Kolektif sevgi

Bendeki mutluluğun arayıp da bulamadığım adını, komşum / arkadaşım yazar Seray Şahiner koydu: "Birinin bu kadar kolektif bir şekilde sevildiğini görmek çok iyi geldi" dedi. Tam da buydu pazartesi gecesi hissedilen, 100 kişilik kolektif bir sevgi çemberi. Ortasında da basınımızın 'duayen' ismi denilemez, nefret eder o sözden, temel taşlarından diyeyim, suyun yönünün değiştirenlerinden diyeyim ya da 'rock star'ı diyeyim, hoşuna gider: Tuğrul Eryılmaz. Zira kendisi 80 yaşını doldurdu bu ocak ayında. Doğum günü 19 Ocak'tır aslında ama sevgili dostu Hrant Dink'in aramızdan koparıldığı gün olduğu için yıllardır kutlamazdı. Bu yıl 80 diye niyet ettik, bu sefer kar yağdı. Neticede 24 Ocak akşamı Yakup'ta toplanarak bu yuvarlak sayıyı kutladık.

Medyanın çeşitli kuşaklarını bir araya getiren bir geceydi. Tuğrul Eryılmaz'ın akranları, gençler, daha gençler, en gençler… Mülkiyeliler, yolu onunla Nokta'da kesişenler, Sokak dergisinde buluşanlar, Cumhuriyet, Yeni Gündem, tabii ki Radikal ve en son Milliyet Sanat'ta birlikte çalıştığı meslektaşları. Ve de şu anda 'Düzeyli Magazin' köşesini yazdığı T24'teki arkadaşları, her hafta 'cefasını çeken' editörü. (Sanat dünyasından ünlülerin, Cihangir mahallesi muhtarlarının, aile hekimimizin de olduğunu eklemeliyim.)

Şimdi bu 'cefa', arkadaşımız Deniz Gökçe'nin onu anons ederken kullandığı bir söz. Hakkında o gece yapılan bütün konuşmalarda da vurgusu vardı bunun, Tuğrul Eryılmaz eşittir huysuzluk. Geceye dışarıdan tanık olan birisi herhalde deli bunlar derdi. Madem bu kadar aksi, bu kadar insan niye toplanmış burada Üstelik gerçekten başka bir sebeple yan yana gelmeyecek, gelse hiçbir konuda anlaşamayacak kadar farklı insanlar kimileri. Bu 'kolektif' sevgiyi nasıl açıklayabiliriz

Ben meslek hayatının dört yılını Radikal İki'de, dört yılını Milliyet Sanat'ta, iki senesini de beraber hayatının kitabını yazarak Tuğrul Eryılmaz ile beraber geçirmiş biri olarak bunu onun nehir söyleşimizde ettiği bir cümle ile açıklamak isterim. Hatta bunu kitabın adı yapmak bile istemiştim, romantik olduğum için: "Kalbim hep doğru yerdeydi" demişti; "Aklım beni zaman zaman yanıltmıştır ama kalbim hep doğru yerdeydi".

Bu mesela o kadar çok şeyine yansıyor ki, bir kere en önce mesleğine, İletişim Yayınları'ndan çıkan kitabımızın adı "68'li ve Gazeteci" oldu sonunda, çünkü o en çok bu ikisi. Bir meslek ancak bu kadar tutkulu yapılabilir ve bir insanın hayatının her alanına bu kadar tesir edebilir. Her olayın diğer yüzüne bak, her iki tarafa söz ver, belli durumlarda ama pozitif ayrımcılık yapmayı ihmal etme, sesini duyuramayanların sesi ol, kalbin doğru tarafı seçsin işte.