Batı Trakya'da neler oluyor

Yunanistan, Batı Trakya Türklerine müftü atayarak dini özerkliği ihlal ediyor; peki Lozan'ın "Müslüman azınlık" tanımı kullanırken etnik temele dayalı muamele yapmak mantıklı mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Yunanistan'ın Batı Trakya Türk Azınlığına karşı eğitim ve din alanında hak ihlalleri yaptığını, özellikle müftülük meselesinde 1985'ten beri seçim hakkını fiilen ortadan kaldırdığını savunuyor. Lozan Antlaşması'na dayanarak bu uygulamaların uluslararası hukuku ihlal ettiğini ileri sürüyor. Ancak Yunanistan, farklı dinlere mensup diğer azınlıklara neden benzer kısıtlamalar uygulamıyor sorusu açık kalıyor.

Dahası var.

Atina yönetimi, etnik anlamda, Türk kimliğini ve kültürünü de inkâr ediyor. Örneğin, "Türk" veya "Batı Trakya" ifadesi bulunan, İskeçe Türk Birliği ve Batı Trakya Fenerbahçeliler Derneği gibi STK'ları kapatıyor, okul tabelalarını indiriyor.

Batı Trakya Türk Azınlığı, eğitim hak ve imkânlarından da yeterli ölçüde faydalanamıyor.İlk ve orta dereceli azınlık okullarının sayısı oldukça az ve eğitim kaliteleri çok düşük. Okullarda, Türkiye'de eğitim almış öğretmenler yerine, Selanik Özel Pedagoji Akademisi'nden mezun öğretmenler görevlendiriliyor. Mevcut okullar, ihtiyacı karşılayamıyor. Çocuklarının iyi bir eğitim almasını isteyen veliler, mecburen, diğer devlet okullarına yöneliyor. Bu durum, azınlık okullarının varlık sebebini tehdit ediyor.

Bitmedi, bitmiyor.

Atina yönetimi, Batı Trakya Türk Azınlığı tarafından seçilmiş olan müftülere karşı kendi atadığı müftüleri dayatarak,dini hayata yönelik baskı uyguluyor. Bir yanda, hukuki ve yargısal yetkilerini kullanamayan; yalnızca dini lider olarak görev yapabilen, cemaat tarafından seçilmiş müftüler var. Diğer tarafta ise devlet memuru statüsünde olan Atina yönetimi tarafından atanmış müftüler.

Atina yönetiminin Dimetoka'ya müftü atanmasının ardından Gümülcine ve İskeçe için de benzer bir süreci başlatması, bu husustaki hak ihlalleriniyeniden gündeme getirdi.

Yunanistan'ın Batı Trakya'daki müftülük uygulamaları, uluslararası hukuk ilkelerini ihlal ediyor. 1913 Atina ve 1923 Lozan Barış Antlaşması ile Batı Trakya Türkleri, eğitim ve din alanında özerk kılındı. Bu doğrultuda, Yunan iç hukukunda yasa da çıkarıldı.

1985 yılına kadar müftüler, Batı Trakya Türk Azınlık cemaati tarafından belirleniyordu. Bugün, bu hak, fiilen ortadan kaldırıldı. Fakat Lozan'da müftülerin seçimi hakkında bir hüküm bulunmadığını söylemek; hukuk devleti ilkesi temelinde, "herkes için eşitlik" ilkesiyle bağdaşmıyor. Yunan makamlarının, müftülük meselesindeki tutum ve açıklamaları uluslararası hukuku hiçe saymaktadır.

Hukuk devleti olduğunu iddia eden ve hukukun önünde eşitlik ve dini özgürlükleri herkes için güvence altına aldığını iddia eden Yunanistan'a hatırlatmak isteriz: Yunan anayasasında hâkim din Ortodoks Hristiyanlık olmasına rağmen kilisenin din adamları devlet tarafından belirlenmiyor. Aynı şekilde diğer dinlere mensup olanlar da özerktir, özerk olmalıdır. Ne var ki Yunan devleti, yalnızca Trakya Türk Azınlığına müftü atama yoluna gidiyor.