Düşünce ve Tefekkür

Beyin düşünce merkeziyse, kalp tefekkür merkeziyse, peki ölüm ötesini algılayan organ hangisidır?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, insanın dünya hayatını sorgulaması ve Tanrı'ya ulaşması için tefekkürün gerekli olduğunu savunur. Bu iddiayı, insan vücudunun ve evrenin mükemmeliyetini kanıt göstererek ortaya atar. Ancak beyin algılamamasına rağmen, dini metinleri algılaması gerektiğini söyleyen yazarın, rasyonel düşünceyle inanç arasındaki çelişkiyi nasıl çözdüğü açık değildir.

Dünya hayatı bir kez yaşanıyor. Sonra insan, ölüm perdesinden süzülüp Ukbâ hayatına geçiyor. Tabii buna inanıp-inanmamak bu sonucu değil, sadece kişinin kendi akıbetini etkiler. Oysa biraz düşünüp biraz da tefekkür etmekle aslında çok şey değişebiliyor.

Peki nedir bu tefekkür ...
Tefekkür, mahlukat üzerinden Hâlık'a ulaşmaktır. Onu bulduktan sonra da teslimiyetini arz etmektir.
Burada elde edilecek kazanım sadece Öteki Âlem'le sınırlı değil elbette ki. Eğer tefekkür edebilse insan, bu dünyada da huzurun membaına ulaştığını fark edecektir.
...
Ne mi yapmalı ...
Evvela şu fani âlemle olan bağları biraz gevşetecek insan. Sonra epiy bir derin düşüncelere dalacak. Zaten arkasından tefekkür gelecektir.
Ben kimim..
Nasıl bir varlığım..
Neden varım..
Nasıl var oldum..
Ölüm var!..
Bir gün doğan başka bir gün mutlaka ölüyor!..
Öldükten sonra ne olacağım..
Şu uçsuz bucaksız âlem denen varlık neden var..
Nasıl var oldu bu Evren..
Başlangıcı nedir Bir başlangıcı var ise ondan öncesi nedir..
Bu devasa yapı kendiliğinden nasıl var olabilir..
Kendiliğinden var olan bir yapı kendiliğinden nasıl böylesine muhteşem bir ahenk içerisinde seyr-i endam edebilir..
Tıpkı insan gibi bu evrenin de bir sonu olacak mı..
...
Peki ya insan kendiliğinden nasıl böylesine bir mükemmeliyete sahip olabiliyor..
Organlarım, kalbim, atar damarlar, toplar damarlar; ağız, burun, göz, kulak... her birinin farklı farkı görevi var ve her biri farklı farklı hücre yapısından oluşmuş. Öte yandan sanki birileri kontağı açmış, marşa basmış ve vücut bir araba misali çalışmaya başlamış, hiç ama hiç durmamacasına...
Düşünebiliyorum!..
Konuşabiliyorum!..
Yorum yapabiliyor, karar verebiliyorum!..
Yeyip, içip, yürüyüp, koşabiliyorum!..
Hiç yoktan topraktan canlar yeşeriyor, bitkiler, türlü türlü yemişler, meyveler...
Hayvanat, kuşlar, balıklar
Dağ, deniz; hava, oksijen,
Uçaklar, gemiler...
Yollar, yokuşlar, tırmanışlar...
...
Ya sonra..
Sonra ölüm perdesinin ötesine süzülüyor insan!..
Ölüm insan için nasıl bir son olabilir ki
Ölümle yok olunacağını düşünmek bir aczi-yet ifadesi olmaz mı..
Düşünen bir varlık ölüm ötesini de düşünebilmeli elbette. En azından araştırabilmeli...
...
Düşünce, insan beyninin bir ürünüdür. Beyin bedenin yönetim merkezidir.