Dospat, Selanik vilayetine bağlı Sarışaban kazasının Chryssoupoli, Cisr-i Mustafapaşa'nın Svilengard olacağı aklına gelir miydi

Falih Rıfkı Atay, Zeytindağı isimli eserinin önsözünde şöyle söylüyor: "Bizden Belgrad'ı aldıkları zaman, düşman delegeleri Niş kasabasını da istemişlerdi. Osmanlı delegesi ayağa kalkarak; "Ne hacet" dedi, "İstanbul'u da size verelim." Babalarımız için Niş, İstanbul'a o kadar yakındı. Biz eğer Vardar'ı, Trablus'u, Girit'i ve Medine'yi bırakırsak, Türk milleti yaşayamaz sanıyorduk. Çocuklarımızın Avrupa'sı Marmara ve Meriç'te bitiyor." (Milli Eğitim Basımevi, 1970, Sayfa 12)

Yalan yok, "Selanik'i Yunan, Filibe'yi Bulgar, Üsküp'ü Makedon şehri yapmaya kimin gücü yetebilir" diye düşünüyorduk. Ama olmaz dediğimiz oldu. Üstelik o zamanlar, Selanik ve Üsküp'teki Müslüman sayısı, Trabzon ya da Van'daki Müslüman sayısından daha fazlaydı. Buna rağmen oldu.

Beş yüz yıllık vatan topraklarının, sadece birkaç yıl sonra daha ne olduğunu anlamadan, birkaç ay içinde kaybedilmesi. Yılmaz Öztuna'nın rakamlarıyla, 158 ilçe ve 33 vilayetin, bir daha geri alınamayacak şekilde elden çıkması. Telâfisi imkânsız kayıplar, yıkımlar.

Ekim 1912'de, fethi İstanbul'dan daha eski olan nice beldemize uzak düştük. Birkaç örnek verelim: Kumanova 14 Ekim, Görice 20 Ekim, Yeni Pazar 22 Ekim, Kozana 24 Ekim, İştip 25 Ekim, Priştina 26 Ekim, Selanik 27 Ekim, Taşlıca 29 Ekim, İpek ve Prizren 30 Ekim.

Kasım ayında, kayıplarımız artarak devam ediyor. Çözülme sürüyor: Kalkandelen 1 Kasım, Gostivar 2 Kasım, Drama ve Vardar Yenicesi 3 Kasım, Pirlepe 5 Kasım, Kavala 7 Kasım, Mestanlı 17 Kasım, Manastır 18 Kasım, Resne 20 Kasım, Ohri, Gümülcine ve Dedeağaç 21 Kasım, Tiran ve Draç 28 Kasım.

Aslında arada hiç boşluk yok. Uzamasın diye kısa tuttum.

Aralık ayının ilk günü Elbasan da düşüyor. İki gün sonra 3 Aralık 1912'de Birinci Balkan Savaşı'nı sonlandıran mütareke, imzalanmıştır.

Birinci Balkan Harbi'nden sonra yayınlanan haritalarda, kaybedilen topraklarımız siyah renkle gösterilir. Boşluğun içinde sadece iki kelime vardır: Esir Vatan.

Vatanın esaretten kurtulacağına inananların sayısı hayli fazladır.

Yanya ve İşkodra savunmalarını biliyoruz. Ulaşma, yardım etme imkânı kalmamış iki beldemiz. Her türlü zorluğa rağmen bu şehirlerdeki direniş sebeplerimizden biri de bu umuttur.

Esat Paşa komutasındaki Yanya Kolordusu; Yanya ile İstanbul arasında hiçbir bağlantı kalmamasına, yardım ve kurtuluş umutların tükenmesine, aradaki uçsuz bucaksız toprakların bir daha gelmeyecek şekilde elden çıkmasına rağmen, şehri Yunanlılara karşı savunmaya devam etmiştir.